Türkiye ekonomisi Vivaldi'den 4 Mevsim çalıyor
Ekonomimiz ilk çeyrekte oldukça güçlü büyüdü, %7,4. Neydi bu çeyreğin hikayesi? 2017’den devralınmış oldukça güçlü bir ivme. Küresel ticarette iyimserlik, gelişen ülkelere epey kuvvetli fon akımları... İstihdam destekleri, vergi indirimleri ve borç ertelemeleri ile coşan bir iç talep. Bu coşkulu talebe yetişemeyen, yatırım yapmak ve kapasite artırımına gitmek mecburiyetinde kalan özel sektör. İşte size bir patlama evresi.
Uyarılmış talep, körüklenmiş tüketim adeta bir parti gibi. Peşi sıra gelen parti sonu ve ışıkların yanması. Hesap gelince, enflasyon ve cari açıktaki hızlanma kolaylıkla okunuyor. Hesabı kim ödeyecek? Derinden bir erken seçim çağrısı ve kulakta yine partilerin seçim müzikleri... Hemen ardından gelen para&maliye politikası uyumsuzluğu ve 1 lira kurdan, 5 puan faizden diyen maliyet baskısı. Ertelenen yatırım kararları ve bekleme süreci. İşte bu da 2. çeyreğin öyküsü. Ekonomi yavaşlamaya başlıyor.
Yüksek maliyetler, seçim sonrası yorgunluğu ve umutlar var. Yeni sistem kuruluyor, dünyada ticaret savaşı endişeleri ile sinirler gergin. 2 bayramda emeklilere ödenecek ikramiyeler ile iç tüketimde bir canlanma ve ardından şirket bilançolarına doğru derin bir dalış. Yavaşlama sürüyor. Soğuk ve kritik son çeyrek hükmünü sürmeye hazırlanıyor...
Sanıyorum yılın en önemli bölümüne geldik. Yüksek döviz ve faizin etkisini görüp, gelecek yıl tahminlerinin şekilleneceğim o son çeyreğe. Kurun acı yüzü ve gelecek kararlarında oynayacağı rol burada açığa çıkacak. Şirketler istihdam kararlarında çekingen, yatırım planlarında ürkek olacaklar. Bilanço resesyonu başlamış olacak.
Yılın bu en yavaş 3 ayında tek bakılacak gösterge ekonomi yönetiminin ekonomik yavaşlamayı nasıl yönettiği olacak. Yumuşak iniş senaryosu düşük enflasyon, yavaşlayan cari açık beklentileri ile içeriye yatırım çekip şirketlerden gelen duraksamayı yumuşatacak bir yastık görevi görecek. Sert iniş senaryosu ise yüksek kur, yüksek enflasyon sarmalı demek. Bunun tercih edileceğini sanmıyorum.
Vivaldi iyi ancak bunca volatil bir makro performans doğru karar almaya kesinlikle engel oluyor. Kaynak israfına, planlama eksikliğine sebebiyet veriyor. Zararı sanılandan da fazla. Yeni yılı tek mevsimle Ümit Burnu açıklarında geçirmeyi hayal ediyorum...
EMTİA FİYATLARINDA SERT DÜŞÜŞ
Ticaret savaşlarının rüzgarı esmeye başladı. Hesaplar yapılıyor. Görmezden gelinen artık senaryo analizlerine konu oluyor. Bu bir gelişmedir.
Günlük haber akışından kafaları kaldırınca Başkan Trump’un modern sistemin çivilerini söktüğü korkusu fiyatlara girmeye başladı. Bu korkunun ilk yansıması büyüme tahminlerinin aşağı çekilmesi ile kendini gösterdi. Henüz revizyonlar yarım puana bile varmadı ancak bir değişimin habercisi.
Küresel ticarette yavaşlama ve bunun ekonomilere çelme takacağı beklentisi ile yatırımcılar emtia grubunu satıyor. Petrolün varil fiyatı son 1 ayda 5-6 dolar birden geriledi ve gösterge niteliğindeki Brent 72 dolara kadar indi. Sanayi metallerinde de durum farklı değil. Bakır fiyatı %9 geriledi, üstelik sadece 1 ayda.
Şimdi soru gayet açık. Emtiada görülen satış ve fiyatlama diğer varlıklara ne zaman yansır? Sanırım bunun cevabı yine ABD cephesinden gelecek. Ekstra %25’lik gümrük tarifesine konu olan 50 milyar dolarlık mala yenileri eklenince. Bu konuda çabalar var mı? Başkan Trump bizzat bunun olacağını açıkladı. Eğer sözünü tutarsa küresel borsalarda sert bir satış artık an meselesi.