Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Kıymetli okurlar; bu köşeden haftanın beş günü size saha bilgilerini, Ankara siyasetinin arka planını, halkın nabzını da tutarak aktarmaya çalışıyorum.

        Altılı Masa’nın açık-kapalı bütün gündemini bu köşeden okudunuz. Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun yol haritasını keza öyle…

        KPSS soru skandalının detaylarına dair çok sayıda habere yer verdik. Enerji fiyatlarında indirim haberlerini ilk siz öğrendiniz.

        Depremden sonra TOKİ eliyle inşaatların nerelere ve nasıl yapılacağını; bir başka hayati konu olan deprem molozlarının kaldırılmasının bütün detaylarını, Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile dış politika adımları ve devlet refleksine ilişkin ilk röportajı, toplantıların perde arkası ve kulis bilgilerine de burada yer verdik.

        OHAL ilanıyla birlikte ortaya atılan iddiaların aksine seçimin ertelenmeyeceğini yine ısrarla vurgulayan ve haklı çıkanlardandık.

        AK Parti’nin başörtüsü konusunda anayasa değişiklik teklifini geri çekeceğini buradan duyurduk sizlere. Olayı anlamayanlar, bu yazımdan sonra sanki bu, benim fikrimmiş gibi saldırıya geçti ya neyse… Takılmadık… İşimize baktık…

        YSK’nın deprem bölgesine ilişkin alacağı önlemler ve seçim güvenliği ile ilgili çok sayıda bilgiyi sizinle paylaştım. Yazılarımızın ardından Millet İttifakı partileri, acil kodlu üst üste sandık güvenliği toplantıları yaptı.

        Gece istihareye yatıp sabah kalkıp, ahkam kesmek yerine, gazeteciliğin en temel işlevini yerine getirmeye; haber nerede ise biz oradayız mantığı ile bu mesleğin nüvesi olan muhabirliği layıkıyla yapmaya çalıştık.

        Bilgiye dayalı analiz ve ampirik gözlemlerimin sonuçlarını bu köşeden haber analiz tadında sizlere aktarmaya çalışıyorum.

        Bir süredir seçimin ikinci tura kalacağına dair yaygın bir kanaat oluşmuş durumda. Bunu sadece anketlere bakarak söylemiyorum; seçmenin gözünde de siyasette flu bir alan var.

        Bu fluluk seçime kadarki 20 günlük sürede sağlanamazsa maalesef bu seçim siyasi geleceğimiz açısından bir kararlılık ve netlik üretmeyecek.

        Meseleyi biraz daha açarsak; taraf duygusunun, kutuplaşmanın çok yükseldiği bir ortamda seçime gidiliyor. Hem iktidar hem muhalefet açısından eldeki imkânlara bakılmadan ucu açık vaatler havada uçuşuyor.

        Bu seçimden on ay sonra mahalli idareler seçimleri var. Ülkedeki polarizasyonun devam edeceği öngörülebilir.

        14-28 Mayıs tarihlerinde yapılacak iki turlu cumhurbaşkanlığı seçimi ve ilk turda oluşacak parlamento aritmetiği şüphesiz ki bize daha net veri tabanı oluşturacak ancak Türkiye’nin önünde duran iç-dış yakıcı sorunların çözümü için farklı bir bakış açısı ve akıl gerekiyor.

        Türkiye’nin kısa süre içinde ikinci bir genel seçime ihtiyaç duymaması için iktidara kim gelirse gelsin alması gereken tedbirler, ortaya koyması gereken farklı yönetim anlayışı bulunuyor.

        Uzaydan bir ekonomik program ya da dışarıdan Süpermen gibi bir kurtarıcı beklemediğimize göre; Türkiye ya mevcut programı ve yönetim anlayışını devam ettirecek ya da literatürdeki alternatif programları, yaklaşımları uygulamaya koyacak.

        Ülkede ekonomik ve siyasal güven ortamının tesisi için başta yargı reformu olmak üzere, insan kaynağının etkin ve liyakat ölçütüyle kullanılması gibi adımlar ülkemize, bu türbülanstan çıkması için imkân, fırsat ve zaman sağlayacaktır.

        Aksi durumda bu seçimin netlik üretmeyeceği aşikardır.

