SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Rus Büyükelçi Andrey Gennariyeviç Karlov: 1,5 seneye vize kalkar

04 Eylül 2016 Pazar, 16:49:26 Güncelleme:05 Eylül 2016 Pazartesi, 14:09:21
Muharrem Sarıkaya

Muharrem Sarıkaya

[javascript protected email address]

TÜRK ve Rus liderlerin Çin’de bir araya gelmesinden 24 saat önce sorularımızı yanıtlayan Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Andrey Gennariyeviç Karlov’un üç konuda önemli açıklaması oldu.

Türkiye’nin Suriye’deki Fırat Kalkanı operasyonuna karşı çıkmadı, ancak Washington’a benzer tonla PYD konusunda Ankara’ya çağrıda bulundu:

“Suriye’de Kürtler dâhil olmak üzere seçici davranmaya davet ediyoruz…”

Suriye’nin “iki ülkenin ilişkilerinde ciddi rol oynayan önemli bir konu olduğunun” da altını çizdi.
BM terör örgütleri listesinde ve Rus mahkemeleri kararlarında bulunmadığı için PYD’yi terörist örgüt olarak kabul etmediklerini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapatılmasını talep ettiği PYD’nin Moskova’daki bürosunun, “NATO üyesi ülkelerde de var” örneğini de vererek açık kalacağını bildirdi.

"TÜRK JETİNİ ÖNLEMEDİK"

Rus jetinin düşürülmesi sonrası Suriye’de Türk jetlerinin tehdit edildiği iddiası için de “Türk jetlerine herhangi bir kısıtlayıcı önlem koyduğumuzu hatırlamıyorum” dedi.

Rusya’nın 2006’dan itibaren Fethullah Gülen okullarını kapatıp, öğretmenlerini sınır dışı ettiğini de anımsattı.
İki ülke vatandaşlarının geçmişteki gibi vizesiz seyahatleri için süreye ihtiyaç olduğunu, ilişkilerin düzelmesinin bir veya 1,5 yıl alacağını da söyledi.

 

Büyükelçi Karlov’a sorularımız ve yanıtlarının tam metni şöyle:

Soru: Darbe girişiminin ardından ilk arayan liderin Putin olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı. Gülen okullarını  2006’da kapatan Başkurdistan’da olduğu gibi kapatan ve  öğretmenlerini de sınır dışı eden Rusya, gelişmeleri nasıl  yorumluyor? Putin bu konuda Erdoğan’a bir şeyler söylemiş  olabilir mi?

Cevap: Devlet Başkanımız Putin, Sayın Erdoğan’ı arayarak  başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimini kınayan ve Sayın  Cumhurbaşkanı’nı destekleyen ilk lider olmuştur. Sayın Putin  ile Sayın Erdoğan arasında geçen konuşmayı bilmiyorum. İki  lider arasındaki ilişkilerin çok samimi olduğu herkesin  malumu… Görüşmelerinde çoğu konu kapılar kapandıktan  sonra iki lider arasında ele alınır. Ele alınan konuların birçoğu  tercüme yapanlar tarafından bilinir. Fethullah Gülen okulları  2006 yılından itibaren Rusya’da yasaklandı. Gülen okulları  için verilen mücadele bizim için tarih olmuştur, çünkü çok  uzun yıllar geçti. Bunu yapmamızın sebebi Gülen’in yaptığı  çalışmaların Rusya Federasyonu mevzuatına aykırılığından  dolayı yasaklamış olmamızdı. Bu sorunu kalıcı bir şekilde çok  önceden hallettik.

Soru: Rusya İran’daki üsleri kullanmasına benzer talebi  İncirlik için de yaptı mı?

Cevap: İran havaalanlarını geçici olarak, kısa bir dönem Rus  hava araçları için kullandı. Başta IŞİD ve El­ Nusra olmak  üzere Suriye’deki hedeflerine varış süresini %60 civarında  kısıtlamak için İran havaalanlarını kullandık. Hava  unsurlarımız görevlerini bitirdikten sonra İran havaalanlarını  kullanarak Rusya’ya dönmüşlerdir. İncirlik Hava Üssü ile  ilgili bir talebin iletilip iletilmediği hakkında bilgim yok.  Herkesin malumu, Başbakan’ın da açıklamasında olduğu gibi  İncirlik Hava Üssünün bir NATO Üssü olduğu, orada  NATO’ya ait uçakların bulunmasından dolayı böyle bir talebin  gerçekleşmesi de mümkün değil. Böyle bir durumun  mevcudiyetinin mümkün olmadığı vurgulandı.

Soru: Suriye’de ortak operasyonlar olabilir mi?

