23 saatte 13 ülke gezip Guinness rekoru kıran çılgın Türk!

30.05.2017 - 16:20 | Güncelleme: HABERTURK.COM

Birçoğumuzun hayatı ev-iş arasında mekik dokumakla geçerken Ümit Sabancı herkese ilham kaynağı olacak bir rekoru kırmayı başardı; sadece tarifeli toplu taşıma araçlarını kullanarak 23 saatte 13 ülke ziyaret etti!

Ümit Sabancı ve arkadaşı Stephen James Finch, dünyada birçok insanı imrendirecek bir rekora imza attı. Londra'da yaşayan ikili, Polonya'dan yola çıkıp, sadece tarifeli toplu taşıma araçlarını kullanarak en kısa sürede en fazla ülkeyi ziyaret etmeyi başardı. Rekortmen ikili Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Avusturya, İsviçre, Almanya, Danimarka, İsveç, Hollanda, Lüksemburg, Belçika ve Fransa olmak üzere 13 ülkeyi 22 saat 55 dakikada geçerek bu alanda dünya rekoru kırdı, Guinness Rekorlar Kitabı'na adlarını yazdırdı.

Ümit Sabancı (41) bir gün gazetede 'tarifeli toplu taşıma araçlarını kullanarak en kısa sürede en fazla ülkeyi ziyaret etme' rekorunu 12 ülke ile kıran Adam Leyton'ın hikayesini okuyor. Haberden öyle etkileniyor ki sık sık kendisini "Ben olsam nasıl yapardım" derken buluyor. Sonrasında arkadaşı Stephen James Finch'e (39) fikrinden bahsediyor ve iki kafadar rekoru geçmeyi kafaya koyuyor. 22 saat 55 dakika ile yeni dünya rekortmeni olan Ümit Sabancı yaşadığı macerayı Haberturk.com okuyucuları için anlattı.

- Öncelikle rekorunuzu kutluyorum. Nereden aklınıza düştü böyle bir rekora girişmek? Daha önce böyle bir deneyiminiz oldu mu?

Geçtiğimiz yıl ekim ayında karşıma çıkan bir haber çok dikkatimi çekti. Haber 12 ülkeye 24 saat içinde giderek rekor kıran kişiyi anlatıyordu. Bu haberde bana asıl enteresan gelen şey ise, rekortmenin bunu sadece tarifeli toplu taşıma araçlarını kullanarak gerçekleştirmiş olmasıydı.

Tatil ve iş amaçlı çok sık seyahat eden birisiyim; seyahat ile ilgili konuları yakından takip etmeye çalışırım. Rekor kıran kişiyi ve haberi daha detaylı araştırdım, inceledikçe yapılış şeklini çok akıllıca buldum. Bir anda kendimi harita üzerinde bu ülkelere bakar ve "Ben olsam nasıl yapardım" diye düşünür buldum. Yıllar içerisinde biriktirdiğim seyahat, organizasyon ve planlama gibi tecrübelerimi kullanabileceğim bir konuydu. Haberi okuyuncaya kadar böyle bir şeyin dünya rekoru olabileceğini bile bilmiyordum.

-Rekor yolculuğunda yalnız değildiniz. Arkadaşınız nasıl dahil oldu bu plana?

Steve (Stephen James Finch) ile çocuklarımız aynı okulda okudular. Steve'e bu konudan bahsedip denemek istediğimi söylediğimde o da katılmak istedi. İki kişi yapmanın daha zevkli, daha güvenli olacağı ve daha çok bağış toplayabileceğimizi düşünerek beraber yapmaya karar verdik. Daha sonra bunu çok heyecanlı bulup bize katılmak isteyen çok oldu ama bu bir parti organizasyonu değil; sadece iki kişi olarak yapmaya karar verdik. O esnada sanıyorum ne ben neyi teklif ettiğimi, ne de Steve neye "Evet" dediğini biliyordu.

- Aileleriniz rekor yolculuğuna çıkma kararınızı nasıl karşıladı? Nasıl tepkiler aldınız çevrenizden?

