Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HATAY'da önceki gece güvenlik güçleri bir TIR'ı durduruyor.

        Belli ki, ihbar var.

        Sıradan bir TIR'da "olmaması gereken" bazı şeylerin bir TIR'da "var olduğu" iddia ediliyor.

        Ancak olmaması gereken şeylerin dışında bazı kişiler de var.

        Devletin istihbarat teşkilatından bazı görevliler.

        Polise, "Bu TIR'ı arayamazsınız. Yükümüz devlet sırrı niteliğindedir" diyorlar.

        Savcı, garnizon komutanı devreye giriyor.

        Sonunda bir tutanak tutuluyor ve TIR yoluna devam ediyor.

        İçişleri Bakanı açıklama yapıyor, "Bunlar Suriye'deki Türkmenlere giden yardımlardı" diyor.

        Kimileri TIR'da silah olduğunu iddia ediyor, TIR'ı arayan jandarma bu konuda bir açıklama yapmıyor. Zaten tutanakta da bununla ilgili bir bilgi yok. Belli ki, TIR aranmamış.

        TIR'ın İHH'yla bağlantılı olduğu iddiası ise tamamen yalan çıkıyor.

        Bu arada bu TIR'ı takip eden, durduran ama jandarma bölgesi olduğu için aramayıp jandarmaya ihbar ederek arattığı iddia edilen birkaç polis açığa alınıyor.

        Açıkçası bu haber bize bir önceki gece ulaştı.

        Ancak haberin kaynağı olan bazı gazeteler bu haberi kullanmayınca ve bazıları da kendi haberlerine kaynak olarak Radikal Gazetesi'ni göstererek kullanınca biz haberin "içeriğinden" şüphe edip geniş yer vermedik.

        Ancak dün haberin bazı unsurları "fos" çıksa da, TIR'ın gerçekliğinden şüphemiz kalmadı.

        Devlet içindeki çatışmanın geldiği noktayı göstermesi açısından durum çok vahim.

        Bir devlet, komşu devletteki "soydaşlarına" bir şeyler yolluyor.

        "Yardım" da olabilir başka bir şey de!

        Ve bunu "gizlice" yollama becerisinden bile yoksun.

        Devletin "gizli" yardımını, "devletin polisi" ve "devletin jandarması" durduruyor, aramak istiyor.

        "Devletin MİT"i TIR'dan çıkıyor ve "Aratmayız" diyor.

        Herkes devletten ve bir de buna paralel devlet olduğundan söz ediyor.

        Ben ise bu durumu "devlet bitmiş" olarak görüyorum.

        "Düz"ü, de "paralel"i de...

        Kaza

        HATIRLAYAN var mıdır acaba; yıllar önce bu sütunda yazmıştım.

        İran'dan bir katar dolusu silah Suriye'ye gidiyordu.

        Silahlar, "mühürlü" vagonlarda aranmadan Türkiye'ye girmiş ve geçiyordu ki, aniden bir "kaza" oldu.

        Yıllarca raydan çıkmamış olan tren, raydan çıkma olasılığının olmadığı bir bölgede birdenbire "raydan" çıktı.

        Vagonlar devrildi.

        Suriye'ye giden İran silahları tarlaya saçıldı.

        Tahmin edebileceğiniz gibi bu bir "kaza" değil, İsrail istihbaratının bir operasyonuydu.

        Suriye'ye giden silahları böyle durdurmuşlardı.

        Önceki gece meydana gelen TIR olayı bana bu kazayı hatırlattı.

        Acaba bundan böyle bölgede TIR kazalarında bir artış yaşanır mı?

        İki ucu b.klu operasyon

        TIR'ı takip edip operasyon yaptıran polislerin "sürülmesi" beni endişelendirdi.

        Bundan böyle emniyet güçleri, herhangi bir ihbarı veya şüpheliyi durdurup aramakla ilgili olarak nasıl kararlı olacaklar!

        Çevirip sürülseler mi, çevirmeyip belki de bir terör örgütünün eline silah geçmesine izin mi verseler?

        Artık operasyon yapmak iki ucu b.klu bir değnek olacak.

        'Kovulur' dememiş miydik

        HAKAN Şükür, AK Parti'den istifa ettiği gün bu köşede ne sordum?

        "Lig TV'deki programı ne zaman kaldırılır?"

        Bazıları, "Yok daha neler. Bu kadarı da olmaz" dediler.

        Dün ne oldu?

        Hakan Şükür'ün Lig TV'deki yorumculuğuna son verildi.

        "Millet ne der" kaygısı falan da kalmamış belli ki!

        Tabii eğlenceli olan, dün Hakan'ın milletvekili sıfatıyla Lig TV'de yorumculuk yapmasına karşı çıkanlar, Hakan Şükür'ü savunacaklar.

        Şükür'e özel izinle televizyon programı yaptıranlar ise "kovulmasını".

        Sigara 3 lira haberiniz yok mu!

        HER şeye yine "vergi zammı" geldi.

        Tabii başta alkol, sigara ve otomobile.

        Bu denli fahiş vergiler olmaz. Olmamalı. Çünkü ekonominin ruhuna aykırı.

        Bu denli fahiş vergi sadece ve sadece "kaçakçılara" yarar.

        Mesela siz, sigaraya 10 TL veriyorsunuz değil mi?

        Peki biliyor musunuz, bugün Türkiye'nin pek çok yerinde, sizin 10 liraya içtiğiniz, aldığınız

        sigara 3 TL.

        Şaka yapmıyorum.

        Gidin özellikle Doğu'ya ve Güneydoğu'ya, 10 TL'lik sigaralar her yerde 3 TL'ye satılıyor.

        Kamu görevlileri, polisler bile bu 3 TL'lik sigaradan satın alıyorlar.

        Şu anda terör örgütünün en büyük gelir kalemlerinden biri de bu kaçak sigara.

        Hatta bu kaçak sigara işinin Barzani ile bağlantılı olduğu bile iddia ediliyor.

        Alkoldeki kaçak da bu kadar yaygın olmamakla birlikte özellikle eğlence sektöründeki yabancı içkilerin büyük bölümünün "kaçakçı tedarikçiler" tarafından sağlandığı, göstermelik faturalı içkilerden çok daha büyük miktarlarda "kaçak içki" satıldığı söyleniyor.

        Burada olan, Türkiye'de resmi olarak faaliyet gösteren, vergisini ödeyen alkollü içki firmalarına oluyor.

        Brezilya dizisine dönüş

        SEVGİLİ okurlar, 4 gün araziye uydum, mail bombardımanına tutmuşsunuz "Neredesin?" diye.

        Tatil yaptım.

        3 gün eşim ve sevdiğim dostlarımla St. Petersburg'a gittim.

        Yedim, içtim, keyif yaptım.

        Türkiye'nin "çirkin gündeminden" kaçtım.

        Bu mevsimde karanlık, soğuk olan St. Petersburg bile Türkiye'den daha güzel geldi bana.

        Votka içtim, Rus yemekleri yedim, Hermitage Müzesi'ni bir kez daha gezdim.

        Kaldığımız yerden devam etmek için döndüm.

        Zaten Türkiye'nin gündemi Brezilya dizisi gibi.

        Ne kadar uzak kalırsan kal, geldiğin zaman hiçbir şey değişmiyor.

        Hikâye hep aynı.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        Birilerine hukuksuzluk yapılan bir ülkede, kimsenin hukuka güvenemeyeceğini anladığımız zaman.

        Diğer Yazılar