Cevap: Suriye dâhil olmak üzere uluslar arası terörizme karşı  herhangi bir ülke ile işbirliğine girmeye hazır olduğumuzu çok  önceden ifade ettik. Bununla birlikte herhangi bir ülkenin  topraklarında ortak operasyon için de çoklu koşulun olduğunu  da düşünmekteyiz. Uluslararası hukuk gereği bunun iki  alternatifli olabilir, birincisi BM Güvenlik Konseyi’nin kararı  ile yürütülmesi ikincisi de operasyonun yapılacağı ülkenin  oluruna dayanması gerekir. Bilindiği gibi Suriye devletinin  yaptığı müracaat sonucu Rus Hava Kuvvetleri operasyonlarını  yürütmektedir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi herhangi bir  ülke ile bu konuda işbirliğine hazırız. Sonuçta Türkiye de  uluslararası bir koalisyonun parçası ve bu tarz operasyonlara  katılmaktadır. Vurgulamak istediğimiz husus uluslar arası  hukuk çerçevesinde götürmelidir.

Soru: Türk savaş uçaklarının Suriye üzerinde uçması, uçak düşürülme hadisesi sonrası pek mümkün olmuyordu. Bu  ortadan kalktı mı?

Cevap: Türk Hava Kuvvetleri’ne herhangi bir kısıtlayıcı  önlem koyduğumuzu hatırlamıyorum. Yanılmıyorsam 2015  Eylül veya Ekim’de ABD ile imzalanan bir mutabakat zaptı  çerçevesinde bizim ve uluslararası koalisyonun yaptığı  uçuşlarda herhangi bir çatışmayı önlemeye yönelik anlaşma  sağlanmıştı. Bu mutabakat zaptı, bizim veya uluslararası  koalisyonun yaptığı uçuşlarda herhangi bir çatışmayı  önlemeye yönelik anlaşmaydı. Söz konusu mutabakat zaptı  Rusya Federasyonu (RF) ile ABD arasında imzalanmakla  birlikte, ABD bu mutabakat zaptı şartını diğer müttefiki  ülkelere de yansıtma görevini üstleneceğini taahhüt etmiştir. 

Soru: Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu’na nasıl  bakıyorsunuz? RF Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova’nın,  Türkiye’ye çağrısı ne anlama geliyor?

Cevap: Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Suriye’nin  kuzeyindeki hareketlerini dikkatle izlemekteyiz. Türkiye’nin  bir çok vatandaşının hayatını kaybettiği terör saldırılarının  planlandığı İŞİD’e ait terör üsslerini yok etmeye yönelik  çabalarını  anlıyoruz. Uluslararası hukuk içinde hareket  edilmesi gerektiğine, herhangi bir askeri harekatın bağımsız  bir devletin hükümetiyle yürütülmesinden yana olduğumuzu  ifade ediyoruz. Bu malum RF’nin kalıcı görüşüdür, başından  itibaren de bir değişikliğe uğramadı. Teröre karşı yürütülen  faaliyetlerde Türk partnerlerimizi hedefleri seçerken çok seçici  davranmaya davet etmekteyiz. Tek cephe olarak tüm tarafların  çabalarını birleştirerek başta IŞİD olmak üzere terör  hedefleriyle mücadeleye odaklamaları gerekmektedir. IŞİD’in  Türkiye’deki terör faaliyetlerini ve saldırılarını da hatırlıyoruz,  RF olarak şiddetle kınadık. 

"PYD, BM'NİN TERÖR LİSTESİNDE YOK"

Soru: Erdoğan, Putin ile buluşmasında PYD’nin  Moskova’daki bürosunun kapatılmasına ilişkin ricada  bulunmuştu. Bu da dikkate alındığında, RF,  PYD’yi hangi  konsepte değerlendiriyor?

Cevap: Terör örgütleri listesini yaparken iki farklı unsur  kullanmaktayız. Biri BM Güvenlik Konseyi’nin açık terör  nitelemesi yaptıklarıdır. Diğeri de RF mevzuatı gereği ilgili  mahkemelerimizin gerekli değerlendirmeleri yaparak  oluşumun terör örgütü olup olmadığına ilişkin kararlara  bağlamaktır. Terör örgütü olarak adlandırılan örgüt (PYD) ne  BMGK listesindedir, ne de RF mahkemelerinin vermiş olduğu  karar doğrultusunda bir terör örgütüdür. Sırf bundan dolayı  geçmişte PYD’nin Moskova ofisinin açılmasına müsaade  edilmiştir. Bu örgütün temsilciliği sadece Moskova’da değil,  NATO üyesi birkaç ülkede de mevcuttur. İfade ettiğiniz gibi  bu talep St. Petersburg’da Sayın Erdoğan tarafından iletilmiş  ve Sayın Devlet Başkanımız Putin’in de bunu  değerlendirmeye alacağını söylediği de malumumuzdur. 

