SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Değişimin simgesiydi

17 Eylül 2016 Cumartesi, 00:57:55 Güncelleme:08:42:35
Mehmet Açar

Mehmet Açar

[javascript protected email address]

 

Sinemaya Yeşilçam’ın altın çağı denilebilecek bir dönemde girdi. Hem Yeşilçam sinemasının hem de Yılmaz Güney’in etkisiyle şekillenen Yeni Türk Sineması’nın simgeleşmiş starlarından biri olmayı başardı. Filmografisini incelediğinizde Tarık Akan’ın star kimliğinde, sadece Türk sinemasında yaşanan değişimi değil, Türk sinemasının ruhunu da görürsünüz. Filmografisindeki zenginlik ve çeşitlilik şaşırtıcı ve etkileyicidir. Sinemaya girdiği ilk birkaç yılda dönemin en ünlü kadın yıldızlarıyla farklı türlerde film çeken tam bir Yeşilçam starıydı. Süreç içinde, yapımcı ve yönetmen Ertem Eğilmez’in şekillendirdiği Arzu Film ekolünün önemli oyuncularından biri haline geldi. 1973 yapımı ‘Canım Kardeşim,’ yakışıklı bir star olmanın ötesine geçebileceğini, sinemada oyunculuğuyla da var olabileceğini gösteren klasikleşmiş filmlerden biridir. Efsane ‘Hababam Sınıfı’ serisinde sadece bir star olarak değil, ekip oyunculuğunun bir parçası olarak yer alması da önemliydi.

12 EYLÜL, OYUNCULUĞUNA DARBE VURDU

‘Sürü’ (1978) ile birlikte, Yeşilçam’ın içinden çıkan ama politik niteliği ve gerçekçi tarzıyla eski Yeşilçam’a alternatif olan Yeni Türk Sineması’nın önde gelen isimlerinden biri oldu. O artık imajıyla öne çıkan bir Yeşilçam starı değil, gerçekçi ve politik filmlerde farklı karakterleri canlandıran bir oyuncuydu. Dönemin giderek keskinleşen politik kamplaşması içinde Tarık Akan adına önemli ve kritik bir karardı bu. Yavuz Özkan’ın yönettiği, gerçekçi bir işçi sınıfı öyküsü anlatan ‘Maden’ de bu kararlılığın bir göstergesiydi. Türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olan, Yılmaz Güney’in yazdığı, Şerif Gören’in yönettiği Altın Palmiyeli ‘Yol’da canlandırdığı karakter ise kuşkusuz unutulacak gibi değildi. 12 Eylül onun oyunculuk kariyerine de kuşkusuz büyük bir darbe vurmuştu ama sonuçta darbe sonrası dönemin ve 1980’li yılların en önemli oyuncularından biri olarak kaldı. Bu dönemde öne çıkan filmleri arasında ‘Pehlivan’, ‘Beyoğlu’nun Arka Yakası’ ve ‘Karartma Geceleri’ sayılabilir. 1980’lerin gişede başarılı olan ‘Kayıp Kızlar’, ‘Alev Alev’ gibi popüler filmlerde oynadığını da unutmamak gerek. 90’lı ve 2000’li yıllarda eskisi kadar yoğun olmasa da filmlerde oynamayı sürdürdü, 2003’te ‘Gülüm’le Altın Portakal ödüllerine bir yenisini eklemeyi başardı. Kariyeri boyunca gerçek bir star olarak kaldı... Oyunculuğunda abartısız, sade ve içten bir tarza sahipti. Kamerayla çok doğal, rahat bir ilişkisi vardı. Seyirciyi çabuk yakalar, star kimliğini öne çıkarmadan öykü anlatımına ve yönetmenin dünyasına katkı yapmayı bilirdi. Son dönemlerde sinemadan uzaklaşması bence sinemamız adına bir talihsizlikti. Artık sinemamızın simgeleşmiş starlarından biri olarak filmleriyle yaşayacak...

 

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN