Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İSTER siyasi restleşme, ister 2014 Haziran’ına yönelik planlamanın siyasi peşrevi olarak bakın.

        Başbakan Davutoğlu ile MHP Lideri Bahçeli arasında Tunceli özelinde yaşanan restleşme, siyasetin geleceğini okumak açısından önemli bir şablon.

        Görünen o ki burada da durmayacak, genel seçime kadar artarak sürecek.

        Çünkü toplumsal taban geçirgenliği en yüksek olan iki parti, birbirine seçmen kaptırmak istemiyor.

        Ayrıca yükselen milliyetçi oylardan en büyük payı kapmanın hesabını yapıyor.

        Özetle, AK Parti, yerel seçimde MHP’ye kaptırdığı 2 milyon oyu fazlasıyla geri getirmeyi; MHP ise ivmeyi daha da yükseltip oy akışını artırmayı hedefliyor.

        NE GETİRİR?

        Bu denklemde AK Parti’nin en büyük arzusu, MHP’nin baraj altında kalması.

        Çünkü, son 3 seçim, 4 partili Meclis’te AK Parti’ye Anayasa’yı en azından referanduma götürecek 330 sandalye çoğunluğunu vermiyor.

        MHP ise kendisini koalisyon ortağı olabilecek seviyeye çıkarabilecek bir oya erişmek istiyor.

        Ancak 1980 öncesi söylem diliyle restleşmenin yarattığı kutuplaşmanın iki partiye bir şey kazandırmayacağı aşikâr.

        Çünkü, ne Davutoğlu’nun, “Sayın Bahçeli’ye meydan okuyorum. Tunceli bu ülkenin bir parçası ve cesaretin varsa git, bu hain, terörist sözlerini Tunceli’de de söyle” cümlesinin toplumsal tabanlarında bir karşılığı var.

        Ne de Bahçeli’nin Davutoğlu için söylediği, “Türkiye’nin, acemi olduğu kadar küstah, aşırı olduğu kadar mümeyyiz vasıflarını kaybetmiş birisi tarafından yönetiliyor olması kayıp ve hezimettir” cümlesinin.

        Ayrıca unutulmamalı ki, normal bir zaman diliminde yapılan vilayet ziyareti ile restleşme sonucu gerçekleşen gezi arasında da dağlar kadar fark vardır.

        ÇATIŞMA NEDENİ

        Toplumsal ve siyasal hayatın hareketlenmesiyle çatışma alanlarının artıp uzlaşma kültürünün yok olduğu, hesaplaşmanın öne çıktığı dönemler de hükümete sıkıntı getirir.

        Anlaşılan o ki, hükümet buna rağmen bir hesaplaşma zemini yaratmak istiyor.

        Neden de açık, AK Parti 12 yıllık iktidarı sonucu geldiği noktada Cumhuriyet’in kurucu ideolojisiyle çatışarak, “yeni Türkiye”nin temelini sağlamlaştırmak istiyor.

        Kurucu ideolojinin, kendi deyimiyle “eski Türkiye’nin” temsilcileri olarak da hedefine CHP ve MHP’yi yerleştiriyor.

        Onları taraf yaparak kurucu iradeyle onların üzerinden hesaplaşmayı hedefliyor.

        Bir yandan da toplumsal tabanının geniş bir kesitine, bugüne kadar ulaşamadıkları zeminlerde, makamlarda geniş bir alan açıyor.

        Daha fazla türbanlı veya muhafazakâr genci, öğretmen, hemşire, kamu görevlisi yapmak için uğraşırken imam hatip okullarının sayısını artırıyor.

        Bir yandan da Alevi toplumu ile gayrimüslimler için açılımlar yapıyor, eski Türkiye’de onlara haklarının verilmediği tezini işliyor.

        Yeni toplumsal aidiyetin yol taşlarını döşüyor.

        Geçmişte de deneyip başarılı olduğu gibi karşıtlığını yaratıp onun üzerinden oy kazanmayı amaçlıyor.

        AK Parti bu süreçte ne kadar başarılı olur?

        Sorunun yanıtı, toplumsal tabanının 12 yıl içinde farklılaşıp değişen talep ve sorunlarına ne oranda cevap verebildiğiyle ortaya çıkacak.

        Diğer Yazılar