Adliyede sahte evrak çetesine dava
İşadamları Dinç Bilgin, Faruk Süren ve Efe Önbilgin'in, haklarında "haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma ve yardım etme", suçlarından açılan davada, zorla getirilmesine karar verildi
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ''haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma ve yardım etme'', suçlarından açılan davada yargılanan iş adamları Dinç Bilgin, Faruk Süren ve Efe Önbilgin'in mahkemeye zorla getirilmesine karar verildi.
Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulan bir örgüte yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul etmesinin ardından düzenlenen tensip zaptında, davanın ilk duruşmasının 5 Haziran 2012 günü İstanbul Adalet Sarayı'nda yapılmasına karar verdi.
Mahkeme heyeti, aralarında örgüt elebaşısı olduğu iddia edilen Sinan Berberoğlu'nun da bulunduğu 7 tutuklu sanığın, üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımı olan sevk maddelerinin alt ve üst sınırları, kaçma şüphesi ve kuvvetli suç şüphesini gösterir olgu kriterlerinin devam etmesi, delilleri karartma ihtimalinin bulunması nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.
NEYLE SUÇLANIYORLAR?
Aralarında iş adamları Dinç Bilgin, Efe Önbilgin, Faruk Süren'in de bulunduğu 25 tutuksuz sanığın ilk duruşmada savunma yapmaları ve delillerin tespiti için zorla getirilme emri çıkartılmasına karar veren mahkeme heyeti, tensip zaptında, ayrıca sanıklardan Yıldırım Beyazıt Günay ve Fevzi Onur Mutludoğan'ın soruşturma aşamasında adreslerine ulaşılamadığı ve kaçak durumda olmaları sebebiyle sorgu ve savunmalarının yapılabilmesi için haklarında yakalama emri çıkartılmasını kararlaştırdı.
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Salim Duran tarafından hazırlanan 207 sayfalık iddianamede, sanık Berberoğlu'nun ''suç işlemek için örgüt kurmak'', ''iftira'', ''mühür bozma'', ''mühürde sahtecilik'', ''nitelikli dolandırıcılık'' suçlarından 25 yıldan 84 yıla kadar hapsi cezası isteniyor. Danıştay saldırısı soruşturması kapsamında adı geçen ve hakkında takipsizlik kararı verilen Sinan Berberoğlu iddianamede bir numaralı sanık olarak yer alıyor. Berberoğlu, Dinç Bilgin'in adliyedeki işlerini yürütüyordu.
İşadamı Faruk Süren hakkında ise ''örgüte yardım etmek'' ve ''rüşvet'' suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar, işadamı Efe Önbilgin hakkında da, ''örgüte yardım etmek'' ve ''iftira'' suçlarından 2,5 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası öngörülen iddianamede, işadamı Dinç Bilgin için de ''örgüte yardım etmek'' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
SAHTECİLİK, RÜŞVET, DELİLLERİN YOK EDİLMESİ...
İddianamede iddia edilen örgütün, yerel mahkemelerde ve yüksek mahkemelerde soruşturma ve kovuşturma makamlarını yanıltarak sahtecilikle veya rüşvet karşılığı bazı kararların alınmasının sağladığı, bazı dava dosyalarına müdahale edilerek suç delillerinin yok edilmesi veya değiştirilmesi, adli sicili bozuk kişiler hakkında temiz adli sicil kaydı alınması, vergi borçlarının illegal olarak sorgulatılması veya silinmeye çalışılması gibi eylemleri gerçekleştirdiği öne sürülüyor.
İddianamede, yapılan iletişim tespit tutanaklarında başta yargı organları olmak üzere kamu kurumlarında işi olan bazı 3. şahısların çözüm bulmak için örgüte müracat ettikleri, örgütün ise belli bir ücret karşılığında işi çözmek için her yola başvurduğu, Şişli Adliyesi'ni üs olarak kullanarak burada çalışan zabıt katipleri tutuklu sanıklar Erdoğan Maden, Mehmet Nosel, tutuksuz sanıklar Fatma Özkur ve Fadime Keklik vasıtasıyla suça konu eylemleri buradan, İstanbul Adliyesi'nden tutuksuz sanık zabıt katibi Fatma Şengül'ün, Bakırköy Adliyesi'nden ise katip Kerim Öztürk'ün suça konu eylemleri gerçekletirdikleri iddia edildi.
"ERGENEKON'UN GÜCÜNÜ KULLANIYORDU" İDDİASI
İddianamede örgüt lideri olduğu öne sürülen Sinan Berberoğlu'na ilişkin gizli tanık 55'in beyanlarında Berberoğlu'nun bazı işadamlarının kirli işlerini temizlediği TMSF ve vergi dairelerinde hacize uğramaması için mal kaçırdıkları, borç azalttıklarını veya sildikleri iddiaları da yer aldı. Berberoğlu'nun telefon konuşmalarında yaptığı "Dünyanın en tehlikeli mahkemelerinin işini bağladım", "Yargıtay'daki bir dosyaya Sinan Berberoğlu'ndan başka kimse müdahale edemez" şeklindeki ifadelerinin örgütün yerel ve yüksek mahkemelerdeki etkinliğini açıkça ortaya koyduğu belirtilen iddianamede, Cumhuriyet Gazetesi'ne el bombası atılması, Danıştay saldırısıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hakkında işlem yapılan ve takipsizlik kararı verilen Berberoğlu'nun bu durumdan faydalanarak iddia edilen Ergenekon terör örgütü ile irtibatlı imajı verdiği ve örgütün toplumda oluşturduğu korkutma ve sindirme gücünü liderliğini yaptığı örgütün amaçları doğrultusunda tehdit unsuru olarak kullandığı ve "Kel kafalı bir adam gelecek şunu güzel bir odunlayalım", "Bunu infaz ettirecem" şeklindeki ifadelerle örgütün gerektiğinde cebir ve şiddete başvurduğunun anlaşıldığı öne sürüldü.
SAHTE ZEKERİYA ÖZ İMZALI BELGE
Sinan Berberoğlu'nun üzerinde "Basri Günay" adına düzenlenmiş sahte kimlik bulunduğu belirtilen iddianamede, Berberoğlu'nun üzerinde çıkan sahte kimlik ismiyle çevre yaptığı, telefonda arayan kişilerin kendisine "Basri Bey" diye hitap ettikleri öne sürüldü. Berberoğlu'nun ikâmetine yapılan aramada Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz imzalı Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğüne hitaben yazıldığı anlaşılan talimat yazısı fotokopisine de el konulduğu anlatılan iddianamede, bu belgede yapılan kriminal incelemede imzanın Savcı Öz'ün el ürünü olmadığı sahte olarak atılmış olduğu belirtildi.
Berberoğlu'nun ayrıca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) şifresi edindiği ve davaları buradan da takip ettiği iddia edildi.