Soru: PYD’nin Suriye’deki varlığını gelecek için nasıl  değerlendiriyorsunuz. Türkiye’nin güneyinde Cezire, Kobani  ve Afrin bandının Akdeniz’e kadar uzaması çabasını nasıl  değerlendirir?

Cevap: Suriye’de olup bitenler ilk önce orada yaşayan Suriye  halkını ilgilendiren hususlardır. Bu ülkenin içişleri ile ilgili  konularda seçilmiş Suriye hükümeti sorumludur. Biz hiçbir  zaman dayatma şeklinde hareket edemeyiz. Bu prensip Suriye  için de geçerlidir. Bilindiği gibi hem hükümet kanadı, hem de  muhalifler Suriye’nin yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı olduğu  konusunda mutabıktır. Haliyle ülkenin siyasi yapısı, seçimleri  ve idari yapıyı yeni Anayasa’da belirlenecek hususlardır.  Muhalefet kelimesini ifade ettiğimizde biz terör örgütlerini  hesaba katmıyoruz. 

 

"SURİYE'DE KÜRTLERE DE SEÇİCİ OLMALI"

Soru: Bu cümlelerinizden Moskova’nın, Türkiye’nin Suriye  operasyonunun PYD’yi de kapsamasından rahatsız olduğunu  ve terör örgütü olarak görmediğini mi anlamalıyım?

Cevap: Dışişleri Bakanlığımız Sözcüsü Bayan Zaharova’nın  net bir şekilde ifade ettiği gibi; biz Türkiye’nin IŞİD ile  mücadelesinde kararlı sürdürdüğü faaliyetleri destekliyoruz. Fakat yine de Ankara’ya yapılan çağrı kapsamında uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği ve yürütülen  tüm faaliyetlerin operasyonun yapıldığı ülkenin hükümeti ile  koordineli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini söylüyoruz. Türk partnerimizi, teröre karşı operasyonların yürütülmesinde  ve hedef seçilen noktalarda IŞİD’e karşı faaliyet yürüten  muhalefet ve etnik gruplara, Suriye’de Kürtler dâhil olmak  üzere seçici davranmaya davet ediyoruz. 

"IŞİD BÖLGESEL DARBE YERSE KÜRESEL ÇÖZÜM YAKINLAŞIR"

Soru: Suriye’de Rusya ve İran Şam yönetiminin yanında, Türkiye ve ABD ise oluşturulan koalisyon ile karşısında yer  aldı.  Bölgesel çözüm arayan Türkiye ve İran PYD konusunda aynı safta yer tutarken, küresel çözüm arayan ABD farklı  duruş sergiliyor. Rusya bu tutumu ile bölgesel çözüm  tarafından uzaklaşıyor mu?

Cevap: Suriye, İran ve Rusya’dan oluşan ayrı bir koalisyon  yok. Suriye yönetimi RF ve İran’a başvurarak başta IŞİD ve  Cephed­El Nursa olmak üzere uluslar arası terörle mücadele  konusunda yardım talep etti. Suriye yakın komşu ve bu ülkede  barışın ve istikrarın hakim olmasından yana olmamız doğal. Dolayısıyla Suriye hükümetinin çağrısına olumlu cevap  verdik. Anladığım kadarıyla İran hükümeti de sıcak bakarak olumlu cevap verdi. Uluslar arası koalisyon kurulurken,  başındaki ABD, Rusya’yı davet etmedi. Onların kendi  bildikleri iştir. Herhalde bu şekilde koalisyonu yönetmeleri  daha kolay gözüküyor onlara. Global ve bölgesel çözüm dengelemesine bakıldığında bölgesel olarak IŞİD sorununun  çözülmesi aslında küresel oyuncuların da bundan menfaat  kazanmasına neden olacaktır. Uluslar arası terör örgütü IŞİD  sadece Suriye’de değil, değişik ülkelerde de faaliyet  göstermektedir. Özellikle Suriye topraklarında IŞİD bir gayrı  devlet inşaatını başarmıştır. Bu bölgede bu oluşum darbe yerse  küresel çözüme de kendimizi daha da yakınlaştırırız. 

Soru: Halep’e yardım konusunda bir koridor oluşmasından söz  ediliyordu. Bu koridorun ne zaman oluşur?

Cevap: Yardım koridorlarını oluşturmaya sıcak bakıyoruz.  Suriye toprakları içinde insanı yardım gönderilmesine dönük  bu tarz koridorlarının oluşmasına destek veriyoruz.  Çatışmaların yaşadığı bölgelerden sivillerin tahliyesi de bu  koridorların temel amacından biridir. Yakın geçmişte sivillerin  yanında, militanların da teslim olmakta kullandığı koridorun  oluşmasına destek verdik. Önemli olan bunların Suriye  hükümetinin oluruna dayanıyor olmasıdır. Bu tarz koridorları binlerce sivilin hayatını kurtaracağını görüyoruz; bir  vatandaşın canını kurtardıysak da ne mutlu.

