Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema Bu filmlerle modunuzu değiştirin! İşte kendinizi iyi hissettirecek 20 film
        1

        Ahtapottan Öğrendiklerim (2020)
        (My Octopus Teacher)

        Hikâye, Craig Foster’ın çocukluğuna kadar uzanıyor. Belgesel sinemacı Foster’ın çocukluğu, Güney Afrika’da Cape Town yakınlarında, Atlantik Okyanusu kıyısında geçiyor. O yıllarda okyanusta yüzmeyi, şnorkel ve gözlükle dalıp ‘yosun ormanı’nda dolaşmayı çok seviyor. Yıllar sonra hayatı tıkanıp kaldığında, yeniden okyanusa dönmeye karar veriyor. Ve bir gün, kendini deniz kabuklarıyla kamufle eden dişi bir ahtapot görüyor. Kamuflaj tekniğindeki zekâ, beceri ve ustalık, Foster’ı o kadar şaşırtıyor ki onu yuvasına kadar takip ediyor. Sonraki günlerde her gün hiç aksatmadan yuvasının önüne gidiyor; bir süre sonra kamerasını da getiriyor. Amacı ahtapotu yakından gözlemlemek, onunla bağ kurmak ve yaşadıkları deneyimi kaydetmek… En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan film, bilimsel veri ve bilgiler üzerinden değil kişisel hikâye üzerinden gelişiyor. Seyirciyi duygusal olarak yakalaması, ‘asosyal’ yanıyla tanınan bir deniz canlısını karakter haline getirebilmesinden, onu hikâyenin içine yerleştirebilmesinden kaynaklanıyor. (Netflix)

        2

        Mary Poppins: Sihirli Dadı (2018)
        (Marry Poppins Returns)

        54 yıl sonra karşımıza gelen devam filminde, Mary Poppins (Emily Blunt) çocuklarına bakmakta zorlanan baba Michael Banks’i (Ben Whishaw) kurtarmak için yeryüzüne iniyor. Banks, üç çocuğu ve kâhya Ellen'la (Julie Walters) birlikte Londra'da yaşadığı evini nerdeyse kaybetmek üzere... 1930'larda Büyük Buhran döneminde geçiyor film. Hollywood müzikallerinin altın çağından çıkıp gelmiş filmlerde olduğu gibi, gerçeklerden hayallere kaçıyoruz. Banyo küvetinden girilen masmavi bir deniz, deniz altında rengarenk bir dünya, ters dönen eski evler, parkta balonlara tutunarak uçan insanlar... Ayrıca 1964 yapımı ilk filmde olduğu gibi animasyonla gerçek çekimler de bir araya getiriliyor; karakterler eski usul bir Disney çizgi filminin içine dahil oluyorlar. Yönetmen Rob Marshall, Disney tarzıyla klasik Hollywood müzikallerini bir araya getiriyor. Seyrederseniz, içine girip ısınmak isteyeceğiniz bir düşler alemi bekliyor sizi. (Disney+)

        3

        Tersyüz (2015)
        (Inside Out)

        Sadece animasyon türünün değil, sinema sanatının da son 10 yıldaki en iyi örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Henüz ergenlik çağına girmemiş bir kız çocuğunun beyninin içindeyiz. Kumanda odasında 5 duygu var: Neşe, Üzüntü, Korku, Öfke ve Tiksinti... 11 yıl boyunca her şeye hâkim olan Neşe, kontrolün elinden kaçtığını görünce paniğe kapılıyor ve işleri daha da karıştırıyor. Filme Neşe ile Üzüntü’nün dostluk hikâyesi olarak bakmak mümkün. Daha önce hiç kimse, bir çocuğun büyüme sürecini bu kadar yaratıcı, eğlenceli ve zekice anlatamamıştı. Üstelik filmin sadece çocuklara değil, yetişkinlere de söylediği şeyler var. (Disney +)

        4

        Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı (2013)
        (The Secret Life of Walter Mitty)

        Steve Conrad’ın, James Thurber’ın aynı adlı öyküsünden esinlenerek sinemaya uyarladığı film, Life dergisinde çalışan Walter Mitty’nin hikâyesini anlatıyor. Walter, efsane fotoğrafçı Sean O’Connell’in, derginin online’a geçmeden önce yayımlanacak son sayısının kapağında ısrarla kullanılmasını istediği ‘25 numaralı negatifi’ bulmak için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Filmi yöneten ve başrolünde oynayan Ben Stiller, yıllarca kendi hayal dünyasında yaşayan Walter Mitty'nin gerçek serüvenlerini anlatırken insan emeğinin değerinin altını çizen harika bir ‘kendini iyi hisset’ filmine imza atıyor. (Netflix)

