Reform paketi ve yeni vergi
Cuma günü açıklanan ekonomi reform paketi yatırım, üretim, istihdam ve ihracat diye dört ayak üzerine kurulu. Bunun için 5. ve 6. bölgelerde yatırımlara KGF’den teşvik verilecek. Genç istihdamına yönelik ek bazı teşvikler de sağlanıyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcılığında Ekonomik Koordinasyon Kurulu çalışmaya başlayacak. Cumhurbaşkanlığında ayrıca iki yeni başkanlık kuruluyor. Yenilikçi ve güçlü sağlık sisteminin gelişmesi amacıyla Sağlık Endüstrileri Başkanlığı, yazılım teknolojilerinde rekabet gücü elde etmek için de Yazılım ve Donanım Endüstrileri Başkanlığı hayata geçecek.
Tüketicinin korunması, kayıtlılığın artması, piyasada haksız rekabetin etkin biçimde önlenmesi amacıyla bağımsız bir Piyasa Gözetim ve Denetim Kurumu kurulacak. Kurumun çatısı altında özel sektörün ve tüketicilerin temsil edildiği Piyasa Gözetimi ve Denetimi Koordinasyon Kurulu da oluşturulacak.
ENFLASYON İÇİN YENİ KOMİTE
-Enflasyonla mücadele için tarımda erken uyarı sistemi kurulacak, sözleşmeli tarım uygulamasına geçilecek, yüzde 25’e varan gıda kayıplarını azaltacak önlemler alınacak.
-Bir de enflasyonda yapısal şokları değerlendirmek için Fiyat İstikrarı Komitesi kurulacak. Bu komitede Hazine ve Maliye, Sanayi, Enerji, Ticaret, Tarım bakanlıkları yer alacak.
-Merkez Bankası bünyesinde Gıda Komitesi görev yapıyor. Yeni kurulacak komitesi ile Merkez Bankası’nın görev alanları aynı olacak. Sanki Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelesinde yük üzerinden mi alınıyor ne? Bekleyip göreceğiz.
-Enflasyonda ataleti kırmak için ayrıca kamusal mal ve hizmetlere gerçekleşen enflasyon kadar değil, hedeflenen enflasyon kadar zam yapılacak. Bu söz tutulabilirse enflasyonla mücadelede net bir katkı sağlayabilir. Kamusal zamların oranı düşebilir. Bundan sonra kamunun yapacağı zamlar ile enflasyon arasında güçlü bir bağ kurulacak gibi.
SERMAYE PİYASASINA DESTEK
-18 yaş altına BES’e katılma imkanının ve buna yüzde 25’lik devlet desteğinin getirilmesi, hem tasarrufları özendirici hem de sermaye piyasalarını destekleyici bir gelişme olacak.
-Yeni bir kurum olarak Tahvil Garanti Fonu’nun kurularak ödeme güçlüğüne düşülmesi durumunda devreye girmesi, özel sektöre tahvil yoluyla borçlanmasını kolaylaştıracak ve risk primini azaltacak. 1999’a kadar böyle bir mekanizma vardı ve içinde belli bir fon da toplanmıştı.
-O dönemde Hazine’nin borçlanması tam gaz giderken, bono faiziyle de kimse yarışamadığı için, özel sektör tahviline bakan çıkmıyordu. 1999’da yenilenen Sermaye Piyasası Kanunu ile ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle kapatıldı ve tasfiye edilerek fondaki kaynaklar Hazine’ye devredildi. Bugün ise özel sektör tahvil piyasası 100 milyar lirayı geçen bir hacme ulaşmış durumda.
45 MİLYARIN GELECEĞİ YER
-Reform paketinde basit usulde gelir vergisi ödeyen 850 bin esnafın vergisi kaldırıldı. Vergi gelirleri içinde payı çok küçük ve yarım milyar lirayı dahi bulmuyor.
-Buna karşılık GSYH’ya oranla bütçe açığının yüzde 4.3’ten yüzde 3.5’e indirileceğini açıkladı Cumhurbaşkanı.
-Normal koşullarda yeni bir vergi olmadan bunun sağlanabilmesi ancak ekonomik büyümenin yüzde 5’in üzerine çıkmasıyla ve tüketimin hızlanmasıyla mümkün. O durumda dolaylı vergi artışları gelir tarafını destekleyerek açığın milli gelire oranını düşürebilir.
-Ancak reformlar içinde üstü kapalı geçilen vergi artışı galiba kurumlara geliyor. Bunun için kanunda değişiklik yapılarak şirketlerin kâr dağıtımında 2020, 2021 ve 2022 yıllarında peşin esasına geçilecek.
