Herkes gençleri seviyor!
Şöyle ki…
İktidara yumurta atanları sevenler, şu vahşi, elemeli, adaletsiz sistemde bile yüksek öğrenim hakkı elde etmiş “örtülü” kızları sevmiyor.
O kızların eğitim ve protesto hakkını gözetenlerin öteki çocukları “beyinsiz” saymaları gibi.
***
İktidara yumurta atanları sevenler, mesela “çağdaş” rektörler; üniversitelerinde “Ana dilde eğitim hakkı” için dilekçe veren gençleri 30’ar 30’ar okuldan atıyor.
İşin garibi, yumurta atanları sevenler ile sevmeyenler, o gençlerin üniversite hayatının bitirilmesinde el ele veriyor, birlikte büyük adam oluyorlar.
***
Yumurta atanları beyinsiz bulanlar, yumurta değil slogan atan, pankart açan başka gençleri de sevemiyor. İtiraz edeni hiç sevemiyorlar. Yumurtasız itiraz edeni de kolayca hapse attırabiliyorlar.
Yumurta atanları sevenler de, kendi vakıf üniversitelerinde itiraz eden gençleri sevemiyorlar. Paralarını alıyor ama onların para vermeden itiraz etmesinden hoşlanmıyorlar.
Yumurta atanın devlet okulunda parasız eğitim istemesini hoş görebiliyor ama kendi paralı sistemlerinde kaz olmak istemeyenden nefret ediyorlar.
***
Yumurta atanları sevenler, özgürlük ve hakları dilden düşürmüyorlar; “darbeci genç subaylar”ı sevebiliyor ama...
Gencecik asker çocukların aşağılanıp hırpalanmasına;
14-15’inde askeri okullara verilen çocukların, birkaç yıl eğitim için 15 yıl mecburi hizmete zincirlenmesine;
Binlerce asker çocuğunun, babalarının statü ve rütbesine göre etiketlenip otobüsteki koltukta bile arkalara itelenmesine;
Askeri okullarda onca gencin aşırı tazminat tehdidiyle adeta rehine alınmasına dair bir şey yazdın mı köpürüyor.
***
Yumurta atanları sevenler ve sevmeyenler, “40 bin kişinin katili” gibi cümlelerde de birleşiyor sık sık. Lakin, kolayca harcanan, çoğu yoksul, gencecik askerlerin yanında, öyle ya da böyle, 30 binin “ölen, ölü ele geçirilen terörist” ve bu topraklarda doğmuş gençler olduğunu kabul edemiyor.
Kendi evlatlarına bedelli askerlik yaptırabilecek, torpiller bulacak kadar
titizlenenler; binlerce gariban çocuğu kolayca ölüme göndermekten imtina etmiyor, on
binlerce "yaşlı" gencin de kısa veya bedelli askerlik istemesinden nefret ediyor.
Yumurta atanları sevenler ile sevmeyenler, gençler arasında ayrımcılıkta; samimiyetsizlikte, içten pazarlıklı vicdanda birbiriyle yarışıyor; birbiriyle barışıyor.
***
Yumurta atanları sevenler ile sevmeyenler; adaletsiz, eşitsiz, milyonlarca genci eleyen, işsizliğe mahkûm eden, bir ötekinin kurdu kılan sistemde de birleşiyor.
Genç işçilerin, genç bankacıların, genç öğretmenlerin, genç gazetecilerin işyerlerinde susturulmasında; ilkel ya da çok modern işyerlerinde yüz binlerce gencin köleleştirilmesinde ruh ikizi gibi davranıyor.
***
Yumurta atanları sevenler, mesela darbe de sevebiliyor ve o darbelerde ve hazırlıklarında öldürülmüş, işkenceden geçirilmiş, hayatları karartılmış, idam edilmiş onca insanın gençliğini unutuyor.
Tabii, yumurtayı sevmeyenlerin büyük çoğunluğu da esasta öyle!
Bu iktidarın copunda tepki duyan, yumurta yiyişinde heyecanlananlar; bir önceki iktidar döneminde, cezaevinde kıstırılmış 30 gencin öldürülmesinden, yazılarıyla, manşetleriyle bu katliamlara yandaşlık yapmış olmaktan asla utanmıyor.
Tersi de öyle!
***
Tabii ki, yumurta atanları seven ya da sevmeyenler arasında yukarıdaki durumlarda istisnai düşünen vardır…
Ancak, maalesef istisnalar kaideyi bozmuyor.
Yalandan kimse ölmüyor.
İkiyüzlülükten pek kimse sıkılmıyor.
Ayrımcılıktan pek kimse utanmıyor.