Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Neden aşık olamıyoruz? İnsanlar neden yalnız? Bedia Ceylan Güzelce'nin kuşak analizi, 70 sonrası doğanlar neden yalnız?

        “Neden sevgili olamıyoruz bir türlü biz senle?”

        diye sordu adam.

        “Sen istemedin tatlım”

        diye yanıtladı kadın.

        “O zaman ben öküzün tekiymişim”

        “Öyle de demeyelim de, zaman diyelim...”

        “Sen benden çok üstünsün, çok fazlasın. Bu yüzden.”

        “Bu cümleyi çıkardığında sözlükten acaba hangi cümleyi koyacaktın bunun yerine?

        “Ama o cümle var ve sen bu hayatta gördüğüm en şahane şeysin.”

        “...”

        “...”

        *

        Birbirini yıllardır sevmesine rağmen ayrı düşen iki insan arasında şahit olduğum bir diyalog bu.

        Yakın zamanda.

        Bizim kuşakla bu ara biraz fazla meşgul olduğum için bu diyaloglar, yarım kalan hikâyeler ilgimi çekiyor.

        Zamanımızın hastalığı nedir bulmaya çalışıyorum.

        Kendimden başlayarak, hepimizinkini.

        “Benim kuşağım” lafı 1980 sonrası doğanlara hitap etse de, 1970 sonrasının da aramıza karıştığını biliyoruz.

        Ya da biz onlara karışmışız, kim bilir.

        Neticede dertlerimiz aynı, şikayet ettiklerimiz aynı.

        *

        Herkes gövdesinin ortasında bir boşlukla geziyor. Alıp taş koyuyoruz, olmuyor, dağ koyuyoruz dolmuyor ne bileyim, deniz, ova, balık, kuş koyuyoruz, olmuyor, olmuyor. Boşluğun feci halde bilincindeyiz ve her gün biraz daha farkına varıyoruz.

        Bugün biraz yüksek bir yerden Taksim meydanına baktım.

        Metrodan çıkan insanlar, yuvasından ayrılan karıncalara benziyordu Yuvadan bir nizam içinde çıkıyor, sağa sola etrafa her yere dağılıyorlardı. Kendilerini başka boşluklu gövdelere yaklaştırıyor, sarıyorlardı. Kimi koşarak, kimi isteksiz adımlarla.

        Vakt-i zamanında nasıl güçlü bir vakumla alınmışsa içimizden bize ait olan, hayatta en çok ihtiyaç duyacağımız parçamız, şimdi hangi yöne savrulsak olmuyor, dolmuyor.

        Hepimizi tek sıra halinde dizseler mesela, önden bakınca milyonlarca insanın içindeki o muazzam boşluğu ve arkasını görebilirler rahatlıkla.

        Kimler mi?

        Kimse kim.

        Tabii ki herkesin kuşağı kendine ancak, bizim kuşağı düşünürken benim gözlerim doluyor. Neyi eksik yaptık, onu hiç bilmiyorum.

        Bütün o anlatılanlar, o kahramanlık hikayeleri, o kahramanlar, o mabedler. Bunları okuduk, iyi dinledik, öğrendik.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