Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MEVCUT tek Cumhurbaşkanı adayı Prof. Dr. Ekmeleddin İnsanoğlu ile dün telefonda biraz sohbet ettik.

        Keyifliydi.

        Siyasi partilerle olan görüşmelerini tamamlamıştı ve siyasete ısınmaya başlamıştı.

        "Çok olumlu bir gün oldu" dedi.

        "İktidar partisi hariç tüm siyasi partilerle gayet güzel görüşmeler yaptık. Meclis'te grubu olsun olmasın.

        MHP ile zaten malum. BDP olsun, diğer partiler olsun gayet hoş karşıladılar. Samimi görüşmeler oldu. Gayet mütehassis oldum; çünkü bu görüşmelerden edindiğim intiba gayet düzeyli bir Cumhurbaşkanlığı seçimi dönemi geçireceğimiz. Bu Türkiye demokrasisi için iyi bir gelişme olacak" dedi.

        Ekmeleddin İhsanoğlu bugün de sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmelere başlayacak.

        Hakkında yapılan yalan yanlış tezviratı ise çok da önemsemediğini hissettim.

        "Fatih, ne diyeyim. Coca-Cola'dan başka birtakım kuruluşlara kadar beni bağdaştırmaya çalıştıklarını izliyorum. Neredeyse milliyetime kadar dil uzatacak oldular. Bu söyledikleri asla delile dayanmayan itfiralar olduğu için önemsediğimi söylemem mümkün değil. Boş laf olarak kalacaktır hepsi. Bu tezviratı üretene ne diyeyim... Ben Yozgatlı bir baba ile Rodoslu bir annenin evladıyım. Buralardan kimin çıktığı da bellidir" dedi İhsanoğlu.

        Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etmesine biraz şaşırmış olduğumu söylemeden duramadım.

        "Böyle bir dönemde bu görevden imtina edemezdim" dedi ve "adaylığı kabul etme gerekçelerini" sıraladı.

        "Bakın Fatih Bey, bugün Türkiye'nin sükûnete ihtiyacı var. Bunun için Cumhurbaşkanlığı önemli bir makam.

        Şimdi Türkiye'nin taraf tutmayan, herkese saygılı, kimseyi ayırmayan, kimseyi kayırmayan bir Cumhurbaşkanı'na ihtiyacı var.

        Türkiye'nin komşularıyla dost, komşularındaki kargaşadan keyif almayan, bu kargaşaları ortadan kaldırmak için çabalayan, dünyayla dost, herkese saygılı bir tavır takınması lazım. Bugün ortaya çıkan sorunları çözecek bir Cumhurbaşkanı gerekli artık.

        Sadece bu da değil.

        İçeride de bir kaos ortamı yaratmayacak, Anayasal sınırlarını bilen, bu sınırları millet lehine kullanan, icracı olacağım diye Türkiye'nin düzenini bozmayan, tüm erklere saygılı, erklerin haklarını gasp etme niyetinde olmayan, Türkiye'ye erklere hâkim olarak değil, erkler arasındaki ahengi kurarak hizmet edecek bir Cumhurbaşkanı'na ihtiyacı var.

        Bunları yapabileceğime inandığım için adaylık önerisini geri çevirmedim.

        Türkiye'nin bir ahenge ihtiyacı olduğu için adayım" dedi.

        Ben de "Hayırlı olsun" dedim.

        Daha uzun bir röportaj yapıp kafalardaki tüm soruları sormak üzere kavilleştik.

        İdris Naim Şahin de kandırmış meğer!

        AK Parti'nin hedefinde şimdilerde yeniden eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin var.

        Nedenini bilmiyorum.

        Şimdiki İçişleri Bakanı, eski Başbakanlık Müsteşarı Efkan Âlâ'nın İdris Nami Şahin'i sert biçimde eleştirip suçlaması üzerine iktidar yanlısı medya, İdris Naim Şahin'e hakaretler yağdırmaya başladı.

        "İdris Naim Şahin'in bakanlık dönemiyle ilgili kirli çamaşırları ortaya çıktı" denilerek Şahin döneminde yapılan usulsüzlükler, yasadışı dinlemeler, hak ihlalleri ve gaspları ortaya atılıyor.

        İdris Naim Şahin'i savunacak halim yok.

        Hayatımda görmedim, tek kelime konuşmadım.

        Ama...

        Peki bu İdris Naim Şahin, hangi partinin ilk günden beri milletvekili ve hatta kurucusu?

        A) Cumhuriyet Halk Partisi'nin mi?

        B) MHP'nin mi?