        5

        Zamanda Aşk (2013)
        (About Time)

        Babasının (Bill Nighy) oğlu Tim'e (Domhnall Gleeson), "Bizim ailenin erkekleri zamanda yolculuk yapma yeteneğine sahiptir" demesiyle birlikte film kendine has bir kulvar açıyor. Zaman makinesi ise gerçekten şahane. Bir dolaba girmeniz ve ellerinizi yumruk yapıp sıkmanız yetiyor. Tim yeteneğini daha çok Mary (Rachel McAdams) ile birlikte olmak için kullanıyor. Gün geliyor, sınırları olduğunu ve her şeyi çözemeyeceğini anlıyor. Olayları kontrol etmek istemenin beklenmedik, tehlikeli sonuçları olabileceğini görüyor. "Zamanda Aşk", mutluluğun büyümek, olgunlaşmak ve hayatı anlamakla ilişkisini keşfe çıkıyor. Filmi yazan ve yöneten Richard Curtis'in asıl söylemek istediği, gerilimi, tasayı ve korkuları bir yana attığımızda, hayatın tadını daha iyi çıkartabileceğimiz fikri... Tim'in değiştirmek için değil, sadece olacakları bilerek yeniden yaşadığı günlerdeki mutluluğu seyirci için de anahtar niteliğinde. "Zamanda Aşk", bitince kendinizi iyi hissettiğiniz, sevdiklerinize sarılmak istediğiniz türde filmlerden. (Prime Video)

        6

        Oyunbozan Ralph (2012)
        (Wreck-It Ralph)

        Video oyunları tarihinde eğlenceli ve postmodern bir gezi... Rich Moore’un yönettiği film, 1980’lerde hayatımıza giren “video oyun salonları”nın kablolarla birbirine bağlanan gizli dünyasına götürüyor bizi. 30 yıldır aynı oyunun kötü adamı olmaktan usanan Ralph, iyilerin arasına karışmak için kahraman olabileceği başka bir oyun aramaya başlıyor. “Ötekileştirme” refleksi ile toplumsal önyargılara eleştiriler getiren film, dostluğun ve ekip çalışmasının önemini vurguluyor. Finaldeki “kötü adam ya da makinedeki hayalet” sürprizi çok hoş... (Disney+)

        7

        Julie & Julia (2009)

        Aynı tutkuyu 50 yıl arayla paylaşan iki kadının hikâyesi... Julia Child (Meryl Streep) diplomat eşi Paul Child’ın (Stanley Tucci) görevi nedeniyle bulunduğu 1950’lerin Paris’inde, Fransız mutfağını öğrenmek ister. Bunun için, erkek şeflerin egemen olduğu bir dünyada pes etmeden sonuna kadar mücadele etmesi gerekir. Julie Powell (Amy Adams) ise 2000’lerin New York’unda, her gün düzenli olarak Julia Child’ın Fransız mutfağı kitabındaki tariflerinden birini pişirir ve deneyimlerini blogunda paylaşır. Her iki kadın da tutkularının peşinden giderken inatçı ve kararlıdırlar. Yönetmen Nora Ephron’un senaryoyu Julia Child ve Julie Powell’ın kitaplarından yola çıkarak yazdığını belirtelim. (Netflix)

        8

        Prenses ve Kurbağa (2009)
        (The Princess and the Frog)

        “Prenses ve Kurbağa” masalıyla büyüyen bir kızın hikâyesi... Bir Disney animasyon prodüksiyonundan beklemediğimiz kadar “realist” yanları olsa da fantastik ve masalsı dünyadan asla vazgeçmeyen bir film. Grimm Kardeşler’in orijinal masalından ayrılan en önemli yanı, kurbağayı öpmenin çok farklı sonuçlara yol açması… Prensesin yerini işçi sınıfından bir kızın aldığı filmde caz tutkunu nevrotik bir timsah da var. Blues ve gospellerin harmanlandığı, eski usul animasyon tekniğiyle hazırlanmış bu nefis caz müzikaline yönetmen olarak imza atan isimler ise Ron Clements ve John Musker. (Disney+)

        9

        Mamma Mia! (2008)

