• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Umur Talu

Umur Talu

[javascript protected email address]

Ölü ya da diri: İlle de adalet! (Karada, havada, denizde eşitlik talebi)

11 Temmuz 2010 Pazar, 11:52:58

Çok yıldızlar çok şey söylüyor ama bunları söylemiyor.
Düzeltmek için bir şey yapmadan gelip gidiyorlar.
Siz de pek bilmiyorsunuz. Bilmek istemiyorsunuz.
Zaten bilmenizi isteyen yok. Gizleyen çok.
Eski veya taslak Anayasa’nın, nice cumhuriyetçi veya demokratın da umurunda değil
.

HERKES…

Her şehit haberinde yürek yanıyor. Bu acıyı yaşayan astsubay emeklisi baba olarak yazıyorum.
30 yaşında astsubay oğlum
evli, bir çocuk babasıydı. 8 Kasım 2009’da üniformasıyla görev için birliğine gittiğinde, servis aracından indiğinde bir erin kasti ateşiyle yaralandı, 10 Kasım’da vefat etti.
Şehit işlemi beklerken, eceliyle ölmüş gibi işlemle şehir mezarlığına defnedildi.
18 Mart 2007’de, İstanbul 2. Zırhlı Tugay’da görevli yüzbaşı, bir astsubaya ceza verdiği için tartışmada vuruldu. Törenle Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.
Bu emsalle başvurularım reddedildi. İki aynı olay nasıl farklı değerlendirilir?
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2003’te, askerin kasti eylemiyle öldürülen astsubayın şehit sayılması mümkün değil karar ıveriyor. Yüzbaşı nasıl şehit oluyor? Aileleri arzu ettiği takdirde, ölen orgeneral ve oramiraller şehitliğe defnedilir deniyor. Bu ayrıcalık neden?
Kimi mahkemede hak arıyor, kimi sesini duyuramıyor.
Benzer olayda farklı uygulama kederli aileleri daha üzmekte. Duyurmayı kamu vazifesi görmenizi rica ederim.”

KANUN ÖNÜNDE…

Yazılarınıza çoğu zaman canı gönülden katılıyorum. Sözleşmeli subayım. Böyle 2000 personel var, 2300 olacak. Harp okullu subayın görevleri bizlerce de eksiksiz yapılıyor. Ama özlük haklarında subay olduğumuz unutuluyor. Oysa yönerge aynı haklara sahip olduğumuzu söylüyor.
Ne erken terfi var, ne yüksek lisans sayılıyor. Yedek subay teğmenlik yapmış olan, sözleşmeli subay olunca yine yemin ettirilip yine teğmen yapılıyor. Sanki başka orduda görev yapmış.
Harp okullu subaylar bizim için 5.5 ayda hıyar yetişmez diye bakış açılarını koyuyor. Bu sicile de yansıyor. Ağzımızla kuş tutsak hiçbir sınıfta ilk 10’a sözleşmeli subay giremez.
Gelecek beklentimiz sıfır
. Sözleşmeli, 21 yıl çalışıp en fazla yüzbaşı olabiliyor. Şehidimiz oldu, baskıya dayanamayıp intihar eden oldu. Büyük hayal kırıklığına uğradık.
Onca askerin canını emanet eden ordu muvazzaflığa uygun musun diye sorguya çekiyor. Eziyetin amacı yüzde 5’lik sıralamaya girebilmek ve yüzbaşılıktan ilerleyebilmek.
OYAK, 10 yıl görev yapmadan ayrılana, kesip kullandığı parayı faizsiz veriyor. Kaç yıl çalışsak da, 9 yıllık tazminat, sosyal tesis ve hastanede en fazla 5 yıl hak veriliyor.
Otomatik terfiin olduğu TSK’da, daha başarısız Harp okulu mezunu subay binbaşı olurken, daha başarılı sözleşmeli terfi edemiyor.
Biz, mühendis, doktor, öğretmen gibi meslekli kişileriz. Şerefli üniformayı onurla taşıyoruz.
Gerekirse ölmeyi kabullendik. Ama aklımızda çok soru işareti var.
Bu konulara hassasiyetinizi tüm TSK biliyor. Umarım bizim sesimizi de duyurursunuz.”