Açıkçası 22 Mayıs 2017 sabahı başlangıç noktamıza seyahat etmeye başladığımız zamana kadar biz bile neye kalkıştığımızı idrak edememiştik. Dolayısıyla etrafımızdaki kişilerin de pek anladığını sanmıyorum. Genelde "Her ülkeden kartpostal atın", "Her yerde durup bir güzel yemek yer devam edersiniz", "Bana duty free'den bir şey alabilir misin" gibi şakalar dönüyordu çevremizdekilerle. Eşlerimiz sadece "Siz delisiniz" demekle yetindiler ama "Everest'e tırmanmaya gidiyoruz" diyen iki eş yerine, "Biz bir günde Avrupa'yı turlayıp yarın geleceğiz" dememiz onların da işine geldi. Birçok kişi için, bu bizim birkaç uçak bileti alıp gezmemizden ibaretti, işin ne kadar teferruatlı bir hazırlık gerektirdiğini pek çoğu idrak edemedi.

- Nereden yola çıkıp nereye ulaştınız? Rekoru kırmak için rotanızı nasıl belirlediniz?

Mevcut rekorun rota planına baktığımda, bir önceki rekortmenin bazı yerlerde gereksiz zaman kaybettiğini fark ettim. Kasım ayında bu rekoru kırabileceğimi düşünerek plan yapmaya başladım. O kadar çok farklı kombinasyon vardı ki; hangi ülkeler olacak, nereden başlanacak, hangi sırayla gidilecek, saat kaçta başlamalıyız, ülkelerin toplu taşıma tarifeleri neler, toplu taşıma olmadığı yerler koşmak için müsait ve güvenli mi gibi... En zor kısmı bu planı hazırlayabilmekti. Çoğu gece aklıma bir fikir geldiğinde yataktan fırlayıp bir yerden diğerine geçebilir miyim diye araştırıp yattığımı bilirim.

İki ay gibi bir süre sonra aralık ayı sonunda, işe yarayacağını düşündüğüm plan oluştu ama hala araştırılması gereken birçok detay vardı. Bu ayrıntılar üzerinde çalışmaya mayıs ayı başına kadar devam ettim. Planladığım hiçbir adımı fiziksel olarak önceden deneme fırsatımız olmadığı için varsayımlarımın mümkün olduğu kadar gerçekçi olması gerekiyordu.

Zaman kaybetmemek için her noktanın bir sonraki yere bağlanabilir olması gerekiyordu. Sınırı geçip anlamsız bir yerde kalamazdık; muhakkak planın devamlılığı için bir noktanın diğer noktaya bağlantı vermesi çok önemliydi. Rota planını oluşturmama rağmen hangi tarihte yapılacağına bağlı farklı riskler vardı. Örneğin bir havayolu şirketi, Viyana-Zürih arasında genelde A321 tipi uçak kullanırken perşembe ve pazar arasında B777 kullanıyor; bu büyük gövdeli uçak sürekli olarak rötarlı iniyor, yani bu günlerde Zürih-Düsseldorf bağlantısı neredeyse imkansız. Başka bir şirket ise ise cumartesi günleri Lüksemburg'a uçuş yapmıyor. Okul tatilleri, ülkelerdeki özel günler, yaz saati uygulaması, otobüs tarifelerinin değiştiği tarihler derken 23 Mayıs Salı tarihi en makul gün göründü. Aynı planı kullanan birisi başka bir tarihte bunu tamamlayamayabilir. 

- Planlamalar yapılmış. Yolculuğa nasıl start verdiniz?

