06 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
17 Kasım 2016 Perşembe, 00:53:54 Güncelleme:09:26:20

Altay tankında 3 grup yarışabilir

 

Altay muharebe tankının prototipi, yaklaşık 7 senelik bir çalışma sonrasında Koç Grubu şirketlerinden Otokar tarafından 750 milyon Euro kaynakla tamamlandı. Şimdi sırada seri üretiminin nasıl olacağına dair yol haritası var. Otokar Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç, geçen hafta Hight Tech Port By MÜSİAD fuarı sebebiyle Altay tankının 250 adetlik seri üretimi için teklifi sundukları açıklamıştı. Ben de fuarda Altay tankı projesiyle yakından ilgili kamu yetkilileriyle görüştüm. Sözleşme kapsamında seri üretim için ilk teklifin tasarım çalışmalarını ve prototipi yapan Otokar’dan alınarak bir model belirleneceğini öğrendim. Ancak seri üretim için net bir şey yok.

Şöyle ki: Otokar’ın Altay muharip tankını seri üreteceği kesin olmadığı gibi, ihaleye çıkılıp çıkılmayacağı da belli değil. Zira Türkiye’de Altay tankının seri üretimini yapacak donanımda 3 grup olduğuna vurgu yapılarak Otokar’dan gelecek teklife göre üretimin bu gruplar arasında dağıtılabileceği belirtiliyor. O 3 grup şunlar: Otokar, BMC (Malezya % 10, Rheinmetall % 39 ve BMC % 51 hissesiyle kurulan RBSS tank ihalesine girecek) ve FNNS (FNSS’nin % 51 hissesi Nurol Holding’e, % 49 hissesi BAE Systems’e ait).

Projelendirme aşamasında 1 milyar doların üzerinde para harcandığı ifade edilen Altay tanklarında aşılması gereken bir diğer husus ise milli motor geliştirilmesi. Otokar, Alman MTU firmasından temin edilecek motorları kullanacağını daha önce açıklamış, Savunma Sanayii Müsteşarlığı da tankın motorunun Alman üretimi olması konusundaki eleştirileri bertaraf etmek ve Alman motorlu Fırtına obüslerinin ihracatında yaşanan sorunları aşmak için davet ettiği şirketler arasından Albayrak Grubu’na ait Türk Motor Sanayi ve Ticaret AŞ’yi (TÜMOSAN) yetkilendirmişti. Fakat 17 Mart 2015’te imzalanan sözleşmeyle çalışmalara başlayan TÜMOSAN ile henüz nihai anlaşma imzalanmadı. TÜMOSAN yetkilileri, SSM’den 15 Aralık 2016 tarihine kadar ek süre talep etmişlerdi. Kısacası önümüzdeki 2 ay savunma sanayii için oldukça hareketli geçecek...

 

Samimiyetsiz ödül sorun çıkarır!

Türkiye’nin ödüllerle bir meselesi olduğunu son yaşanan tartışma üzerinde okumak mümkün. Bu sebeple çoğunlukla ödüller dizayn edilerek, projelendirilerek, çeşitli açılardan düşünülerek veriliyor. Hürriyet Gazetesi tarafından uzun süredir organize edilen “Altın Kelebek Ödülleri”nin sonuncusunda galiba “gönülsüz ödüllendirme” sebebiyle sorunlar yaşandı. Ödüllendirmenin iki aşaması var: İlk etapta Hürriyetçilerden oluşan bir heyet, jürilik yaparak adayları seçmiş. İkinci etapta ise seçilen adaylar internet üzerinden okurların oylamasına sunulmuş. Çok eleştirdiğimiz “Siyasi Partiler Yasası”nın bir neticesi olarak, parti liderlerinin milletvekili adaylarını seçip halkın önüne götürmesi gibi bir şey.

Ancak öyle zannediyorum, “Altın Kelebek Ödülleri”nde internet üzerinden sadece okurların eğilimine bakılıyor. Dolayısıyla kime ödül verileceği yine jüriye kalıyor. Anlaşılan yüksek reyting alan, çok izlenen TRT’nin dizisi “Diriliş”e ödül verilmemesi halinde de eleştiri oklarıyla karşılaşılacağı için kerhen “Yılın En İyi Dizisi Ödülü” verilmiş. Ama ödül verilirken de dizinin yapımcı ve senaristi Mehmet Bozdağ konuşturulmayarak, bir nevi hoşnutsuzluk aşikâr edilmiş oldu. Dolayısıyla “Gönülsüz ilişkiden, şaşı çocuk doğar” misali bir ödül töreninden çıkan nur topu gibi bir meselemiz daha oldu.

Önceki gece Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılan TRT Word kanalının tanıtım programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da bu konuya hassaten vurgu yaptı. Anlayacağınız ödül törenindeki üslup, öyle basit savunmalarla geçiştirilecek boyutta değil. Devletin zirvesini bile ziyadesiyle rahatsız etmiş. Tören sonrasında gece yarısı Ankara’dan THY uçağıyla İstanbul’a dönerken, Diriliş dizisi ekibinden Engin Altan Düzyatan, Serdar Gökhan ve Mehmet Bozdağ’la birlikte yolculuk ettim. TRT World’ün tanıtım gecesinde sıkça Diriliş dizisinden görüntüler verilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ödül törenindeki skandala vurgu yapması sebebiyle moralleri yerindeydi.

TRT Genel Müdürü Erol Göka ve Yardımcısı İbrahim Eren’i, TRT World sebebiyle tebrik etmek lazım. Ama asıl tebrik, tüm özel kanallardaki dizileri peşine düşüren “Diriliş” gibi bir yapıma imza atmaları için gerekiyor. 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Salı 17 MPH
Güneşli