        Türk milleti, tarihin kırılma anlarında olduğu gibi yine kendi kaderini kendi tercihiyle, kendisi tayin edecektir. Bu tercihin kullanılması sürecinde, bir politik çalkalanma söz konusu olabilir. Belki de ülkenin buna ihtiyacı vardır…

        Türkiye ile birlikte dünya da değişiyor. En basit ifadeyle; temiz su kaynaklarına ve gıdaya ulaşmak eskisinden çok daha zor.

        Gıda arz ve güvenliği ülkeler için ulusal güvenlik açısından birinci öncelik haline geldi.

        Bütün dünyada enflasyon yükseliyor ama bizde yükselmiyor sanki uçuyor; belimizi bükmüyor, adeta kırıyor.

        Bu cendereden çıkabilmemiz için ulusal paramızdaki aşırı değer yitiminin durması gerekiyor. Gelecekte hiçbir anlamı olmayacak vaatlerden öte, kalıcı çözüm önerileri getirecek ve ortak aklı işletecek mekanizmaların tesis edilmesi gerekiyor.

        Dediğim gibi, aksi durumda bu seçimin sonuçları, kazanan-kaybeden dışında yaralarımıza merhem olmayacak. Ben ülkemizin kazanacağı bir sonucu önemsiyorum…

        YENİ DÜNYA DÜZENİNDE YERİMİZ

        En çok merak ettiğim konulardan biri de kurulan yeni dünya düzeninde Türkiye’nin rolünün ne olacağı… Türkiye’deki siyasi partiler, yeni dünya düzenini anlamak için ne yapıyor?

        1.7 trilyon dolar yıllık bütçesi olan ABD, dış ticarette her yıl Çin’e 400 milyar doların üzerinde açık veriyor. Yeni dünya düzeninde ABD, sönüyor. ABD’nin Ukrayna savaşını desteklemesi, Çin ve Rusya’ya karşı askeri operasyonları ve bunun maliyetini karşılaması, uzun süre sürdürülebilir değil. Dünya üretim merkezinin kaydığı Çin’in elinde birikmiş parası var.

        İşte bu şartlarda Türkiye’nin jeopolitik hedefleri, merkezi hiyerarşik değerleri neler olacak? NATO İttifakı içindeki rolü değişecek mi, yoksa ABD’nin Çin ve Rusya ile mücadelesinde daha aktif görev mi alacak? Yeni bir askeri siyasi ittifak içinde yer alacak mı, yoksa ilişkileri ortaklık temelinde mi yürütecek?

        Çin, Rusya ile askeri ittifak yapmıyor; ilişkileri iyi ama müttefik değiller.

        Türkiye, NATO’dan çıkmayı tartışacak mı? Seçimden sonra oluşacak iktidar, bu ilişkilere nasıl bakıyor?

        İçinde bulunduğumuz kaçınılmaz süreç, Türkiye’nin bir askeri ittifak içinde olmasını mı, yoksa olmamasını mı gerektiriyor?

        ABD ile ilişkilerimizde unuttuğumuz, “stratejik ortaklık” tanımlamasının yerine hangi tanımlamayı kullanacağız?

        ABD, Karadeniz’de ve Baltık Denizi’nde Rusya’nın direncini kıramadı. Ukrayna’ya 200 milyar dolarlık silah desteği sağlayan ABD’nin daha fazla marjı yok. ABD halkı homurdanmaya başladı.

        Afrika ülkeleri Ukrayna’nın yanında saf tutmazken, neyi hesaplıyordu?

        Bu küresel güç mücadelesinde kimin kazanacağıyla rabıtalı olarak Türkiye, yeni dünya düzeninde yerini almaya dönük hamleleri şimdiden hesaplamalı.

        Dünyadaki değişimin iyi takip edilmesi, anlaşılması; Türkiye için ortaya çıkarabileceği risklerin ve fırsatların iyi değerlendirilmesi gerekir.

        Yeni bir dünya düzeni kurmayı amaçlayan Çin bile siyasi, ekonomik işbirlikleri içinde olsa bile askeri ittifaklar kurmuyor. Askeri ittifaklar içinde yer almıyor.

        Türkiye de doğru konumlanmalı…

        Tren kaçmadan, fırsatlar yitirilmeden içeri odaklandığımız kadar kafamızı kaldırıp dışarı da bakmalıyız.

        Bu seçim bütün enerjimizi tüketmeden umarım birileri oralara da bakıyordur…

        Diğer Yazılar