Vinç kazasından ibret alın ibret!
Ümraniye'deki yıkım sırasında dev vinç, bir binanın üstüne düşmüş, facianın eşiğinden dönülmüştü . Bu olaydan ders alan olmadı. Yıkım hâlâ hiçbir tedbir alınmaksızın devam ediyor. Çevre sakinleri, özellikle de öğrenciler tehlikede.
Geçtiğimiz hafta, Ümraniye, facianın eşiğinden dönmüştü. Meydan çalışması kapsamında, 10 katlı eski İGDAŞ binası yıkılırken 90 tonluk iş makinesi, hemen karşıdaki bir iş hanının üzerine devrilmişti. Olayın gece meydana gelmesi ve işhanının boş olması, olası bir felaketi önlemişti.
Bu olay, aynı zamanda yıkım sırasında hiçbir güvenlik önleminin alınmadığını da ortaya koymuştu. Vincin devrilmesinden sadece birkaç saat önce Acil Şikayet Hattı'nı arayan bölge halkı, "Çevrede tedbir almadan yıkım yapıyorlar. Başımıza beton parçaları yağacak" demiş, anlayacağınız bu kaza göz göre göre gelmişti. Vincin devrilmesinin üzerinden günler geçti. Yıkım devam ediyor. Peki ya gerekli önlemler alındı mı? Yetkililer geçen haftaki olaydan ders aldı mı? Çevre sakinlerinin şikayetleri, değişen hiçbir şeyin olmadığını gösteriyor.
NASIL KORKMASINLAR!
Yıkım çalışmaları, Alemdağ Caddesi sakinlerini, esnafı ve yıkılan İGDAŞ binasının yanıbaşındaki okula giden öğrencilerin ailelerini tedirgin ediyor. Ajans Habertürk muhabiri Özner Berber'in haberine göre, koca bir semtin sakinleri korku ve panik içinde.
Gelin sözü arkadaşımız Özner Berber'e dert yanan Alemdağ Caddesi esnafına bırakalım. Bakalım neler anlatıyorlar: 'Yıkım yapılan alanın etrafında perdeleme çalışması yapılmadı. Binadan düşen beton parçalarının binaların ya da yayaların üzerine düşmesi an meselesi. Yıkım, vinçle kenardan yapılıyor. Yıkım alanı çoğaldıkça binanın dengesi bozuluyor. Vinç darbeleri, binanın taşıyıcı kolonlarına zarar veriyor.
Yıkım bu şekilde devam ettiğinde, 10 katlı bina bir anda yerle bir olabilir ki bu durumda çevredeki binaların ya da yoldan geçenlerin zarar görmemesi mümkün değil. Sözde yıkılan binanın önünü sac levhayla kapattılar. Ancak küçücük bir alan kapalı. Binanın çok yakınından insanlar gelip geçiyor. Bir beton parçasının aşağıya hızla düşmesi ve birine isabet etmesi halinde can kaybı kaçınılmaz."
Gelelim yıkılan İGDAŞ binasının hemen yanındaki Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu'na giden öğrencilerin ailelerine... Doğal olarak veliler çocuklarının can güvenliğinden endişe duyuyor ve bu kaygılarını şöyle ifade ediyorlar:
ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA
"Okulumuz, yıkılan binanın tam dibinde. Yani çocuklarımız büyük tehlike altında. Yıkım sırasında beton ve cam parçaları okulun bahçesine düşüyor. Bu parçalar çocuklardan birine çarpsa bunun hesabını kim verecek? Neden yıkım bölgesinin etrafında güvenlik önlemi alınmıyor? Bu endişelerimizi belediye yetkilileriyle de paylaştık.
Bize şu yanıtı verdiler: 'Binanın temeli çok sağlam olduğu için dinamitle patlatarak yıkmak imkansız. Mecburen bu yöntemle, vinçle yandan yıkmak zorundayız' dediler. Tamam madem böyle bir zorunluluk var önlem alın. İnsan hayatını bu kadar hiçe sayarak yıkım yapılmaz ki! Son derece kalabalık bir mahallenin orta yerinde tehlikeli bir yıkım yapıyorlar ama vatandaşın can güvenliğini hiç düşünmüyorlar. Üstelik daha bir hafta önce felaketin eşiğinden dönmemize rağmen. Pes... "
Koca yaz nerelerdeydiniz!
Belediye, yaz boyunca durdu durdu, kışın ortasında kaldırım çalışması başlattı...
Belediyeler koca bir yaz durdu durdu, kışın gayrete geldi... Şehrin dört bir yanında bu yağmurda, çamurda yol çalışmaları yapılıyor. Tabii İstanbullular da perişan oluyor. Haftalardır bu sütunlarda görüyorsunuz işte... Zamansız çalışmaların çevreye verdiği rahatsızlığı...