Plana göre, 23 Mayıs gece 01.30'da Polonya sınırında Chalupki'de başladık, 3.7 km gece koşusu ile Çek Cumhuriyeti'nde Bohumin tren istasyonuna ulaşıp Budapeşte'ye giden trene bindik. Sabah 05.36'da Bratislava'da inip belediye otobüsü ile Macaristan sınırına yakın Cunovo köyüne gittik. Saat 06.29'da inip toplamda 2.4 km koşarak Macaristan sınırını geçip, tekrar indiğimiz duraktan otobüse 06.52'de binip Bratislava Aupark'ta inip Einsteinova durağına koşup 07.55'te Viyana havaalanına giden otobüse bindik. Saat 08.35'te Viyana'daydık ve 09.40'ta Zürih uçağına binip 11.00'de Zürih'e indik. Çok kısa bir bağlantı ile Düsseldorf uçağına bindik ve oradan saat 15.00'te Kopenhag uçağına geçtik. 16.40'ta Kopenhag'a indik ve 17.06 trenine binip İsveç'e Hyllie istasyonuna gittik. 17.42 treni ile Kopenhag havaalanına geri dönüp 19.10'daki Amsterdam aktarmalı Lüksemburg uçağına bindik. Lüksemburg'da indiğimizde otobüse binip şehir merkezine tren garına gittik ve 23.22 treni ile Rodange'a gittik. Bu noktadan sonra koşarak önce Belçika sınırını sonra yine koşarak Fransa sınırını geçtik. 

- Peki kaç kilometre yol yaptığınızı biliyor musunuz?

GPS takip cihazı datasına göre uçuş mili, tren, otobüs, koşu, yürümek, hepsi dahil toplamda 3137 km, 1950 mil tamamlamışız.

- İnanılmaz! Siz gezdiniz, ben dinlerken yoruldum... Bu ülkelerden daha önce geçmiş miydiniz peki? Bildiğiniz yerler miydi?

Bu ülkelerin çoğunda daha önce bulundum ama maalesef bu plana katkısı olabilecek bir bilgi değildi bu ülkeleri görmüş olmam. Polonya'ya gittim ama, Çek Cumhuriyeti ile sınırdaki Chalupki köyüne gideceğim, oradan Çek Cumhuriyeti'ndeki Bohumin diye bir istasyona gecenin yarısında 3.7 km koşarak ulaşacağım hiç aklıma gelmezdi.

- Uçağa, trene, otobüse, metroya bindiniz ama bir de kilometrelerce koştunuz. Rekor yolculuğu öncesi hazırlık yapmışsınızdır diye düşünüyorum. Ne gibi hazırlıklar yaptınız?

Fiziksel hazırlık kısmı beyin hazırlığına nazaran daha kolaydı, düzenli olarak uzun mesafe koşuları yapıp hızımızı ve gücümüzü artırdık. Zamanımızın büyük bir kısmı rota belirleme hazırlıklarına gitti. Sonrasında bedenen bunu yapabilecek fiziksel güce sahip olmak için yaptıklarımız ve son olarak Guinness'in bizden istediklerini gerçekleştirebilmek için yaptığımız hazırlıklar vardı. Mesela rota planının her bir kısmındaki detayları bilmemiz gerekiyordu. Çünkü gün içerisinde tren istasyonunda panoya bakıp hangi platform olduğunu bulmak veya otobüsün hangi duraktan kalktığını bulmak gereksiz zaman kaybı olurdu. Bunlar dışında Chalupki-Bohumin arasındaki mesafe gece koşmak için müsait ve güvenli mi, el feneri lazım olacak mı; Bohumin istasyonunda kaç platform var, tren genelde hangi platformdan kalkıyor; uçağın iniş saatinden itibaren terminale yaklaşacağı süreyi tahmin edip 20 dakika içerisinde koşup binmem gereken trenin geçeceği istasyonun uzaklığı, ne kadar sürede koşabileceğimiz; hepsi çalışmamız gereken konulardı. Bratislava'da, Slovakya-Macaristan sınırındaki bir köye sabah 06.00'da gidip aynı otobüs, ilerideki duraktan U dönüşü yapıp gelinceye kadar 16 dakikada 2.4 km koşabilir miyim diye bir seyahat planı daha önce hiç yapmamıştım.

- Her ülkede bilet sistemi değişik oluyor, en kolaylık sağlayan ülke hangisiydi?