        Catherine Johnson’un kendi yazdığı aynı adlı sahne prodüksiyonundan sinemaya uyarladığı film, hikâyesini ABBA grubunun unutulmaz hit şarkılarıyla anlatan bir müzikal… Ege’deki bir Yunan adasında, yaz mevsiminde geçen filmde Sophie (Amanda Seyfried) düğününden önce heyecan içindedir. Çünkü annesi Donna’dan (Meryl Streep) habersiz olarak adaya davet ettiği üç erkekten birinin babası olduğuna emindir. Pierce Brosnan, Colin Firth ve Stellan Skarsgard’ın canlandırdığı üç baba adayının adaya gelmesiyle her şey daha da eğlenceli, duygusal ve komik bir hal alır. Phyllida Lloyd’un yönettiği film, nostaljik ABBA şarkıları eşliğinde seyredilen son derece hafif, ‘şurup şeker’ bir yaz müzikali. (Prime Video)

        10

        WALL-E (2008)

        Andrew Stanton’un yönettiği film insanların gezegenimizi terk ettiği bir çağda açılır. Etrafta hiç insan yoktur ama küçük, şirin ve meraklı robot WALL-E çalışmayı sürdürür; hurdaları toplamayı hiç bırakmaz. Enerjisini güneşten alan WALL-E dünyanın bekçisi gibidir. Boş vakitlerinde romantik filmler seyreder... Çalışkan, sorumluluk sahibi ve mütevazı WALL-E, aslında insanlığa ve uygarlığa dâhil bütün iyi şeylerin temsilcisidir. WALL-E’nin yalnızlığı uzaydan gelen bir gemiyle sona erer. Gemiden inen EVE gelişmiş bir robottur. Dünyada bir tür Adem ve Havva gibi duran bu iki robotu, insanlığın geleceğini ve yeryüzündeki yaşamı ilgilendiren bir uzay macerası bekler. İyi bir animasyon olmanın ötesinde etkileyici bir bilimkurgu ve sevgi filmi. (Disney+)

        11

        Juno (2007)

        16 yaşında hamile kalan ama kürtaj olmaktan vazgeçerek çocuğunu doğurmaya karar veren kibirli ve şımarık Juno'nun öyküsü ilk bakışta kesinlikle bir romantik komediye benzemiyor. Daha çok gerçekçi bir Amerikan bağımsız filmini andırıyor. Ama öykü ilerledikçe lisenin atletizm takımındaki mini şortlu, sakin ve kırılgan Bleeker, çocuğun biyolojik babası olmaktan çıkıp ana bir karaktere dönüşüyor. Son 30 dakikada iyice anlıyoruz ki Diablo Cody'nin yazdığı, Jason Reitman’ın yönettiği bu film en başından itibaren “arıza kız” ile “efendi oğlanın” aşk öyküsünü anlatan romantik bir komedi aslında. (Netflix)

        12

        Ratatuy (2007)
        (Ratatouille)

        Brad Bird ve Jan Pinkava’nın yönettiği ‘Ratatuy’, yan yana gelmesini asla istemediğimiz bir ‘ikili’nin filmi… Mutfak ve fare… Ama hayattaki en büyük hayali şeflik olan tarla faresi Remy’yi tanıdıktan sonra her şeyin mümkün olduğunu göreceksiniz. Remy, Fransız mutfağının ruhunu temsil eden efsane şef Gousteau’nun hayranıdır. Bir gün istediği fırsatı yakalar. Farelere karşı önyargısı olmayan çaylak bir aşçı, onu gizlice restoranın mutfağına alır ve tavsiyelerini uygulamaya başlar. “Mutfaktaki fare” olmanın zorluklarıyla baş etmeye çalışan Remy, çevresindeki herkese Fransız mutfağının özünü hatırlatırken, Anton Ego adlı acımasız yemek eleştirmenine ve sadece para kazanmaya odaklanmış ruhsuz bir şefe hayatlarının dersini verir. (Disney +)

        13

        Şeytan Prada Giyer (2006)
        (The Devil Wears Prada)