Daha dün, Üstbostancı Muhtar Halit Coşkun Sokak'taki vahim tabloyu sizlerle paylaşmıştık. Benzer bir şikayet de Ümraniye Şerifali Mahallesi'nden geldi. Cumhur Konak Sokak'ın sakinleri de aynı dertten mustarip. Gelin bölge halkına kulak verelim. Neler olup bitiyor onlardan öğrenelim...
HER TARAF ÇAMUR İÇİNDE
"Geçtiğimiz günlerde, kaldırım yenileme çalışması başlatıldı. Tabii yol kenarındaki kum yığınları yağmurla birlikte çamura dönüştü ve tüm sokağı kapladı. Sokak çamurdan geçilmiyor. Sanki İstanbul'un orta yerinde değil de, ücra bir köşede yaşıyoruz. Çamura bata çıka ilerliyoruz. Üstümüz başımız rezil oluyor. Okula gidip gelen çocuklar eziyetin en büyüğünü çekiyor. Madem kaldırımlar yenilenecekti, neden yazın yapılmadı? Bütün bir yaz boyunca belediye hiçbir şey yapmadı. Bu soğuk ve yağışlı günlerde kaldırım yenilemek için harekete geçtiler. Olacak şey değil. Acaba belediye yetkilileri burada nasıl bir manzara olduğunu biliyor mu? Yetkililer gelip bu sokaktan bir geçmeye çalışsın da neler yaşadığımızı anlasın. Yeter artık!"
Zahmet edip samanları bağlasaydınız
Çekmeköy-Şile Otoyolu'nda ilerleyen, haddinden fazla yüklenmiş kamyon, sürücülere korku dolu anlar yaşattı.
Son sürat ilerleyen, aşırı yük taşıyan kamyoncular milletin baş belası diyoruz ya boşuna söylemiyoruz. Ajans Habertürk muhabiri Özner Berber'in objektifine yansıyan fotoğrafta görüyorsunuz. Kural tanımazlığın, duyarsızlığın, düşüncesizliğin ulaştığı boyutları... Çekmeköy-Şile Otoyolu'nda hızla ilerleyen bir kamyon...
UMURUNDA MI!
Saman taşıyor... Ama ne taşımak! Dorse haddinden fazla yüklenmiş. Hatta kasanın kapağının üzerine bile saman konulmuş. Üstelik samanlar doğru düzgün bağlanmamış, üstü kapatılmamış. Bazı saman balyaları yerlerinden çıkmış. Hatta dorsenin ön tarafındaki parçaların aşağıya düşmesi an meselesi... Allah saklasın bu samanlar yandan geçen
bir aracın üstüne düşse, sürücü paniklese, direksiyon hakimiyetini kaybetse neler olur, düşünmesi bile ürkütücü... Ne var ki bu risk, kamyon şoförünün umurunda bile değil. İnanması güç ama bu kamyon kilometrelerce bu şekilde ilerledi. Otoyolda hiçbir kontrol noktası olmadığından kimse kamyoncuya müdahale etmedi.
HAREKETE GEÇİN
Kamyoncu, Alemdağ sapağından içeri girerek ara sokaklara daldı, gitti. Samanlar otoyolda düşmedi ama ara sokaklarda ne oldu bilinmez...
Fotoğrafta kamyonun plakası net bir şekilde görülüyor. Trafik ekipleri yollarda denetim yapmıyor. Bari bu fotoğrafı görünce harekete geçsin, kamyoncu bulunsun da bir güzel cezalandırılsın.
Kamyonların şehir içinde ne işi var!
DÜN, saman yüklü kamyonun yarattığı tehlikeyi kaleme alırken, ajanslara bir facia haberi düştü. Yine bir kamyon dehşetiydi bu... Bağalar Dökümcüler Caddesi'nde, yolun karşısına geçmek isteyen bir kadın, metro inşaatına giden bir hafriyat kamyonunun altında kalıp can vermişti. Bu kaçıncı felaket? Kamyon kazalarına kurban giden bu kaçıncı vatandaş? Yeter artık! Bu hafriyat kamyonlarının şehir içinde cirit atması neden engellenmiyor? Neden trafiğin yoğun olduğu saatlerde kamyonlar ara sokaklardan geçebiliyor? Neden hiçbir yerde denetim, kontrol yok? Kamyoncular neredeyse her gün birinin canını yakıyor, ocakları söndürüyor ama bu hayati soruna köklü bir çözüm bulunamıyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz, bu kadar değersiz mi? Ne dersiniz, yetkililer bu soruların yanıtını verebilir mi?