Polonya ve Slovakya biletleri önceden ve online alma konusunda biraz geride. Biletleri önceden aldırtmamız gerekti. Danimarka'dan İsveç'e geçiş bağlantısını çok enteresan bir şekilde sadece bir iPhone application üzerinden alabiliyorsunuz. Trenler her yerde inanılmaz bir şekilde dakik. En lüks ve konforlu tren Lüksemburg-Athus arasındaki trendi. En görmeye değer olan Kopenhag'dan Malmö'ye giderken ünlü köprünün üstünden geçmekti, 12 dakika sürdü.

- Peki Guinness rekoru için nasıl hazırlıklar yapıldı?

Guinness hazırlıkları ise yanımıza almamız gereken şeyleri belirledi. GoPro kamera, GPS takip cihazı, seyir defteri, fotoğraf ve en önemlisi şahitler bulmak. Polonya'da başlarken, Slovakya-Macaristan sınırında sabah 06.39'da, her bir uçakta pilottan imzalı kağıt almak, Kopenhag'da havaalanında ya da Malmö'de tren değiştirirken şahit bulmak... Bu külfet görünen kısmın aslında günün en güzel ve dokunaklı anları olacağını hiç kestirememiştim. Birçok şahıs ve kuruluş ile temasa geçmemiz gerekti.

- Bu yolculuk masraflı olmuştur diye düşünüyorum. Ayrıca bir de bağış hesabınız var. Ne için açıldı bu hesap?

Rekor denemesinin masraflarını biz üstlendik, tüm masraflar yaklaşık 2.000 £ (9.160 TL) tuttu. İki sponsor firma bularak kıyafetlerimize logo reklamlarını koyduk. Bu masrafı bizim için onlar karşıladı. Onun dışında bunu şahsım adına bir başarı olarak kaydetmek yerine bunu kullanıp bir yardım kuruluşu için para toplayabileceğim bir organizasyona çevirmek istedim. Steve de daha önce Londra Maratonu'nu yardım toplamak için koşmuş birisi. İngiltere'de sizin seçeceğiniz bir derneğe, kuruluşa bireysel gayretlerinizle para toplama imkanınız var. Bu rekor denemesi için Guy's and St Thomas' Charity adlı hayır kurumunu seçtik. Kanser araştırmaları ve kanserli hastalar için yaptıkları çalışmaları çok takdir ettiğim bir dernek. Şu ana kadar neredeyse 5.000 £ (Yaklaşık 23.000 TL) para topladık.

- Bunu birilerine yardıma çevirmeniz harika bir şey... Peki böyle bir rekora girişmek nasıl bir duygu? Birçok kişi ev-iş arasında mekik dokuyup durur, sizin 24 saatte 13 ülke gezdiğinizi öğrenince ben çok heyecanlandım şahsen. Sizin için de oldukça heyecan verici bir deneyim olmuştur...

Açıkçası fiziksel olarak hazır olsak da İngiltere'den 22 Mayıs'ta sabah hareket edip, 24 Mayıs gece 01.00'e kadar 40 saati uyumadan geçirmek zor oldu. Polonya'da başlangıç noktamızda zaman geçmek bilmedi. Başlayana kadar sağa sola anlamsız yürüdük, heyecanlı ve gergindik. Başladığımız anda bu gerginlik gitti ve yerini yaptığımıza odaklanmak aldı. Kendimi aşırı dozda çikolata yemiş hiperaktif çocuk gibi hissettim bütün gün; gözümü kapatsam uyuyamayacak kadar aşırı adrenalin yüklüydüm.

Fiziksel zorluğun haricinde duygusal olarak daha fazla yıpranacağımız hiç hesapta yoktu. İnsan birçok duyguyu aynı anda yaşayabiliyor; sevinmek, heyecanlanmak, korkmak ve ağlamak... Eğlenirken endişelenmek, heyecanlanırken dikkatimizi tekrar toplamaya çalışmak, bir sonraki adımın stresini taşırken bir önceki kazanımın başarısına sevinmeye çalışmak... Bu kadar fazla duyguyu hayatım boyunca tek seferde hissetmemiştim. Diğer bir kavram karmaşasını da zaman konusunda yaşadık. Bütün günü bir saniye gibi hissetmek, her bir saniyede değişik şeyler yaşamak ve sürekli mekan değiştirme sonucunda, bir anı bir ay gibi yaşayabilmek... Saniye, dakika, saat, gün gibi kavramların tamamen bizim yaşadıklarımızla alakalı olduğunu ve yaşadıklarımızın bize hissettirdiği süreler olduğunu fark ettik. Duygusal ve fiziksel olarak yorucu bir günü bir saniyede bitirmiş gibi hissedip ama bir aya sığacak kadar çok şey yapmış olduğumuzu düşündük...