        Üniversiteden yeni mezun olan ve saygın bir gazetede çalışma hayalleri kuran Andy (Anne Hathaway), ABD’nin en güçlü moda dergilerinden birinin genel yayın yönetmeni Miranda Priestley’nin (Meryl Streep) özel asistanı olarak işe alındığında nasıl bir dünyaya adım attığının farkında değildir. Sabahları eline ne geçerse giyen biri olarak, ilk günlerinde sahaya düşmüş ‘yabancı madde’den farksızdır. Priestley dahil kimse ona çok fazla ömür biçmez. Çalışma saatlerinin düzensizliği bir yana, Priestley’nin isteklerinin ardı arkası kesilmez. Bazen imkânsız olanı ister. Ama Andy zekâsı, çalışkanlığı ve inadıyla işinde tutunmayı başarır. Lauren Weisberger’in 2003 tarihli romanından Aline Brosh McKenna tarafından uyarlanan, David Frankel’in yönettiği film, yaptığı 326 milyon dolar hasılatla gişelerde 2006 yılının en başarılı 12’nci filmi olmuştu. (Netflix)

        14

        İnanılmaz Aile (2004)
        (The Incredibles)

        Bay İnanılmaz ya da Bob Parr, dünyanın en güçlü süper kahramanıdır ama kötülere karşı savaşırken etrafı biraz fazla dağıtır. Süper kahramanlık yapması devlet tarafından yasaklandığında, süper gücü esneklik olan eşi Lastikkız’la birlikte normal bir Amerikalı gibi yaşamak mecburiyetinde kalır. Utangaç kızı Violet ile oğlu Flash’in de süper güçleri vardır ama onlar da sıradan çocuklar gibi davranmak zorundadırlar. Babaları Bob, geceleri gizli gizli süper kahramanlık yapmaya devam ederken gizemli bir kadınla karşılaşır ve olaylar gelişir. Ajan filmleriyle süper kahramanlık öykülerini birleştiren bu animasyonun belki de en güçlü ve hoş yanı, aile ilişkilerini filmin merkezine koyması. (Disney+)

        15

        Şrek (2001)
        (Shrek)

        Şrek, bataklığında tek başına yaşayan, başkalarıyla iletişim ve bağ kurmaktan hoşlanmayan yalnız bir devdir. Ne var ki, bir gün bataklığına gelenler yüzünden huzuru kaçınca, sorunlarını çözmek üzere geveze arkadaşı Eşek’le birlikte her şeyin sorumlusu Lord Farquaad’ı görmeye gider. İç ve dış güzelliğin, sevginin, dostluğun anlamı üzerine, bir yanıyla peri masallarını, bir yanıyla da modern komedileri hatırlatan, zekice yazılmış, seyri çok keyifli bir animasyon. Andrew Adamson ve Vicky Jenson’un yönettiği film, William Steig’ın bir kitabından sinemaya uyarlandı. Orijinal versiyonunda Şrek’i Mike Myers, Eşek’i Eddie Murphy, Fiona’yı ise Cameron Diaz seslendirdi. Türkçe versiyonunda Okan Bayülgen (Şrek), Mehmet Ali Erbil (Eşek) ve Oya Prosçiler (Fiona) görev aldı. (Prime Video)

        16

        Yeni Hayat (2000)
        (Cast Away)

        Sonuna kadar direnmenin ve hayata inanmanın filmi… ‘Yeni Hayat’, hayatın yoğun temposu içinde kaybolup gitmiş bir adamın öyküsünü anlatır. Uluslararası kargo şirketinde çalışan Chuck Noland (Tom Hanks), verimlilik sorunlarını çözmeye çalışan bir sistem analistidir. İşlerinin yoğunluğu nedeniyle sevgilisine (Helen Hunt) dahi yeterince vakit ayıramaz; evlilik planlarını sürekli erteler. Noel zamanı çıkmak zorunda kaldığı iş yolculuğu sırasında fırtınada düşen kargo uçağından sağ kurtulur ve kendini Güney Pasifik’te ıssız bir adada bulur. William Broyles Jr.’ın senaryosu, modern çağda geçen bir Robinson Crusoe öyküsü anlatır. Robert Zemeckis’in yönettiği film, Chuck Noland’ın verdiği yaşam mücadelesi kadar dış dünyadan yalıtılmış bir insanın yalnızlıkla baş etme ve kendini sorgulama sürecine de odaklanır. Bu arada, Noland’ın Crusoe’dan daha yalnız olduğunu belirtelim. Robinson’un Cuma’sına karşılık Noland’ın sadece bir voleybol topu var. Film için Tom Hanks, yaklaşık 22 kilo vermiş ve Oscar’a aday olmuştu. (Netflix)

        17

        Bugün Aslında Dündü (1993)
        (Groundhog Day)

