Piyasalarda olmakta olan ne?
Cumhurbaşkanı Erdoğan 12 Mart’ta ekonomik reform paketinin 4 ana hedefini yatırım, istihdam, üretim, ihracat diye açıkladı. Bir hafta sonra faizleri artırarak sıkı para politikası izleyen Merkez Bankası başkanı görevden alındı. Yerine düşük faizle ekonominin fonlanmasından yani gevşek para politikasından yana bir isim getirildi.
Ekonomik reform paketinde açıklanan çerçeve ile merkez bankası yönetiminde yapılan değişiklik birbiriyle uyumlu. Bugün yapılacak Ak Parti Kongresi’nde açıklanacak 2023 yol haritası ve muhtemel Kabine değişikliği ile tablo daha netleşecek.
BOL VE UCUZ PARAYA DÖNÜŞ MÜ?
-Merkez Bankası’ndaki yönetim değişikliği finansal piyasaları bu hafta başından itibaren dağıttı. Şok niteliğinde büyük fiyat hareketleri ve fiyat oynaklıkları yaşanmaya başladı.
-İlk gün en şiddetlisiydi, ikinci gün türbülansın şiddeti azalmaya başladı. Bugün ve yarın fiyatlamaların devam etmesi ve yapılacak açıklamalarla tablonun netleşmesi beklenir.
-Para politikasında 6 Kasım öncesine yani bol ve ucuz paraya dönülecekse bunun gideceği yerlerden biri enflasyon ise diğeri cari açık.
-Çünkü ucuz ve bol para, yatırım, istihdam, üretim, ihracat artışı yoluyla büyümeyi artıracak. Büyüme artışı ise ithalat ve döviz ihtiyacının artması demek. Döviz ihtiyacı ve cari açık yükselişiyle birlikte kurlara yukarı yönlü baskı yapacak.
-Kur artışı enflasyonu, ithalat artışı cari açığı besleyecek.
YABANCI KAPIYA YIĞILDI
-Faizler düşürülecek ve kurlar artacaksa böyle bir tabloda yabancı yatırımcı para kazanamadığı gibi, ana parasından kaybeder. Bu açıdan yabancıların satıp çıkmaları kendi açılarından rasyonel bir davranış.
-Elini çabuk tutanlar da, zararlarını azaltacağından kapıya yığılma etkisi yaratıyor. Piyasalarda oluşan büyük stresin en önemli kaynağı buradan geliyor.
-Bu etkiyle Türkiye riskini yansıtan CDS’lerin primi 305 puandan iki günde 487 puana yükseldi. Artış yüzde 60 ve 6 Kasım’daki 530 puanlık düzeyine az kaldı.
-Londra swap piyasasında faizlerin yüzde 1.400’e çıkmasının nedeni, yine yabancıların Türk Lirası’na ulaşma ihtiyacının şiddetini yansıtıyor.
PİYASALARIN 2 GÜNLÜK BİLANÇOSU
-Yabancıların satışa koşmaları elbette etkisini döviz kurlarında, hisse senetleri fiyatlarında ve tahvil faizlerinde gösteriyor.
-Ancak bu etkiye karşılık yerleşik kurumlar, şirketler, bankalar ve bireysellerin alımları, fiyat aşırılıklarını törpüledi.
-Bu nedenledir ki, son iki günde TL’nin dolara karşı kaybı yüzde 9’da kaldı.
-Tahvil faizlerinde artış yönündeki değişim 2 yıllıkta yüzde 24, 10 yıllıkta yüzde 42’ye vardı. Hazine faizleri yüzde 19’dan geçiyor. Yabancıların daha ağırlıklı oldukları 10 yıllık tahviller daha ağır satış yedi.
-Borsada hisse senetleri fiyatları ortalama yüzde 10 düştü. Aslında bu düşüşün tamamı ilk güne verilebilir. Çünkü ikinci günde seans içinde düşüş yüzde 8.9’a varmasına karşılık toparlanma oldu ve kapanışta borsa artıya geçti.
DÜŞÜŞ SANAYİDE 7.5 İKEN BANKADA NİYE 17.5
-Toparlanmanın öncülüğünü sanayi hisseleri yaparken bankalar yüzde 8.5 değer kaybetti. Zaten 2 günlük düşüş sanayi hisselerinde yüzde 7.6’da kalırken, banka hisselerinde yüzde 17.5’e vardı.
-Fiyatlamalardaki bu büyük fark, hem banka hisselerinde yabancı hakimiyetinden, hem de bol ve ucuz parayı bankalar vereceğinden ve sanayinin kazanacak olmasından kaynaklanıyor.
-Ayrıca bir hazırlık var ki, şubat ayında medyada yer aldı ve yalanlanmadı, dağıtılacak kârdan yüzde 10 peşin vergi kesintisi öngörüyor. Bu vergi, daha sonra kâr payı dağıtıldığında yüzde 15’lik temettü vergisinden mahsup edilebilecek ama iade olmayacak. Şirketlerin de, peşin alınan vergide mahsup oranını yükseltmek amacıyla azami kâr payı dağıtımına gidecekleri tahmin ediliyor.
-Regüle edilen bir sektör olarak bankaların kâr payı dağıtımına ve dağıtım oranına BDDK karar veriyor. Dolayısıyla bankalarda azami kâr payı dağıtımı gibi bir durum olamayacak.
-Ama şirketlerde kanun neyse o uygulanıyor, genel kurullarda alınan kâr payı dağıtımı kararı esas oluyor.
-Fiyatlarda sanayi-banka ayrışmasını temettü konusunda hazırlanan bu düzenleme de etkiliyor olabilir.
YERLİLERİN KORKUSU NE?
-Yabancı yatırımcının satış baskısı yanında yerlilerin de finansal varlığını koruma ve spekülasyon güdüsü finansal piyasalardaki türbülansın ikinci ana nedeni.
-Burada baskın olan faktör, para politikalarında 6 Kasım öncesine dönüşle kurun artması, enflasyonun yükselişe geçmesi ve TL’de kalanların reel kayba uğraması korkusundan kaynaklanıyor.
-Bu açıdan 15 Nisan’daki Para Politikası Kurulu’na kadar olağanüstü toplantı yapılmayacağının açıklanması kısmen yatıştırıcı oldu.
-Ancak 15 Nisan’a şunun şurasında ne kaldı ki?
O toplantıda faizin düşürülmeyeceği taahhüt de edilmedi zaten. Merkez Bankası politikalarına kaldığı yerden aynen devam edeceği de söylenmedi.
ÖNCE HASAR TESPİTİ
-Piyasalarda meydana gelen şiddetli bozulmayı elbette Ankara’da karar vericiler de izliyordur. Şimdilik piyasaları ikna etmeye, yatıştırmaya ve toparlamaya çalışıyorlar.
-Gösterilen bu çabalarla birlikte ortalık önce toz dumana karışır, sonra nasıl olsa yatışır diye bekleyebilir de.
-Piyasalardaki bozulmanın, ortaya konulan ana politikayı veya senaryoyu hemen değiştirmesi zor görünüyor.
-Bu durumda toz bulutu kalktıktan sonra bozulmanın boyutuna bakmak lazım. Şimdiden bir kestirimde bulunmak zor çünkü çok boyutlu biriken bir enerjinin patlamasıyla karşı karşıyayız.
-Eğer hasar küçükse oluşturulan politikaya devam edilir. Yok büyükse zaman alacak bir bakım ve onarım zorunluluğu ortaya çıkar.