Yurtta enflasyon dünyada enflasyon
Akaryakıtta fiyat belirleme yöntemi değiştirildi ve Özel Tüketim Vergisi artırıldı. Buna bağlı olarak benzine yüzde 7.7, motorine yüzde 10 zam yapıldı.
Artan petrol fiyatları yanında yükselen kurların akaryakıt fiyatlarını aşırı biçimde artırmaması için 2018 yılında eşel mobil sistemine geçildi ve tavan fiyat uygulaması başlatıldı. Bu sistemde maliyetler arttığında vergiler indirilerek perakende satış fiyatının dengelenmesi yoluna gidiliyordu. Eşel mobil sistemi uygulamasıyla ortaya TÜFE’yi düşüren ve oynaklığı azalan bir fiyat seyri çıkarken, devletin özel tüketim vergisinden feragat etmesi gerekiyordu. Nitekim yılın dört ayında bütçede vergi gelirleri yüzde 47 yükselirken, akaryakıtın içinde yer aldığı Özel Tüketim Vergisi yüzde 25 arttı.
TÜFE’Yİ YARIM PUAN ETKİLER
-Akaryakıtın enflasyon sepeti içinde doğrudan ve dolaylı etkileri biraz fazla. Yapılan zam oranı da hatırı sayılır ölçüde. Merkez Bankası eski baş ekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara akaryakıt fiyat artışından tüketici enflasyonuna doğrudan ve dolaylı olarak toplamda yüzde 0.5’lik etki geleceğini hesapladı.
-Akaryakıt zammı geçen yılın avantajlı baz etkisinden dolayı mayıs ve haziranda TÜFE’yi sıçratıcı etki yapmayabilir. Buna karşılık enflasyon bu aylarda düşük çıkacak idiyse bu da pek gerçekleşmeyecek.
SORUN SADECE AKARYAKIT DEĞİL
-Enflasyonda sorun çıkartacak tek gelişme ise bu zamlar değil.
-En başta döviz kurları oldukça yüksek seyrediyor. Mayıs ayının ilk üç haftasının ortalama dolar/TL kuru 8.32 ile şimdiye kadarkinin en yükseğine çıktı. Geçen yılın mayıs ayında 6.95 olan dolar/TL kurunun yıllık değişimi yüzde 20’ye vardı.
-İthalat yüzde 20 artan kurlarla yapılıyor. Türkiye’deki üretimin ithal ham maddeye bağımlılığı yüksek. İthal edilen emtiaların ortalama fiyatları dolar bazında yüzde 20’den fazla arttı. Bu artışlar üretici fiyatlarının yüzde 35’e nasıl çıktığını açıklıyor. Gelişmeler üretici fiyatlarını önümüzdeki aylarda artırıcı yönde etki yapabilir.
TÜKETİM ARTIŞI DA TÜFE’Yİ ARTIRIR
-Üretici fiyatları yüzde 35 iken, tüketici fiyatları yüzde 17’de ve arada şimdiye kadarki en büyük makas oluşumu meydana geldi. Salgın döneminde tüketimin çeşitli nedenlerle azalmasından dolayı üretici fiyatlarından perakende fiyatlara geçişkenlik azaldı.
-Ancak bu durumun yılın ikinci yarısında değişmesi bekleniyor. Çünkü Türkiye’nin aşı tedarik etmesinde yeni gelişmeler var. Aşılamanın hızlanması durumunda hazirandan itibaren yaz aylarında hayat normalleşmeye başlayabilir. Bağlı olarak tüketim artabilir. Bu durumda perakende fiyat ayarlamaları daha rahat yapılabilecek.
-Bu arada küresel emtia fiyatlarında yükselişin duracağı ve geri geleceğinin garantisi yok. Hatta fiyat artışlarının sürmesi daha yüksek olasılık.
DÜNYADAN ENFLASYON İTHALİ
-Çünkü dünya ekonomisi geçen yılki yüzde 3.3 daralmadan bu yıl yüzde 6 büyümeye dönüyor. Aşılamaların ilerlemesiyle ekonomilerin ve hayatın normalleşmesi bekleniyor.
-Ekonomik canlanmaya bağlı olarak Çin’de ve ABD’de enflasyon baş gösterdi bile. Korkusu da bütün piyasaları sardı.
-Bu açıdan emtia ve ithalat fiyatlarından Türkiye’deki enflasyonu düşürmeye katkı yapması beklenemez, yeter ki artırıcı yönde etki yapmasın. Önümüzdeki dönem enflasyonla mücadeleyi hem döviz kurlarındaki hızlanma, hem de dünyadan ithal edilecek enflasyon zorlaştıracak. Enflasyon şimdiye kadar bizim sorunumuzdu, bundan sonra dünyanın da sorunu.
VERGİ GELİRİ YÜZDE 47 ARTMIŞKEN
-Henüz salgın ve kur artışları sona ermeden akaryakıt fiyatlarını artıracak değişikliğe niye gidildi? Biraz daha beklenemez miydi? Bunun için bütçeye bakmak gerekiyor. Bütçe müsait.
-Çünkü yılın dört aylık döneminde vergi gelirleri yüzde 47 artışla gayet yüksek seyrediyor. Bütçe dengesi geçen yıl ki 72.7 milyar liralık açıktan, bu yıl 5.9 milyar liralık fazlaya döndü.
-Öyle anlaşılıyor ki, daha fazla kaynağa ihtiyaç duyulmuş. Daha fazla harcama veya salgın nedeniyle geniş kitlelere karşılıksız yardım yapılacak. Enflasyonun pek düşmeyecek olması ve yüksek seyretmesi ise önemsenmeyecek.
-Seçmenler de zaten enflasyonu pek önemsemiyor. Araştırmalar gösteriyor ki, büyümeye, enflasyondan 6-7 katı daha fazla önem veriyorlar.