EŞİTTİR…

Olay yeri incelemede, üniversite mezunu astsubayım. Gece gündüz çalışıyorum ama teşkilatım bu birimin komutanlığı unvanını bile layık görmüyor.

Aynı işi yapan polisin aldığı tazminatı alamıyoruz. Mesai, vardiya yok. Komutan, İç Hizmet’ten aldığı yetkiyle git diyor sadece. Bir avuç personelle işin altından kalkamıyoruz. Komutanlar, kimi faili meçhul olayı üstlere bildirmiyor. Terfi korkusuyla.
Yıllardır fedakarlık çok ama OYAK’ta temsil yok, 1’in 4’ü yok, temsil tazminatı yok, onca kıdem ve maaş üsteğmenle bile aynı değil, 16 yıl hiç lojmanda oturmadım, ev ekonomisi mezunu bile sözleşmeli subay olurken bize kontenjan 31. Bunaldık. Komutanlar yazılarınızla gazımızı aldığınızı söyleyip bizle alay etse de, biz…”

…HİÇBİR KİŞİYE VE ZÜMREYE İMTİYAZ TANINAMAZ.   

Diğer Yazıları

Haklanan halklar!

  • Yayın Tarihi: 06/02/12 10:23
  • [javascript protected email address]
Halklar bir kez daha "İmitasyon Soğuk Savaş"ın sıcak hevesleri içinde boğuluyor. İyi kalpli ABD ve kankaları... İyi kalpli Rusya ve Çin! "Tarihin kaçınılmaz seyri"nden "Tarihin sonu" palavrasına kadar umut pompalanmıştı... Şimdi artık aşırı "ideolojik"...
Devamını Oku

Katliam, katliamdır!

  • Yayın Tarihi: 05/02/12 11:43
  • [javascript protected email address]
Suriye artık sadece "kendi halkını katleden" bir bomba olmaktan çıkıyor... Adım adım "Bölgesel bir Müslüman iç savaşı" modeli olarak kanla büyüyor. Giderek daha fazla oranda; "Devlet şiddeti, Esad katliamı"nın adı "Alevi" olarak...
Devamını Oku

Bırakın nesil dağınık kalsın!

  • Yayın Tarihi: 04/02/12 12:31
  • [javascript protected email address]
Hiçbir şey yetiştirmeyin. Nesil filan yetiştirmeye hiç kalkmayın. Bugün siz, yarın başkası; sadece hak, hukuk, özgürlük, imkân adalet sağlamaya uğraşsın... Herkes kendini kendi aklında ve vicdanında yetiştirsin! Belirli zamanda çocukların, gençlerin...
Devamını Oku

Oster gel, oster gelme; netice aynı!

  • Yayın Tarihi: 03/02/12 10:26
  • [javascript protected email address]
Sayın Paul Auster; nazar etme ne olur, sen gelsen de gelmesen de aynı şey olur! 100 gazeteciyi gerekçe yapmışsın; bugün doğum günün ya, sana daha Malatya'sını söyleyeyim. Malatya'da yayınevi basıp gırtlak kesenleri değil; onlar daha mahkum olmadı, henüz...
Devamını Oku

Sonunda aynı yerde!

  • Yayın Tarihi: 01/02/12 13:10
  • [javascript protected email address]
Emin Çölaşan... Mehmet Altan...Aynı fikirde olmaları mümkün değil ama "sonunda aynı yerden" bildiriyorlar!İkisi de "iktidar sansürü; oto sansür; iktidar gölgesinde gazeteci kovulması" üstüne benzer şeyler anlatıyor.Altan zaten "yandaş medya"daydı...
Devamını Oku
Tüm Yazıları