-Hazırlanan tasarıya göre şirketler indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan Kurumlar Vergisi indirildikten sonra kalan kazancın yüzde 10’unu keserek mayıs ayında ödeyecek. Bu karar 2020 ve 2021 yılları için yüzde 10, 2022 için yüzde 5 olarak belirlenecek. Aynen peşin vergi uygulamasında olduğu gibi, kurumlar kâr dağıttığında peşin ödemelerini mahsup edecek.
-Devletin burada iki yoldan kazancı olacak. Biri erken tahsilattan dolayı. Dağıtılan kâr yüzde 15 vergiye tabii. Ancak kâr bir yıl dağıtılıyor, beyanı ertesi yıl yapılıyor ve vergisi ödeniyor. Yeni sistemde şirketler kârı dağıtmadan önce dağıtılacak tutarı bulacak, yüzde 10’unu vergi dairelerine bir yıl önceden yatıracaklar.
-Devletin elde edeceği ikinci kazanç, kâr eden şirketlerden, dağıtsın veya dağıtmasın fark etmiyor, dağıtılacakmış gibi kabul edip, peşin peşin yüzde 10 vergi alacak olmasında. Kârı dağıtmayıp sermaye eklese de bunu peşin ödediği yüzde 10’den düşemeyecek. Ödenen geri alınamayacak.
KÂRLAR BOLCA DAĞITILACAK
-Peşin ödenen vergiyi mahsup edecek tek yol kalıyor. O da karı en yüksek şekilde dağıtmak ve ödenmiş olan tevkifata mahsup etmek. Dolayısıyla yeni vergi düzenlemesi yasalaşırsa şirketleri kâr payı dağıtmaya zorlayacak. Bu durum reel sektör şirketlerinde fazla sorun yaratmayabilir. Çünkü kârlar dağıtılıyor.
-Ancak bankaların ne kadar kâr payı dağıtacaklarına öz denetleyici kurum olarak BDDK karar veriyor. Genelde de kârlar sermayelerini güçlendirmeleri yönünde kullanmak amacıyla kar payı dağıtımına pek izin vermiyor.
-Bu durumda bankalar elde ettikleri kârdan dağıtamayacak olsalar bile, yüzde 10 vergisini peşin ödeyecekler, ama dağıtımı BDDK’nın izin verdiği ölçüde yapacaklar. Kalan kısım sermayeye ekleneceğinden kâr payı tevkifatı mahsup edilemeyecek. Devlet için yeni gelir, sektör için de yeni bir vergi demek.
-Bütçede açığın GSYH’ya oranla yüzde 4.3’ten yüzde 3.5’e düşülmesi 0.8 puanlık azalma demek. Bunun karşılığı yaklaşık 45 milyar lira oluyor. Getirilmek istenen kâr payı kesintisi ile elde edilecek vergi gelirini ise işin uzmanları yaklaşık 50 milyar lira olarak hesaplıyor.
BANKALAR MÜTHİŞ KAYIPLI
-Bu vergi olayından yola çıkarak son haftalarda banka hisseleri ile sanayi hisseleri arasındaki keskinleşen yol ayrımının nedenini de buldum diyebilirim. Konunun yazılması Şubat sonunda olmasına karşılık borsada sanayi endeks ile banka endeksi arasındaki yeni makas açılması 8 Ocak sonrasında oldu. Banka Endeksi 2 ayı aşkın zamanda yüzde 17 düştü. Buna karşılık Sanayi Endeksi yüzde 4.1 arttı. Makas yüzde 21 açıldı.
-Bankaların toplam piyasa değeri de 5 milyar dolarlık gerilemeyle 21.8 milyar dolara indi. Bankaların borsa endeksine katkısı bir zamanlar yüzde 40’ın üzerindeyken yüzde 10’un altına indi.
-Bankaların toplam piyasa değeri de 2010 sonunda 142.4 milyar dolardan 12 Mart 2021 itibariyle 21.8 milyar dolara düştü. 10 yılı aşkın sürede bankaların piyasa değerinde dolar bazında yüzde 85 gerileme meydana geldi. Bunun piyasa değeri olarak karşılığı 120.5 milyar dolar. Gerçekte büyük kayıp.
-Tabii ki bu büyüklükteki bir kayıp sonucu Borsa’nın toplam piyasa değeri 2010 yılının yüzde 25 daha altında bulunuyor. 2010’da 343.3 milyar dolar olan borsadaki şirketlerin toplam piyasa değeri 254.3 milyar dolara inerek 88 milyar dolar veya yüzde 26 azaldı.
-Bu durum İstanbul Borsası’nın neden eşdeğer diğer borsalarla yarışta geri kaldığını da açıklıyor. Her şeyde bankalar var ama borsada adeta yoklar. Borsa da tek ayakla ancak bu kadar ilerliyor.