SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Önce kendini ikna etsen...

05 Eylül 2016 Pazartesi, 09:31:05 Güncelleme:09:34:09
Güneş Aksüs

Güneş Aksüs

[javascript protected email address]

 

Kilo problemi yaşayan ve çevrelerinin verdiği yanlış veya eksik bilgilere ya da yaptıkları sert eleştirilere maruz kalan çok fazla insan var. Önce kendinizi ikna edin, gerisi gelecektir...

KİTAP okuyoruz, eğitimlere gidiyoruz, film izliyoruz, hayatın her karesinden bir ders almaya çalışıyoruz. Eğer kilo probleminiz varsa etrafınızdaki herkes fazla kiloların ne kadar zararlı olduğunu anlatıyor. Sanki hiç düşünmemişsiniz gibi size sorarlar “Neden diyet yapmıyorsun, bir şey yapmıyorsun?” diye.

BİR ADIM ATMALISINIZ
Evet, gerçekten kilo problemi olup da diyet yapmayan, spor yapmayan ve yapamayan var. Ama kilo problemi olan herkes mutlaka bunu çözmek için bir şeyler denemiştir. Diyet, spor, akupunktur, ilaç, çaylar, açlık!.. Aklınıza ne geliyorsa denemiş olabilir ve yanlış programlar veya bazı sağlık problemleri nedeniyle bu sorununu çözememiş de olabilir. Belki de bu konuda konuşmak ona hiç iyi gelmiyordur.
Belki biraz empati yapabilsek, karşımızdakini bu konuda sıkıntıya sokmayız. Ama bir taraftan da siz bu gruba giriyor ve etrafınızdakilerle bu konuyu konuşmak istemiyorsanız, bıktıysanız yine bu durumdan kurtulmak için bir adım atmalısınız.
Cem Yılmaz ne güzel söyler, “Bilmiyoruz bizim lugatta yok” diye. Yok, bilmediğimiz hiçbir şey yok! Birbirimizi bu kadar eleştirebiliyor olmamızın sebebi de bu bence. Yanlış veya eksik bilgi ve sert eleştiriler... Bu sebeple bir türlü sorunu çözemeyen, bu konuları konuşmaya tahammülü bile olmayanlarla doluyor etrafımız.

 

En sık duyduğum eleştiriler

AŞAĞIDA okuyacağınız eleştirilerin hepsi siz farkında olmadan birilerinin bu işi başarmasına engel oluyor. Benden söylemesi! İşte en sık duyduğum eleştiriler...

- Diyet yapmak çok basit! Ne yiyip ne yemeyeceğin belli! Buna rağmen neden diyetisyene gider ki insan hiç anlamıyorum. Yap işte kendi kendine!: Ne kadar profesyonelce bir bakış açısı değil mi? Ama bizde inşaat yapmak için mühendis olmaya, eğitim vermek için de öğretmen olmaya gerek yok. Zaten okumaya da gerek yok, herkes her istediğini yapabilir! Bu bakış açısından çıkan en tehlikeli cümleler bunlar. Belki iyi niyetle söyleniyor ama iş bu kadar basit olsa neden obezite bu kadar artsın? Bu işin bilimi var, insandan insana değişen farklar var, metabolik durum var, psikoloji var, motivasyon var. Bu iş bir ekip işi. Diyetisyen desteği almak sağlıklı zayıflamak için tek yöntem. Artık her yerde diyetisyenler var. Devlet hastanelerinde, sağlık ocaklarında, polikliniklerde... İstedikten sonra kendinize uygun bir diyetisyenle çalışma şansınız yüksek.

- İstese yapar, demek ki zayıflamak istemiyor!: Belki gerçekten öyle. Ama ya bunun için uğraşıyor ama bir türlü başaramıyorsa? Belki sizin bu yorumunuz onu daha da mutsuz edecek, tekrar denemesine engel olacak. Bu cümleyle biraz oynasak, “İstersen yaparsın! Yeter ki gerçekten iste!” desek. Birbirimize destek versek ve bunun için önce kendimize inansak.

- Bana çok iyi geldi, sen de bu listeyi yapsan!: Ne kadar da kolay! Bulduğun bir diyet listesini fotokopiyle çoğalt, arkadaşlarına dağıt. Kim ne veriyorsa versin. Biz buna engel olamayız. Ama 50 kilo bir kadın ile 80 kilo bir kadın hatta 110 kilo bir erkek aynı listeyi yapmaya kalkınca sorunlar çıkabiliyor. Herkese iyi gelecek diye bir şart yok. Sonra da “Ben diyet yapmayı denedim, olmadı” diye başlayan hikâyeler... Kendimizi kandırmayalım, böyle kolay yöntemlerle işi basite indirgemek zarar verebilir. Birine iyi gelirken, birini hasta edebilir. Burada iyi olan tek şey grup psikolojisi. Herkes yediğine dikkat etmeye başladığında sen de dikkat edersin. Herkes salata söylerken sen tek başına pizza söylemezsin. Söylesen de uzun sürmez, bir süre sonra sağlıklı mönüler hayatına girer. Bu değişim de gayet yeterlidir.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN