Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        UÇAKTAN indim, haberi aldım.

        "TÜSİAD Başkanı istifa etti.''

        Haydaaa!

        Muharrem Yılmaz yılların dostu, Mekteb-i Sultani'den ağabeyim.

        Aradım hemen.

        "Hayırdır'' dedim.

        TÜSİAD'ın en fazla hücuma uğradığı günlerde, muktedirin hışmına uğradığı günlerde istifa etmeyi aklının ucuna bile getirmeyen Muharrem Yılmaz, niye istifa etmişti acaba?

        "Bugün bazı gazetelerde ortaklaşa atılmış bir manşette kendi şirketim SÜTAŞ ile ilgili iddialar, suçlamalar yer alıyordu. Ama her yerde TÜSİAD'ın adı zikredilmişti. Benim üzerimden TÜSİAD hedef alınıyordu. Benim üzerimden TÜSİAD'ın yıpratılmasını istemedim. Her iddiaya verecek yanıtım var ama bu yanıtları vermek için TÜSİAD'la birlikte anılmamam gerekiyordu. Kendi meselemi TÜSİAD'ın dışında tutmam gerekiyordu. Bu yüzden verdim istifamı'' dedi.

        Peki, TÜSİAD'daki diğer yöneticilerin ve TÜSİAD'ın ağır toplarının bu istifadan haberi var mıydı?

        İstifadan önce bir istişare olmuş muydu?

        "Kimseyle konuşmadım, kimseye sormadım. Kendim verdim kararı. Onlar da medyadan öğrendiler. Saygıyla karşıladılar.''

        "İstifa etmesen olmaz mıydı, şart mıydı?'' diye sordum.

        "Türkiye'ye, siyaset dahil her kuruma bir mesaj vermek istedim. Hakkında iddialar mı var? Başında veya içinde bulunduğun kurumun arkasına saklanmayacaksın. İstifa diye bir şey var. Basacaksın istifayı. Kurumları yıpratmayacaksın. Sonra haklılık mücadeleni kendin vereceksin. Ama kurumları koruyacaksın. Kurumlar kalıcı, ülkeye lazım. Bu kültürün oluşması lazım. Belki siyasetçiler de mesaj alırlar bu istifadan''

        "Şimdi ne yapacaksın?''

        "İddialara karşı yanıtlarımı takır takır vereceğim. Hatam varsa bakacağım. Bunu yaparken ne TÜSİAD'ın arkasına sığınacağım, ne de üzerimden TÜSİAD'ın yıpratılmasına izin vereceğim. İşin kötüsü TÜSİAD'ın da çok yoğun gündemli bir dönemiydi. İtalya'da toplantılar var. Bir sürü iş var."

        "Peki TÜSİAD ne yapacak?''

        "Onlara da sürpriz oldu. Şimdi yoldayım. Erkut Bey'le buluşmaya gidiyorum. Tüm bunları konuşmak için.''

        Muharrem Yılmaz, büyük bir iyi niyetle istifasının, hakkında iddialar olduğu halde istifayı aklının ucundan bile geçirmeyenlere örnek olacağını düşünüyor.

        Ben ise şimdi "o cenahta'' başka bir duygunun hâkim olduğunu düşünüyorum.

        "Bir vuruşta nasıl da devirdik'' şeklinde bir duygunun.

        Anneannemin çok hoş bir lafı vardı. Onu hatırladım:

        "Arlı arından utanırmış, arsız da benden korkuyorlar dermiş.''

        'Esselamü' dolandırma

        HÂLÂ hatırlar bazı okurlar, Jet Fadıl diye bilinen Fadıl Akgündüz ile Reha Muhtar'ın sunduğu Ateş Hattı programında karşı karşıya gelmiştik.

        Akgündüz elinde bir otomobil prototipiyle dolaşıyor, otomobil fabrikası kurma vaadiyle özellikle gurbetçiler, tüm mütedeyyin insanların ellerindeki parayı alıyordu.

        Reha'nın programında Fadıl Akgündüz'le tartıştık.

        Ben ortada bir otomobil olmadığını, İmza diye tanıtılan otomobilin bir dizayn stüdyosu tarafından çok önceden yapılmış bir prototip olduğunu, isteyen herkesin bir dizayn atölyesinden böyle bir prototip bulup alabileceğini, bunun otomobil fabrikası kurmak için yeterli bir şey olmadığı anlattım.

        Sonunda ben de önümdeki kâğıda bir otomobil çizip, "Sizin otomobil yapma ihtimaliniz ne ise benim de bu otomobili yapma ihtimalim o kadardır'' dedim.

        Daha sonra Akgündüz tutuklandı, cezaevine girdi, milletvekili seçildi, seçim iptal edildi falan filan.

        Sonra Jet Fadıl hortladı.

        Bu kez İstanbul'da bilmem kaç yüz yıldızlı bir İslami otel ve residence, Maldivler'de İslami tatil köyü gibi projelerle karşımıza çıktı. Aynı kesimlerden para toplamaya başladı.

        Ancak takke çabuk düştü yine.

        Her zaman olduğu gibi bu kez de söz verdiği daireleri teslim edemiyor, daire alanlara söz verdiği kira getirilerini ödeyemiyor.

        Buradan yola çıkarak Maldivler'de yapacağını iddia ettiği "Eyyub el Ensari Houses'' projesinin akıbetini de tahmin edebilirsiniz.

        Jet Fadıl namlı Fadıl Akgündüz, ne evlerini ne de taahhüt ettiği kira gelirlerini ödeyemediği müşterilerine birer mektup göndermiş.

        "Esselamü Aleyküm'' diye başlayan mektup, Akgündüz'ün projelerini niye tamamlayamadığını anlatıyor.

        Buna göre suçlu Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu...

        Ama asla kendisi değil.

        Haşim Kılıç ve Feyzioğlu konuşmasa, Jet Fadıl daireleri teslim edecekmiş, kira geliri garantilerini ödeyecekmiş.

        Ama onlar konuşunca iş bozulmuş.

        Tabii Fadıl Bey'in mektubunda söylemeyi unuttuğu nokta, sözleşmeye göre teslim tarihinin bu konuşmalardan önce olduğu.

        Benim bu işlerden çıkardığım sonuç şudur:

        Bu millet en fazla lafa "Esselamü Aleyküm'' diye başlayanlar tarafından kandırılmıştır.

        Şimdi korkarım Fadıl Akgündüz de saygın işadamlarımız arasındaki müstesna yerini sağlamlaştıracaktır.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        Aynı adam tarafından bir kere dolandırılıyorsanız suçun dolandırıcıda, iki kere dolandırılıyorsanız suçun dolandırılanda olduğunu anladığımız zaman.

        Diğer Yazılar