'Sonuç uzlaşıya bağlı'
Van-Batman
Deniz Baykal'ın olaylı gezisinden beş ay sonra bu kez yeni Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Van'dayız...
Meydandaki kalabalık, CHP'nin yerel seçimde aldığı oyun iki katı.
Dikkat ediyorum, kalabalık meydandan çok güvenlik çemberinin dışında kalıyor.
Kılıçdaroğlu bunu, "Din ve dil arasında sıkışmış korkunun baskısı" olarak değerlendiriyor.
Bölgeden iki önemli mesaj veriyor; silahsız çözüm ve Muğlalı Kışlası'nın adının değiştirilmesi...
CHP uzun süredir bölgede unuttuğu sol söylemi Kılıçdaroğlu ile tekrar anımsıyor.
Fatih Çekirge ve Işık Kansu ile çıktığımız yolculuk boyunca uçaktaki sohbetimizde de Kılıçdaroğlu benzer söylemde bulundu.
Konuşmamızın ağırlıklı konusu, Başbakan Erdoğan ile arasında yaşanan "PKK ile gizli pazarlık" üzerine oldu.
KRİTİK EŞİK UZLAŞI
Kılıçdaroğlu, bir noktanın altını çizerek başladı:
"Şu an hayır oyları çok daha fazla. Ancak bölgenin oyları, toplam oyların % 25'i. Uzlaşı olursa durum farklı olur" sözüne, "Devletin Öcalan ve PKK'lılarla görüşmesinde bir sakınca görmediğini" vurgulayarak devam etti.
"Normal olmayan, eleştirdiğimiz zaman Recep Bey'in bizi şerefsizlikle suçlaması. Ardından danışmanının çıkıp bunun normal olduğunu söylemesi. Devlet kim? Hiçbir bürokrat çıkıp da hükümetten kopuk, gidip çay kahve içeyim diye görüşmeye gidemez."
Eleştirisini ise şöyle dile getirdi:
"Yanlış olan bu tür ilişkilerin iktidarda kalmanın, referandumda evet oyu almanın aracı haline getirilmesidir... "
ASIL NEDEN SİYASET
Hükümetin, PKK ile teması "taviz" için kullanmaya kalktığını da ileri sürüp devam etti:
"Karşı tarafın hırçınlaşmasının nedeni de bundan. Verilen söz yerine getirilmediği için tepki koyuyor."
Eleştirisi bu noktada bitmedi.
Erdoğan'ın dolaylı sözlerle "terörü önleyememenin asıl nedeni olarak askeri gösterdiğini" ileri sürüp ekledi:
"Oysa terörü önleyememenin asıl nedeni siyasettir... "
Demokratik Toplum Kongresi'nden çıkan taleplere de değindi.
Hükümetin, Ahmet Türk tarafından açıklanan talepler için ne diyeceğini beklediğini belirtti.
Başbakan'ın "bertaraf sözünü farklı" kullandığını iddia etmeye başladığını da anımsatıp yüklenmesini sürdürdü:
"Yanında Arapça sözlük taşısın. Bu kadar çok danışmanla bu kadar çok hata yapan Başbakan yoktur. Başbakan veya danışmanında hata var."
OMZUNA PROMPTER
Başbakan'ın cam yansının üzerinden okumayınca yanlış yaptığını ileri sürdü ve şu espriyi yaptı:
"Omzunun sağına ve soluna birer prompter taktırsın, gazetecilerin karşısında hata yapmaktan kurtulur."
Erdoğan'ın kendisiyle televizyonda tartışmaktan, "Ben ona prim yaptırmam"
diyerek korkup kaçtığını iddia etti ve ekledi:
"Benim senin şöhretine ihtiyacım yok. Öyle bir şey olsaydı en son rehber alacağım Recep Bey olurdu. Recep Bey'le meşhur olmuş olana rastlamadım; 'Ananı al git' dediği Mersinli çiftçi hariç... "
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın kitabından da söz etti. Burada yer alan iddiaları soruşturmak için "cesur bir savcı aradığını" söyledi.
Avcı'nın İçişleri Bakanı'na verdiği şikâyet dilekçesinin kendisine iade edildiğini iddia ettiğini de anımsattı.
Bu konuda gensoru ve Araştırma Komisyonu kurulması önergesi vereceklerini bildirdi.
SEZEN'E TELEFON
Bazı bilgiler de aktardı.
Örneğin, referandumda evet oyu vereceğini açıklayan Sezen Aksu ile Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı Ensarioğlu'na telefon etmiş.
Aksu'ya sadece rahatsızlığı dolayısıyla "geçmiş olsun" dileğini iletmiş, referandum konusunu konuşmamış.
Ensarioğlu'na ise evet oyu vermesi halinde başına ne gibi işler geleceğini aktarmış.
Kılıçdaroğlu'nun Van mitingi kalabalık değildi; Batman ise daha iyiydi.
Vanlı bir yaşlının dün söylediği şu söz ise bölgenin Kılıçdaroğlu'na bakışını özetlemeye yetiyordu:
"Niyeti iyi de takati
yok... "