Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        16 - 17. yüzyıl İngiltere’si. Bira, viski içmek için kurşun kadehlerin kullanıldığı ama bu bileşimin insanları birkaç gün şuursuz vaziyette tutabildiğinin bilinmediği dönemler.

        Yoldan geçenler, öldüğünü sandıkları baygın kişiyi, ailesi varsa ailesine ya da yakınlarına teslim ediyor, yoksa da mezarlığa bırakıyor.

        Aile -kıymet veriyorsa- teslim aldığı baygın kişiyi mutfak masasının üstüne yatırıyor, birkaç gün süreyle etrafına toplanıp yiyip içerek zaman geçirerek uyanıp uyanmayacağını gözlemliyor. Buna Uyanma Nöbeti deniyor. Ancak bu uygulamayı yapmak istemeyen ailelerin fertleri ya da başında bekleyecek yakını olmayan kişiler hemen defnediliyor.

        İngiltere küçük yer, haliyle mezarlık az. Zaman içinde artan yer sıkıntısından dolayı insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlayınca, mezarları kazıp eski tabutları çıkarma, kemikleri bir kemik evine bırakarak yeni merhuma yer açma yöntemleri giriyor devreye.

        Tabutlar açıldığında bir de bakıyorlar ki neredeyse her 25 tabuttan birinin içinde tırnak izleri var. Anlıyorlar ki zehirlenen, bayılan insanlar aslında ölmemiş, diri diri gömülmüş, ayılınca da çıkmaya çalışmış, tırnaklarıyla açmaya çalışırken ya da can çekişirken tabutu kazımışlar.

        Bu vahim durumun sıkça yaşanması üzerine bir yöntem geliştiriyorlar. Cesetlerin bileklerine bir ip bağlıyorlar, ipin ucunu da tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana… Nöbet tutacak kişi birkaç gece mezarlıkta oturup zili dinliyor. Buna Mezarlık Nöbeti, nöbet tutan kişiye Ölü Zilci deniyor.

        19. yüzyıl başlarına kadar Avrupa’nın bazı yerlerinde görülen bu uygulama ve çan sayesinde pek çok kişi ölmekten kurtuluyor.

        ÖTEKİ ŞEYLERİN TARİHİ (Sema Soykan / Alfa)
        ÖTEKİ ŞEYLERİN TARİHİ (Sema Soykan / Alfa)

        NEDEN MANGAL YÜREKLİ?

        Sema Soykan’ı sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla tanıdım. Çoğumuzun bilmediği, bilip de unuttuğu ya da yanlış bildiği olayları, kavramları, adları, deyimleri kökenleriyle, farklı pencerelerden anlatımlarla bize tekrar öğrettiği paylaşımları beni kendine çekti. Böyle butik bilgilere alerjisi olan beni bile takipçisi yaptıysa, bir hikmeti vardır diye düşündüm. Neticede insanın hiç ihtimal vermediği, bilmediğini bilmediği şeyleri görmesi, müthiş bir keşif yolculuğu. İşte, girişte bahsettiğim hikâye/gerçek de bunlardan biri. Soykan’ın bu hikâyelerden yola çıkarak yazdığı yeni kitabı “Öteki Şeylerin Tarihi,” sadece sizin değil, çocuklarınızın da okuması gereken bir kitap.

        “Mangal Yürekli” deyimindeki Mangal kimdir? “Gel, gel, ne olursan ol yine gel” sözü gerçekte kime ait? Karalar neden bağlanır? Para nasıl pul, adam nasıl 40 paralık olur? Atatürk’ün yazdığı bir mektup neden sansürlenmiştir? Bunlar, kitapta okuyacağınız başlıklardan bazıları. Şu “mangal yürekli” sözünün ardında yatan gerçeğe bir bakalım hemen:

        Hindistan’dan dilimize yerleşen bir deyim, Mangal Yürekli. Deyimin Hindistan’la ne alâkası var diye sormak geçmiş olabilir aklınızdan.

        İngiltere’nin Hindistan’ı sömürgeleştirmek için kullandığı Doğu Hindistan Şirketi’nde Hindu bir asker var. Hint Ayaklanması’nın başlamasında, bağımsızlık savaşında önemli rol üstlenen, 30 yaşını göremeden, 8 Nisan 1857’de idam edilen, halkın kahramanı olan, adına pul bastırılan bu genç adamın adı Mangal Pandey.

