ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
08 Temmuz 2017 Cumartesi, 07:30:27 Güncelleme:08:02:11

Hangi Beyoğlu?

 

Banker Maho’nun Banker Bilo’nun peşinden gittiği Pera Palas Oteli’nden çıkıp ‘Issız Adam’ Alper’in Ada’yı ilk gördüğü Galatasaray’dan aşağı inip Cihangir’e varmadan, sirkelisinin mi limonlusunun mu daha iyi olduğu konusunda hiçbir fikrimin olmadığı turşucunun önüne geldiğimizde kendimi Akira Kurosava’nın ‘Düşler’ filminde Van Gogh tabloları içinde gezen öğrenci gibi hissediyordum...

Geçtiğimiz hafta Google Photos’un ‘Yeşil- çam’daki Beyoğlu’ turunda gazeteci arkadaşım Nilay Örnek’in rehberliğinde ‘bin bir filmin içinde’ kâh ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ın Altan’ı, kâh ‘Organize İşler’in Superman Samet’i oldum...

Himmet, Saffet, Gayret ve Hayret kardeşlerle birlikte milyon kez önünden geçtiğim binalara ilk kez görüyormuş gibi şaşırıp 30 yıldır yürüdüğüm yolları Kahramanmaraş’tan büyük hayallerle İstanbul’a gelen ‘Gurbet Kuşları’nın Bakırcıoğlu Ailesi gibi ürkek ürkek adımladım.

Santa Maria Kilisesi’nin merdivenlerinden ‘Hayallerim Aşkım ve Sen’deki Türkan Şoray’la inip, AKM’nin önünde Turist Ömer’e selam çaktım...

Yürüyüş boyunca, çok değil 3-5 yıl önceki Beyoğlu’nun bile yerinde yeller eserken, bugün eski bir sevgili gibi unutup gittiğim Beyoğlu’na yakılan ağıtları düşündüm! Ve kendi kendime sordum, “Biz hangi Beyoğlu’nu özlüyoruz?”

TALİMHANE’DE BİR ‘HUZUR’

Üniversitedeyken kutsal bir mekân gibi kapısını aşındırdığımız Kemancı’lı ya da Aykut’la lisedeyken bin dereden su getirip ikna ettiğimiz Sema ve Nermin’le ‘Dirty Dancing’i izlemek için gişesinin önünde sıra beklediğimiz canım ‘Emek’li Beyoğlu’nu mu?

Hürriyet’teki ‘Büyük Beyoğlu Dosyası’ dizisinde Çınar Oskay’a “Güneşin yeri değişti! Işık başka yerden geliyor şimdi. Siz farkında değilsiniz... Gölgeler yeteri kadar uzun olmuyor artık. Renkler bile bulanık oldu oğlum. Nerede İstanbul?” diye isyan edip en çok bir bardak suyu özleyen Ara Güler’in Beyoğlu’nu mu?

Beyoğlu’nda girmedik meyhane bırakmayan Sait Faik’in gönlünde ayrı bir yeri olan, Abidin Dino’nun ona yolladığı mektuplara adres olarak bile yazdığı Orman Birahanesi’nin olduğu Beyoğlu mu geri gelmesini istediğimiz?

Cem Yegül’ün ‘arkasından ağıt yakmaya gerek olmadığını’ söylediği Babylon’lu Beyoğlu için mi gözyaşı dökeceğiz mesela?

İstiklal Caddesi’nin ortasından otomobillerin geçtiği Beyoğlu için mi daha çok dertlenmeliyiz yoksa kaldırımlarında fötrsüz, kravatsız dolaşmanın ayıp olduğu Beyoğlu için mi?

Tanpınar’ın bir göz odasında yaşadığı, bugün yerinde koca bir inşaatın devam ettiği Narmanlı Han’lı Beyoğlu mu daha çok burnumuzun direğini sızlatıyor aklımıza geldiğinde, yoksa Mümtaz’la Nuran’ın bir küçük ‘Huzur’ için Talimhane’de tutukları dairenin olduğu binanın altındaki nargile kafe mi?

AGOP’UN ÖYKÜLERİ ARTIK YOK

Her akşam gazeteden çıkıp Fransız Konsolosluğu’nun önünden İstiklal’e girdiğimde, boyumu aşan dev bir dalganın üzerine başımı çıkardığımda aldığım derin nefes gibi caddeyi içime çektiğimi hatırlıyorum... O kalabalığın üstüme başıma bulandığı, Turgay Abi’nin Denizler Kitabevi’nde Agop’un anlattığı öyküleri dinlediğim günler çok çok gerilerde kaldı. Benim Beyoğlu’m yok artık!

Gun’s N Roses’tan ‘Sweet Child O’ Mine’ı duyduğumuzda ağlayacak kadar uzak kaldığı- mızda öldü bizim Beyoğlu’muz...

Ve biliyorum ki benim özlediğim o Beyoğ- lu’nun Ara Güler’in ‘gölgeleri uzun Beyoğlu’suyla bir alakası da yok...

Sait Faik’in, Orhan Veli’nin Beyoğlu’sunun güneşinin Ara Güler’in Beyoğlu’sunun güne- şinden farklı doğduğuna eminim...

Taksim Meydanı’na bakıp “Bildiğim şehir değil Ortadoğu’da bir yerlere benzemiş” diyen Vedat Milor’un gençliğinin Taksim Meydanı için Tanpınar da benzer şeyleri söylerdi herhalde...

İlhan Berk’in “Beyoğlu’yum ben, rüzgârlar öğrenciler yağmurlar kadar eski / Dünyanın ilk günleri ilk sakinleri gibi eski...” dizelerindeki Beyoğlu’na katılıyorum... O benden önce de vardı benden sonra da olacak...

Ben kendi Beyoğlu’m için üzülüyorum Beyoğlu için değil...


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Perşembe15 MPH30°
Az Bulutlu