Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Amerikan Merkez Bankası (Fed) uzun süredir yaşamadığı konforun tadını çıkarıyor.

        ABD’de ekonomi %2 civarında yıllık büyüme eğiliminde bu uzun süredir böyle seyrediyor. Başkan Trump’un vergi indirimleri ile fazladan motivasyon kazanan büyüme ardından ticaret savaşları sebebiyle gücünü kaybedince bu kez devreye Fed girmişti.

        ABD’de çok iyi giden şeyler var. Bunun başında emek piyasası geliyor. ABD ekonomisi istikrarlı bir şekilde istihdam yaratıyor. Son 10 yılda 21 milyon yeni iş yaratıldı ve işsizlik son 50 senenin en düşük seviyesi olan %3,6’ya indi. Fed’e göre daha gidecek yol var. Tam istihdamın uzağındayız.

        Para Politikası Komitesinin 2 görevinden 1’i olan en çok iş gücüne varmak için daha yol varsa Fed’in gevşek politikasını sürdürmesi gerekecek.

        Amerikan ekonomisinde kötü giden şeyler de var. Şirketler yatırım yapmıyorlar. Kimine göre ticaret savaşları ile güven kanalının eksikliği, kimine göre üretken alanlar bulunamaması… Gerçek ise ABD’de yatırımlar 2019 başından bu yana yerinde sayıyor.

        Tüm bu olanların ışığında enflasyonun doğasını anlamaya çalışan Banka’nın gördüğü resim aşikar. Fed’in özel olarak baktığı göstergelerde %2 olan hedefine doğru bir hızlanma yok. Fed, aslına bakılırsa bundan rahatsız. Enflasyon beklentileri aşağı kayarsa gerçek enflasyonun da kayacağını biliyor.

        Tam da bu yüzden hedefini simetrik olarak açıklıyor. Türkçesi, eğer enflasyon aşağıdayken bekleyebiliyorsam yükseldiğinde de bekleyebilirim. Böylece enflasyon beklentilerini canlı tutmak istiyor.

        2 yıldır sürdürdüğü faiz artış döngüsünü kırarak faiz indirimlerini hemen 3-4 toplantı içinde tersine çevirmiş ve alarm zillerini çalmıştı. Fazla hızlı ve uzun süre faiz artışları yapan banka 2016 Aralık ayında başladığı artış döngüsünü tam 24 ay sürdürdü.

        Ardından bir ‘ara karar’ olarak faiz indirimlerine başlayan Fed, 3-4 faiz artışı yapması beklenen 2019 yılını tam aksine 3 faiz indirimi ile tamamladı. Faiz indirimlerini ara rejim olarak tanımlayan Banka şimdiye kadar yanılmış durumda.

        Piyasaya bakacak olursak, yıl bitmeden bir faiz indirimi daha cepte. Fed fonlarının alınıp satıldığı pazarda 2020 sonundaki faizlerin 25 baz puan daha düşük olacağı beklentisi var.

        *

        Son toplantıya bu duygu ve düşüncelerle giren Fed beklendiği gibi politika faizine dokunmazken, enflasyon konusunda rahatlığını ve inancını korudu. Başkan Powell’e göre orta vadede enflasyon onların istediği seviyeye yükselecek. Fed’in mevcut faiz seviyesi bu gidişata destek verecek.

        Uzun süredir Fed’in gerek makro ekonomik koşullar gerekse de politika cephesinde bu kadar rahat olduğu bir dönem hatırlamıyorum.

        Geniş çaplı ayarlamaları yaptıktan sonra Fed’in aslında bu toplantıda dokunduğu 2 konu oldu. Biri piyasa profesyonellerini ve likidite yönetenleri, diğeri ise para politikası ile uğraşanları ilgilendiriyor.

        Fed’in birkaç ay önce gecelik faizlerin fırlamasının ardından devreye aldığı bilanço genişlemesi (aylık 60 milyar dolarlık tahvil alımı) en azından Nisan – Haziran aralığına kadar devam edecek. Böylelikle gecelik faizlerin politika faizini aşmaması hedefleniyor. Likidite endişelerini giderecek bir yapı herkes için önemli. Adımlar bu yönde.

        Son olarak, Fed’in aşkın rezervlere ödediği faize (rezerv için tutulan karşılıklardan fazla tutar diyelim – kısaca aşkın rezerv) yaptığı 5 baz puanlık zam var. 5 baz puan! %1,55’ten %1,60’a yükseltildi. Sebebi çok basit ve güzelliği bu basitliğinde.

        Geçtiğimiz Cuma günü piyasa faizlerinin kendi aşkın oran faizinin 1 baz puan altında oluşmuş olması! 1 baz puan = 0,01.

        Bu kadarlık sapmanın bile kendisinin kısa vadeli faizler üstündeki hakimiyetini sorgulatmasın istiyor. Enflasyon beklentileri aşağı kaymasın. Avrupa’da olduğu gibi bir Japonlaşma olmasın istiyor. Bunun için kendi payına düşeni yapıyor. Örnek bir merkez bankası davranışı.

        Diğer Yazılar