        Hava durumu sunucusu Phil (Bill Murray), huysuz, aksi, benmerkezci ve bencil biridir. Hayatı sadece yakındakiler için değil, kendisi için de ne kadar zorlaştırdığını fark etmez. Kamera önünde olmanın avantajlarından yararlansa da yaptığı işi sevmez… Ve sonra, bir an önce terk etmek istediği bir kasabada, bir an önce bitmesini istediği bir günün içinde sıkışır kalır. Artık hep aynı güne uyanmaya başlar. Bitimsiz bir kısır döngüdür bu... Yıllarca tek bir günün içinde yaşayan Phil’in serüveni, kendimize ve hayatımıza yeni bir gözle bakmamızı sağlayacak kadar çarpıcı aşamalardan geçiyor. Romantik, eğlenceli ve düşündürücü bir film. Zamanın baskısından kurtulmanın nelere kadir olabileceğini anlatan film, bugün artık “modern bir klasik” olarak anılıyor. Aşkın bazen çaba istediğini ve mutsuzluğumuzun nedenlerinin çoğu zaman kendi içimizde gizli olduğunu anlatan filmin senaryosunu yönetmen Harold Ramis'in Danny Rubin'le birlikte yazdı. (Netflix)

        18

        Evde Tek Başına (1990)
        (Home Alone)

        Evin kalabalığından sıkılan, kuzenleri ve kardeşleriyle kavga eden küçük Kevin (Macaulay Culkin), yeni yıl tatili için Paris’e giden ailesi tarafından evde unutulur. Uçağı kaçırma endişesiyle evden çıkarken Kevin’i unutan ailesi durumu fark eder etmez hemen geri dönmek ister. Ama Noel döneminde uçak bulmak, hiç kolay değildir. Kevin ise paniğe kapılmaz. Tam aksine, evde yalnız kalma dualarının kabul edildiğini düşünerek, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye kararlıdır. Bu arada, mahalledeki Noel tenhalığını değerlendiren iki hırsız (Joe Pesci ve Daniel Stern) eve göz koymuştur ama Kevin’in şeytani zekâsının farkında değillerdir. İki aptal hırsız ile Kevin arasındaki aksiyon komedisi, duygusal bir Noel öyküsüyle birleşir. Senaryosu John Hughes tarafından yazılan filmi Chris Columbus yönetti. (Disney +)

        19

        Cazcı Kardeşler (1980)
        (The Blues Brothers)

        Sadece üç filmde oynamalarına rağmen unutulmaz bir ikili olmayı başaran Dan Aykroyd - John Belushi’nin kült haline gelmiş aksiyon komedisi, büyüdükleri yetimhaneyi kurtarmaya çalışan iki kardeşin hikâyesini anlatır. Ellerinden gelebilecek tek şey bir konser vermektir. Önce biraz para kazanıp, orkestrayı toplamaya, sonra da bilet satmaya çalışırlar. Ama tüm bu süre içinde işler yolunda gitmez, peşlerine düşenlerin sayısı giderek artar. Konser salonu, polis dahil peşlerine düşen herkesin buluşma noktası olacaktır. John Landis’in yönettiği film, matrak otomobil takip sahneleriyle de hatırlanır. (BeinConnect)

        20

        Üç Ahbap Çavuşlar Harbe Gidiyor (1933)
        (Duck Soup)

        Marx Kardeşler’in komedi anlayışı, slapstick’den absürde uzanan geniş bir yelpazeye yayılır. Komedileri hiç kuşkusuz fiziksel unsurlara dayanır ama özellikle kardeşlerin en büyüğü Groucho Marx’ın konuşmaları grubun mizahi tarzının çok önemli bir parçasıdır. Groucho’nun büyük bir hızla peş peşe patlattığı esprileri altyazı üzerinden takip etmek kolay değildir. Dahası, sık sık dil oyunlarına başvurduğu için esprilerin bir kısmı çeviride kaybolur. Buna rağmen, sadece İngilizce konuşulan ülkelerde değil, Fransa başta olmak üzere bütün bir Batı dünyasında çok sevilir; komedi türünde başlı başına bir ekol olarak kabul edilirler. Türkiye’de yıllar önce ‘Üç Ahbap Çavuşlar Harbe Gidiyor’ adıyla ve orijinal metne sadık kalma derdi olmayan bir dublajla gösterilen ‘Duck Soup’, Marx Kardeşler’in başyapıtı olarak kabul görür. (BeinConnect)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