        C) BDP'nin mi?

        Peki bu İdris Naim Şahin, yıllardır hangi görüşün adamı?

        A) Aydınlığın mı?

        B) Dev Yol'un mu?

        C) Ülkü Ocakları'nın mı?

        D) PKK'nın mı?

        Peki bu İdris Naim Şahin, hangi hükümette yer aldı?

        A) İnönü hükümetinde mi?

        B) DSP-MHP-ANAP koalisyonunda mı?

        C) Sürgündeki Kürt parlamentosunda mı?

        Peki bu İdris Naim Şahin'i kim bakan yaptı?

        A) İnönü mü?

        B) Ecevit mi?

        C) Öcalan mı?

        Peki bu İdris Naim Şahin, şimdi ortalığa dökülen pisliklerini yaparken kime bağlıydı?

        A) Ecevit'e?

        B) Kılıçdaroğlu'na?

        C) Rahmetli babama?

        Bu soruların yanıt şıklarında elbette ki tek bir doğru yanıt yok.

        "Kirli çamaşırları ortaya dökülen" İdris Naim Şahin'in hangi görüşten geldiği, hangi partiyi kurduğu, hangi partiden milletvekili olduğu, hangi parti iktidarının hükümetinde yer aldığı belli.

        Biz o zaman İdris Naim Şahin'i eleştirirken "İdris Abi'mizi yedirmeyiz" diyenlerin kim olduğu da belli.

        Şimdi niye bizi salak yerine koyuyorsunuz.

        Ankara'dan dedikodular

        AK Parti'nin içişlerini iyi bilen Ankaralı bir tanıdık geldi dün akşamüzeri.

        "İstanbul'dayım, bir uğrayayım" diye aradı, "Beklerim" dedim.

        "Herkes uyuyor, Tayip Bey, başkanlık sisteminin adımlarını zaten atmaya başladı" dedi.

        "Ekmeleddin İhsanoğlu adı da onu çok rahatlattı" diye ekledi.

        "Eğer muhalefet çatı aday diye Ekmeleddin İhsanoğlu'nu çıkarmasaydı, Tayyip Bey aday olmayabilirdi. Bir ara Cemil Çiçek için araştırma yapılması talimatını bile verilmişti. Cumhurbaşkanlığı'na Cemil Bey'i düşünüyordu. Ama Ekmeleddin Bey'den sonra kendi çıkma konusunda kesin kararını verdi" diye anlattı.

        "Abdullah Gül'ün devam etmesi düşünülmedi mi hiç?" diye sordum.

        "Tayyip Bey yapısı gereği sürekli bir değişimden yanadır. Abdullah Bey'in Cemaat'e fazla yüz verdiğini düşündü hep. MİT soruşturmasından sonra Cemaat'le ipler kopunca Abdullah Bey'in zaten şansı kalmamıştı" dedi.

        Tayyip Bey'in başkanlık sistemini zorlayacak bir seçime gideceğinden emin.

        "Ya beceremezse?" dedim.

        "Fiili başkanlığa geçecek. Her hafta Bakanlar Kurulu'nu toplar. Bürokratlara doğrudan emir verir. Tüm yetkilerini kullanır. Ötesine bile geçer" dedi.

        "Başbakanlık için kim önde?" diye sordum.

        "Aslında Mehmet Ali Şahin adı kesin gibiydi. Fakat bugünlerde Ahmet Davutoğlu biraz öne geçti. Kesin değil tabii. Eğer kasımda erken seçime gidilecekse kasıma kadar Davutoğlu olur. Ama Davutoğlu için uzun süreli bir başbakanlık düşünülmüyor. Bölgenin hali ortadayken bunu yapmayacaktır" yanıtını aldım.

        İlginç bir bilgi daha verdi.

        "Öcalan'la ilgili gelişmeleri yakından izle" dedi. "Devlet PKK'ya ve Öcalan'a 'kalama' verdi. El ense çekiyor. Bakalım nereye gidecekler diye yokluyor. Eğer sapıtmazlarsa, uçmazlarsa gevşek bir federasyon dahi olabilir, sakın şaşırma" diye ekledi.

        Sonra da ayağa fırladı.

        "Çok konuştum. Başım belaya girecek" dedi ve gitti.

        Kapıdan çıkarken, "Arada telefon aç. Bugünlerde çok dedikodu var Ankara'da" dedi.

        Not: Başka önemli bilgiler de verdi. Onları da yarın yazalım.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        Yapmayı bilmeyenler bozmadığı zaman.

        Diğer Yazılar