        Hindistan halkı, cesur, gözü pek kişileri, kahramanlığı tanımlarken Mangal Pandey’in adıyla anıyor. “Mangal gibi, mangal yürekli” diye diye oluşuyor deyim.

        PELESENK DEĞİL PERSENK

        REKLAM

        Öteki Şeylerin Tarihi dilimizde, kültürümüzde, alışkanlıklarımızda, yanlış bildiklerimizde, unuttuklarımız ve unutturulanlarda yaşayan; geçmişin izlerini takip ederken nedenleri ve nasılları sorgulayan, şaşırtıp meraklandıran, bilgi sevenler için hazırlanmış bir kitap.

        “Adsız Roman: 1864 Çerkes Sürgünü ve Soykırımı,” “Keşke: Bir Köy Enstitüsü Romanı” ve “Kilit Taşı: Aşkın, Cesaretin ve Dayanışmanın Romanı” adlı kitaplara da imza atan Soykan, uzun yıllara yayılan araştırmalarıyla biriktirdiği bilgileri bu kez sohbet tadında kaleme almış. Kültürel ortaklığımızı sağlayan atasözleri ve deyimlerin çıkış noktalarına mercek tutarken, ilginç tarihi olayların ve de anlam kaybına uğrayan kelimelerin serüvenlerini aktarmış. Şimdi biraz daha örnek:

        * Hayal kırıklığı anlamında kullandığımız, sıklıkla “sükût-u hayal” olarak yanlış kullanılan tamlamanın doğrusu, sukut-u hayâl’dir. Çünkü sükût, sessizlik anlamında, sukut ise kırılmak, parçalanmak anlamında.

        * Kelli ferli değil, doğrusu kerli ferli. Farsça karr u farr’dan gelen, kılığı kıyafeti düzgün, olgun, ihtişamlı, güçlü anlamında.

        * “Bir kelime ya da söz grubunun sık sık tekrarlanması” anlamında kullandığımız, genel olarak “dilimize pelesenk olmak” olarak geçen deyimde pelesenk’in doğru kullanımı persenk.

        Çünkü pelesenk, bir ağaç türü ve aynı zamanda türlü bitkilerden elde edilen kokulu reçineye de verilen ad. Reçinenin dilde yapışmasından ya da dil safrasından dolayı persenk’in pelesenk’le karıştığı düşünülüyor.

        Öte yandan konuyla ilgisi olsun olmasın konuşurken tekrarlanması âdet haline getirilmiş söz anlamına gelen persenk, Farsça perseng yani yük, ağırlık veren şey ve sang/seng, taş’tan gelme ve denge maksatlı terazi, kayık ya da at yükünün hafif tarafına konulan taş demek.

        Sinek Avı Seferberliği’nden Mao’nun Serçe Katliamı’na, İnsanat Bahçeleri’nden Cobra Effect’e, 731. Birim’den The Türk’e, icatların karanlık tarihinden foyası dökülen sırlara, yerelden evrensele, Fabl’lı, mizahi ve renkli bir yolculuk vadeden bu kitabı çok seveceksiniz, eminim.

        ***

        İKİ TAVSİYE

        1204’te Haçlılar Konstantinopolis’i ele geçirir; 1453’te şehir Türklere teslim olur. Bizans Dünyası’nın bu üçüncü ve son cildi, işte bu iki önemli tarih aralığını kapsıyor. Parçalanmış toprakların tarihi, Türkler de dahil tüm bileşenleriyle anlatılıyor. “Bu kitapta hayatımı değil, ilham perilerimi anlattım. Türk popüler müzik tarihimize ışık tutacağını da düşünüyorum” diyor Kocatepe. 1964’ten günümüze, dillere dolanan, anılara yerleşen 30 şarkısının ilginç öyküleri sizlerle.

            Bizans Dünyası (Angeliki Laiou-Cecile Morrisson / Çev: Aslı Bilge / Ayrıntı)
        Bizans Dünyası (Angeliki Laiou-Cecile Morrisson / Çev: Aslı Bilge / Ayrıntı)
          Nereden Geldi Bu İlham Perileri (Ali Kocatepe / Doğan)
        Nereden Geldi Bu İlham Perileri (Ali Kocatepe / Doğan)

        Diğer Yazılar