Çağlayan'ın çamuru facia çıkartacak
Çağlayan'daki kavşak çalışması başladı başlayalı şikayetler kesilmiyor. Vatandaşlar, şantiye sahasından çıkan kamyonların temizlenmediğini, lastiklerindeki çamurları yollara bulaştırdığını söylüyor, denetimsizlikten yakınıyor. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde bu konuya değinmiş, vatandaşların isyanını yansıtmıştık.
Yetkililer konuyla ilgili hiçbir şey yapmamış olacak ki şikayetler devam ediyor. İşte bir mesaj daha... "İnşaat yüzünden E-5 çamur deryası... Ben motosiklet kullanıcısıyım. E-5 Çağlayan mevkiinden geçerken çok zorlanıyorum. Çamurlar, yolu çok tehlikeli bir hale getiriyor. Bir kazaya kurban gitmekten korkuyorum."
Emniyet: Bölge kontrolümüz altında
DÜN, Büyükçekmece sakinlerinin eleştirilerini yansıtmıştık hatırlayacağınız gibi. Bölge halkı, tarihi Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü'ndeki güvenlik zafiyetinden yakınıyordu. Vatandaş ne diyordu? Gelin kısaca hatırlayalım... "Köprünün hemen yanında Kültür Park vardı.
Geçen yıl, Büyükşehir Belediyesi bu parktaki mekanları yıktı.
Çeşitli etkinliklerin yapıldığı çadırların ortadan kaldırılmasıyla birlikte hem park hem de köprü kaderine terk edildi. Burası ıssız bir yer oldu. Dolayısıyla ne idüğü belirsiz kişiler de buraya yerleşti. Eskiden yürüyüş yaptığımız yerlerden şimdi geçemiyoruz... "
Sadece çevre sakinleri mi? Belediye Başkanı Hasan Akgün de benzer serzenişlerde bulunuyordu. Hatta Başkan Akgün,
"Güvenlik zafiyeti çok büyük. Köprü ayakları berduşlarla dolu. Korumalarımla birlikte ben bile köprüden geçmeye çekiniyorum" diyordu.
İşte tüm bu eleştirileri yansıttığımız haberimizin ardından Büyükçekmece Emniyet Müdürlüğü yetkilileri aradı.
Şikayet edildiği gibi bir güvenlik açığı olmadığını söyleyen yetkililer, şu açıklamayı yaptı:
ÖNLEMLER ARTACAK
"Köprüde güvenlikle ilgili bir sıkıntı yok. Bölge sürekli kontrolümüz altında. Köprü ve civarı boş ve ıssız olduğu için vatandaş korkmuş olabilir ama berduşlar ve tinercilerin istilası söz konusu değil. Her şey kontrolümüz altında.
Ancak bu şikayetlerin ardından biz yine önlemlerimizi artıracağız. Kontrolleri sıklaştıracağız. Ekiplerimiz daha çok devriye gezecek... "
Yaya geçidinde yayalara büyük tuzak
GEÇTİĞİMİZ haftalarda İstiklal Caddesi'nin bozuk yollarını manşetimize taşımıştık. Her gün binlerce kişinin gelip geçtiği, turistlerin uğrak yeri olan İstiklal Caddesi'nde zemin döşemeleri kırılmış vaziyetteydi. İstiklal'de yürümek İstanbullular için tam bir işkenceye dönüşüyordu.
KENTİN GÖBEĞİ
Kırık dökük taşların arasında atlaya zıplaya, cambaz misali yürümeye çalışan vatandaşlar için, yağmurlu havalarda durum daha da eziyete dönüyordu. Kırık dökük, yerinden oynamış taşların altına dolan yağmur suları, caddede yürüyen vatandaşların üstünü başını çamur içinde bırakıyordu. Önceki gün, Acil Şikayet Hattı ekibinin çektiği fotoğraflar,
Taksim'de onarım gerektiren tek noktanın İstiklal Caddesi olmadığını gösterdi. Bu fotoğraf Elmadağ'da çekildi. Gördüğünüz gibi, trafik ışıklarının orta yerinde, her gün yüzlerce yayanın geçtiği bir noktada demir bir kapak bulunuyor. Buna da kapak denilirse tabii...
Demir kapak o kadar yıpranmış ki iyice incelmiş ve orta yerinde kocaman bir delik oluşmuş. Kapakta oluşan deliğin kenarları da giderek inceliyor, belli ki delik daha da büyüyecek. Bu noktadan her gün yüzlerce İstanbullu ve turist geçiyor.
En küçük bir dikkatsizlik ve dalgınlık sonucu bu deliğe basanların düşüp yaralanması işten bile değil. İyi ama kentin göbeğinde, bu kadar işlek bir yerde bu manzarayı gören kimse yok mu?