"Slovakya'daki dostumuz Jana Van Cleven olmasaydı bunu yapamazdık. O gün çocuğunu okula göndermeyip sabah 05.36'da elinde biletler ve çantasında su şişeleri ile bizi bekledi. Macaristan sınırına kadar bize eşlik etti, indiğimizde Jana'nın eşi arabasında bizi bekliyordu. Biz hızlıca koşmaya başladık sınıra, onlar arkamızdan araba ile gelip sınırı geçmemize şahitlik ettiler."

- 13 ülke dolaşmışsınız kolay mı? İnsanların bir ömür boyunca yaşadıkları deneyimi 24 saatte yaşamışsınız... Fotoğraflarınızda gördüm, yolculuk yaptığınız yerdeki insanlarla da fotoğraflar çekilmişsiniz. Sanıyorum ki güzel arkadaşlıklar kurmuş, ilginç deneyimler yaşamışsınızdır...

Sanıyorum bunu başarmış ve bağış toplamış olmanın yanında en çok hatırımda kalan şey, bunu gerçekleştirmemde yardımcı olan çok güzel ruhlu insanlar ile tanışmak oldu. Resimlerde gördüğünüz hiçbir kişi gün içinde tanıştığımız rastgele kişiler değiller. Her birinin ayrı emek ve yardımları var bu deneyimi gerçekleştirmemizde. En dokunaklı olanı Slovakya'da aldığımız yardımdı. Jana Van Cleven olmasaydı bunu gerçekleştiremezdik. Çünkü bizim planladığımız rotayı gidip tek tek deneyerek olurluğunu teyit etti, bizim için biletleri ayarladı. O gün çocuğunu okula göndermeyip sabah 05.36'da elinde biletler ve çantasında su şişeleri ile bizi bekledi. Bizimle otobüse binip Macaristan sınırına kadar eşlik etti, indiğimizde Jana'nın Belçikalı eşi Vincent Van Cleven arabasında bizi bekliyordu. Biz hızlıca koşmaya başladık sınıra, onlar arkamızdan araba ile gelip bizim sınırı geçmemize şahitlik ettiler. Dönüşte otobüsü yakaladık ve Jana biz Viyana yoluna çıkıncaya kadar bizi takip etti. Sabah 05.30'da düzenli hayatlarını askıya almış Belçikalı, Slovak, İngiliz ve Türk, Macaristan sınırında bir hayır işi ve bir rekor denemesi için bir araya gelmiştik. Açıkçası o sabah o anlarda duygulanmadım desem yalan olur. Her gün kötü haberler almaya alıştığımız bir dünyada güzel işler için kenetlenebilen farklı milliyetteki güzel insanlar olduğunu görmek tekrar insanlığa olan inancımı artırdı. Ira Gyllinberg bizim için işini bırakıp Malmö istasyonuna elinde iki İsveç bayrağıyla gelip bizim platforma ayak bastığımıza şahitlik yaptı. Louise Løkke Gammelmark ve arkadaşı mesaileri sonrasında Kopenhag'a varışımıza şahitlik etmek için bizi havaalanında bekliyorlardı.

Gün içerisinde geçtiğimiz her yerde çok sıcak ilgiyle karşılaştık, bindiğimiz uçakta anons yapılıp şans dilendi, bir şans kartı ve kutusu hediye edildi. Başka bir uçakta ise sadece bize özel meyve suyu ve sandviç geldi. Uçaktaki yolcular ise önce bizim inmemiz için yardımcı oldular. 

