Öne Çıkanlar
Son Dakika
12.11.2017 - 07:23 | Güncelleme:

Trende cinayet var

 

Agatha Christie’nin romanından bir kez daha sinemaya uyarlanan “Doğu Ekspresinde Cinayet” (Murder on the Orient Express), Kenneth Branagh, Michelle Pfeiffer, Johnny Depp, Daisy Ridley, Judi Dench gibi oyuncularıyla öne çıkan bir polisiye

1934’TE yayımlanan “Doğu Ekspresinde Cinayet” romanı beyazperdeye ilk olarak 1974’te uyarlandı ve Sidney Lumet’in yönettiği film, en iyi Agatha Christie adaptasyonlarından biri kabul edildi. Final, özellikle romanı okumayan seyirciler için çarpıcı ve akılda kalıcıydı. 43 yıl sonra gerçekleştirilen yeni uyarlamanın handikabı, hikâyenin ve finalinin bilinirliği... Belki de bu nedenle, Michael Green’in uyarladığı senaryo yer yer romandan uzaklaşmayı göze alıyor. Yeni uyarlamanın farklı yanlarından biri, özel dedektif Hercule Poirot’nun (Kenneth Branagh), duyguları ve kişiliğiyle biraz daha ön plana çıkması...

 

DİNAMİK VE ROMANTİK DEDEKTİF

İlk film, Salacak iskelesinde geçen bir vapur sahnesiyle, sakin bir havada başlar. Yeni filmse Poirot’ya yumurta taşıyan bir çocuğun koşturup durduğu görüntülerle Kudüs’te açılıyor. Sonra, Poirot’nun haham, papaz ve imamın hırsızlıkla suçlandığı zor vakayı tek ipucundan yola çıkarak nasıl çözdüğüne şahit oluyoruz. Dinler arasındaki gerilimin genellikle iktidar tarafından çıkarıldığını vurgulayan sahne, Poirot’nun tarzını gösterme açısından anlamlı olsa da açıkçası filmin bütününde alakasız ve didaktik duruyor.

İlk filmde Albert Finney’in şahane Poirot’su ile bu kadar özdeşleşmiyor, tam aksine özellikle başlarda onu tutuk boyunlu eksantrik bir adam olarak uzaktan izliyorduk. Yeni filmde Kenneth Branagh’ın dinamik ve romantik dedektifinin zihninden geçen düşüncelere daha çok ortak oluyoruz. Takıntılı biçimde her şeyin doğru olmasını, dengede durmasını isteyen Poirot, finalde zor bir seçimle karşı karşıya geliyor. Olayı çözdükten sonra fazla uzatmadan aradan çekilmeyi tercih eden ilk filmin Poirot’suna göre farklı bir tavır sergiliyor, şovmenlik yapıyor. Sidney Lumet’in 1970’lerin yenilikçi ve deneyci sinemasından uzak, eski usul Hollywood tarzında çektiği ilk film, bence öykünün hakkını daha iyi veriyor, abartısız ve sade finaliyle son yorumu seyirciye bırakarak aradan çekiliyordu.

DAHA İYİ BİR TÜRKİYE İMAJI VAR

Yeni film de vasatın üstünde. Bunda Kenneth Branagh’ın özenli yönetimi ve Michelle Pfeiffer, Johnny Depp, Daisy Ridley, Penelope Cruz, Willem Dafoe, Judy Dench, Josh Gad gibi oyuncuların katkısı azımsanamaz. Branagh, yönetmen olarak öyküye hız katmak, “tek mekânda geçen, diyaloglara dayalı durağan film imajı”ndan kurtulmak için elinden geleni yapmış. Hatta biraz aksiyon, kovalamaca ve dövüş bile eklemiş. Çığ düşme sahnesini de unutmayalım. Tüm bunlar filme kuşkusuz heyecan, hareket ve tempo katıyor ama hikâyeyi derinleştirdiği söylenemez.

Filmin iyi yanları arasında kuşkusuz “oryantalist tablo” güzelliğindeki İstanbul sahneleri var. Karaköy limanı, Tarihi Yarımada’da ilerleyen tren görüntüleri ve fırından taze çıkan susamlı pidelerle betimlenen 1930’ların İstanbul’u, dijital efekt yardımıyla da olsa filme farklı bir hava katıyor. İlk filmin mütevazı İstanbul sahneleri ve gerçek dışı egzotizmine oranla daha iyi bir Türkiye imajı sunuluyor. Görüntü yönetmeni Haris Zambarloukos’un filmin bütününde de göz alıcı bir iş çıkardığını not edelim.

Filmin notu: 6.5

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 16 Kasım 2017 Perşembe 16:15
    Mehmet Bey merhabalar, Mersin'den yazıyorum size. Severek takip ediyorum sizi. Hem de yıllar önce TRT'deki yapmış olduğunuz programdan beri. Yönetmen Christopher Nolan ile ilgili bir sorum olacaktı. Yabancı dilim yok, bu yüzden araştıramıyor, takip edemiyorum bazı şeyleri. Nolan filmlerinde tekrarlanan bazı replikler dikkatimi çekiyor. Siz de bilirsiniz, edebiyatta, bir metinde, bazı kelimeler sık tekrarlanırsa -hatta bazı yazarlar bunu bilinçli yapar ya- dikkat çekilmek istenen bir şey var demektir. Aynı buna benzer, Nolan filmlerinde "Come back" "Come in back" replikleri dikkatimi çekiyor. Geri dönmekle ilgili bir şey var ama tam çıkaramıyorum. Alev Alatlı bir kitabında Amerika esasında bir mülteciler ve göçmenler ülkesidir, Amerikalılar'da, kuşaktan kuşağa devam eden, kolektif belleğe işlemiş, asıl ülkelerine geri döneceklerine dair bir inanç yatar içten içe, demişti. Tabii, buradan hareketle, bunu Nolan ile ilişkilendirmek uçuk bir yorum olur ama, yine de araştırılmaya değer diye düşünüyorum. Nolan'ınınki kişisel olabilir mi? İnception'un final sahnesinde, masada karşı karşıya gelirken, sonra, İntersteallar'da, babayla kızın ayrılma sahnesinde, Dunkirk'te de pek çok yerde, "sizi almak için döneceğiz, geri geleceğiz" türünden replikler mevcut. Bilmiyorum, sadece bir dikkat, yanlışım olabilir, size bir danışayım dedim. Saygılarımla...
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Cumartesi 17 MPH 17°
Kısmen Güneşli