Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Batı’dan ithal edilen kavramların neredeyse tamamı, bu ülkeye geldikten sonra müthiş bir değişime uğruyor, özünden ve içeriğinden boşalarak, belirsiz, muğlak ve çoğu zaman da çelişkili yeni bir içerikle dolduruluyor. Bu talihsiz kavramların başında da Jakoben kelimesi yer alıyor.

        Bugün bu ülkede kime sorsanız “Jakobenlik nedir?” diye, “halkın iradesini hiçe sayan, tepeden inmeci, dediğim dedik siyasal bir görüş ve hareket” cevabını alırsınız. Oysa bunlar son derece dayanaksız ve gerçeklerden uzak, basmakalıp cevaplardır. İşin aslında, Jakobenler Klubü adını taşıyan hareket, 1789-1794 arasında, yalnızca 5 yıl süreyle hayatta kalmıştır. İkincisi, ilk adı “Anayasa Dostları Derneği” olan Jakobenler, doktrin olarak eşitlik ve özgürlükten yanadırlar. Haklarında çıkartılan “demokrasi düşmanı” rivayetinin gerçekle ilgisi yoktur. Jakobenler sadece temsili demokrasiye inanmazlar ve Rousseau’nun izinde, doğrudan demokrasiden yanadırlar. Yani halk, siyasal sorunları temsilcileri aracılığıyla değil, bizzat kendi çözecektir. Bu sistem İsviçre’de uygulanıyor ve bizde de “demokrasinin zirvesi” olarak, sorunların referanduma götürülerek bizzat halkın karar vermesi gereğinden söz ediliyor.

        Jakobenlik konusunda bazı yazıları olan Hilmi Yavuz, bunlardan bir tanesinde, “Jakobenler, Temsil (representation) ilkesine dayanan çok partili bir demokratik rejimden yana olmadıkları gibi, sınıfsal temele dayanan bir düzeni de kabul etmezler” diyor. Ama yanılıyor. Jakobenlerin etkin olduğu 1789-1794 döneminde yeryüzünde hiçbir siyasal parti yoktur. Dünyada kurulan ilk siyasal parti, 1824 tarihli ABD Demokrat Parti’sidir. Bu partinin ebedi karşıtı Cumhuriyetçi Parti’nin kuruluş tarihi ise 1854’tür. İngiltere’nin ilk partisi, 1830’da dünyaya gelen Muhafazakâr Parti’dir. Fransa’da ise ilk siyasal parti, 1901’de kurulan Radikal Parti’dir. Öte yandan Jakobenlerin orta sınıf ile çalışanların temsilcileri oldukları iyi bilinir ve soylular, ruhban ve yüksek burjuvaziye karşı tam bir sınıf siyaseti güttükleri de iyi bilinir.

        Hilmi Yavuz, başka bir yazısında, Alfred Cobban adlı bir yazara dayanarak “ Jakobenlere ilişkin olarak, pratikte siyasal bir parti düzleminde örgütlenmekten, daha da ötesi, teoride bir siyasal parti fikrinden hiç; ama hiç hoşlanmamaktadırlar” diyor. O tarihlerde dünyada siyasal parti diye bir şey yoktu, ama siyaset bilimcilerinin üzerinde anlaştıkları bir nokta olarak, Jakobenler Klubü, bu adı taşımasa da, dünyanın ilk siyasal partisi olarak görülmektedir. Yavuz, gene Cobban’a dayanarak, “Jakobenler Klubüne mensup millet vekilleri…, 1793 yılına gelinceye kadar daha da güçlenerek, yerel yönetimleri ele geçirmişlerdir” diyor. Oysa tamamen tersi doğrudur. Jakobenler, Fransa’da 5000 yerel örgüte sahiplerdir ve o tarihe kadar hiç olmayan yerel yönetimler onların tarafından kurulmuştur.

        Jakobenlere yöneltilen “diktatörlük” suçlaması, Eylül 1793-Temmuz 1794 arasındaki 10 aylık sürede, yabancı güçler ile Fransız soylu ve ruhbanın koalisyonunun giriştiği karşı-devrimden genç cumhuriyeti korumak için başvurulan sıkı yöntemlerden kaynaklanmaktadır. Ne yani teslim mi olsalardı? Krallık geri mi gelseydi?

        Jakobenliğin Türkiye’de hiç bilinmeyen ve bugün de sürmekte olan asıl anlamı, güçlü bir merkeziyetçilik, hatta Parisçilik’tir. Yani Jakobenlik, Fransa bağlamında, bu ülkenin ekonomisini, siyasetini, kültürünü, her şeyini Paris’te merkezileştirme yanlılığıdır.

        Bugün ülkemizde her şeyi İstanbul’da merkezileştirmeye çalışan, Merkez Bankası’nı bile İstanbul’a götürmeye uğraşan, Anadolujet aracılığıyla Ankara’yı taşralaştıran, her konuda bütün ağırlığı İstanbul’a veren; bunlar yetmezmiş gibi yargıyı da yürütmeye bağımlı hale getirmeye çalışan AKP iktidarı ile Ankara’nın başkentliğini bile sorgulamaya başlayan ve iktidarın peşinde koştuğu “kuvvetler birliği”ni demokrasi diye yutturmaya çalışan bazı “liberaller”, Jakoben sıfatını herkesten fazla hak ediyorlar. makilicbay@haberturk.com

        Diğer Yazılar