Benzersiz bir deneyim... İnanılmaz güzel yardımlaşma ve birçok insanlık örneği ile her ülkenin her farklı milliyetin ne kadar birbirine destek olabileceğini gördüğümüz harika bir tecrübeydi. Sınırların olmadığı bir Avrupa'nın ne kadar önemli olduğunu gördük.

- Rekor sonrası yaptığınız ilk şey ne oldu?

Sanki "Bir sınır daha geçtik, sırada ne var?" gibiydi bitiş noktası. Birbirimize sarıldık, Steve ise 13in24WR (24 saatte 13 ülke dünya rekoru) adlı Facebook sayfamızda Facebook Live ile herkese haber vermeye çalışıyordu. Gece geç saatte bittiği için kimseyi aramadık, eşlerimizle bile sabah konuştuk. Telefonlarımıza mesajlar, Facebook hesabına yorumlar geliyordu ve birdenbire bağışlar hızlandı, daha hızlı para toplandı o bir-iki saat içinde.

Mesaimiz bitmiş gibi arabaya binip otelimize gittik. Yatağın üstüne uzandım, ayakkabılarımı bile çıkarmadan koşu kıyafetlerimle uyumuşum. Sabah idrak ettik ancak neyi başarmış olduğumuzu; yüzümüzde bütün gün gülümseme vardı. Sabah 11.20 uçağı ile Lüksemburg'dan Londra'ya geri dönerken ikimiz de "Artık bir süre tren ya da uçak görmeyelim" diyorduk. Uçakta açılan ekranda Avrupa haritasına bakıp Avrupa göründüğü kadar da büyük değilmiş dedik. (Gülüyor)

- Sırada başka bir rekor var mı?

Bu yaptığımız tecrübe sonucunda bizi neyin beklediğini bilerek 14in24 (24 saatte 14 ülke) yapılabilir diye düşünüyorum. Bunun planlamasına kesinlikle bakacağım. Fakat 15in24 (24 saatte 15 ülke) mevcut transport link ve ağları ile şu anda çok zor.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 0 0
bunu herkes yapar. sadece bilet al bin. indiğin yerden bi daha al oldu.
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 0 0
yazıyı okumadın galiba. adam neden aylarca bunun çalışmasını yaptığını anlatmış. evden işe vaktinde gidemeyen adamlar için ne kadar kolay hafife almak
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 0 0
Helal size arkadaş ! Millet önüne gidemiyor siz devri alem !
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 0 0
ama akp sadece yol yaptı diyen kronikler de yolun ne kadar önemli olduğunu birazdan burada vurgularlar.
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 0 0
arkadaşta harbi türk yakışıklı
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 0 0
tiplere bak allah askina
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 3 -3
memlekette ateş yanıyor sınırlar içeri Terörist dolu ABD ile çarpışıyoruz perde gerisinde durum ortada bizim gurbetçiler boş işler kovalıyor birde sandığı gidip oy kullandırıyorlar bunlara Ne kadar gereksiz
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
3 0 +3
izmirden mola vere vere sivasa gitmişler yani :)
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 3 -3
buna gezmemi deniyor. hangi müzeye gidip hangi manzarada kahve içmişler.
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
6 0 +6
HİÇBİR ŞEYİ BEĞENMEME TİMİ İŞ BAŞINDA. KİMSEYE BİR FAYDANIZ OLMAZ, OLANI DA BEĞENMEZSİNİZ. SAHİ SİZ BU DÜNYADA NEYE YARARSINIZ?
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 3 -3
gurbetçilerimiz boş is pesinde. gelin dönün memleketimize dolu dolu yaşayın
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 3 -3
Sen çalış ekmek çok
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
0 6 -6
millet evine ekmek göturecek para bulamaz bunlarin derdine bak yarabbim yaa
Misafir - 6 ay önce - Cevapla
3 0 +3
nedir adam çok da güzel yardım kampanyası yapmış. elinden gelebildiği kadar toplamış. insanlara bir faydası dokunmuş. kötü mü?