Soru: Suriye sorununun çözümü için komşular arasında  devletler dışı mekanizma oluşabilir mi? Bir toplumsal forum  oluşturularak sorunun çözümü mümkün mü?

Cevap: Devletler dışı oluşum yapılacaksa başında BM olmalı.  Suriye geleceğinin belirlenmesinin muhalefetsiz  olamayacağını biz de biliyoruz. Gelin birlikte masaya oturalım  diyoruz. Hatırlanırsa birkaç kez Suriye’deki çeşitli muhalif  gruplara Moskova’da görüşme olanağı sağlayıp ortak görüş ve  pozisyon belirlemelerine yardımcı olmaya çalıştık.  Arabuluculuk faaliyetleri için de destek verdik. Cenevre’de  yapılan toplantılarla bir mekanizma oluştu; bunun doğru  kullanılması önemli.

Soru: Cenevre’de yeni bir görüşme olur mu?

Cevap: İnşallah…

"İŞBİRLİĞİNİN GÖSTERGESİ TÜRK AKIMI"

Soru: Putin, Erdoğan’ın ziyaretinde ‘Türkiye ile ikili bağların  geliştirilmesinden’ söz etti.  Nedir ikili bağlar?

Cevap: Son 15 yılda Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler çok  hızlı gelişme kat etti. İkili bağlardan söz ederken Devlet  Başkanımız bu ilişkilerin büyük oluşumundan bahsediyordur.  İkili ekonomik ilişkilere bakarsak hızlı şekilde gelişiyordu ve  32 milyar Dolar gibi rekor seviyedeydi. Bunun içinde hizmet  alımı yoktu. Dolaylı ticaret olarak hizmet satım alımı da 15  milyar Dolar civarındaydı. Bu anlamda inşaat sektörünün başı  çektiği Rusya’da hizmet sektörüne önem veriyoruz. Turizm  sektöründe de 4,5 milyon kişi ziyaret etmişti. Bugün önemli  bir gün ilk charter seferinin yapıldığı gün. Ekonomiden  bahsederken Akkuyu’dan bahsetmemek mümkün değil. Çoğu  kişi Akkuyu’nun inşaatını konuşuyor, fakat bu sürecin içinde  nükleer sektörde çalışacak Türk mühendisleri de eğitiyoruz.  Son birkaç sene içinde yaklaşık 250 Türk genci nükleer alanda  mühendislik eğitimi görüyor. Türkiye’nin nükleer sektörünün  baş temsilcileri ve önderleri olacaklar. İşbirliğinin en güzel  göstergesinin Türk Akımı olacağını söylüyoruz. Yine de  Devlet Başkanlarımızın görüşme yapması sonrası KEK  komisyonun canlanması gündeme geldi, İstanbul’da toplantı  yapılacak ve gündeminin dolu olmasını bekliyoruz. Talihsiz  uçak kazası öncesinde Dışişleri Bakanlıklarımız arasında çok  güzel ilişkilerimiz ve kontaklarımız vardı; uluslararası  gündemi de iki bakanlık olarak yoğun ele alıyorduk. İkili  bağlardan bunu kast etmiştir.

Soru: Türk Akımı için anlaşmanın Ekim’de olacağı  söyleniyordu, takvim işliyor mu?

Cevap: Bizim de temennimiz o yönde. Yakın geçmişte Rus  tarafından Türkiye’ye bu konuları görüşmek için bir heyet  geldi. Ekim’de imzalanırsa Aralık 2019’da Türkiye ilk  doğalgazı alacak. Çözüme kavuşturulması gereken bir çok  mesele söz konusu. Bu anlaşmanın imzalanmasının gecikmesi  projenin faaliyete geçmesini de geciktiriyor. 

Soru: Türk Akımı ile TANAP birbirini tamamlayan mı yoksa  rakip mi?

Cevap: Bize göre birbirini tamamlayan iki proje ve kapasite  olarak birbiri ile kıyaslanamayacak kadar. TANAP 5­6 milyar  metreküp, Türk Akımının bir hattının kapasitesi 15 milyar  metreküp. Ayrıca Baltık’tan gelecek Kuzey Akım­2 Projesinin  görüşmeleri şu anda sonuçlandı; o proje gerçekleştiğinde  kapasitesi 100 milyar metreküpe çıkabilir. Kuzey Akım’ın bir  ucunda hem Almanya, hem Fransa gibi büyük tüketiciler var.

"VİZESİZ NE ZAMAN?"

Soru: Charter seferleri başladı, bunun ardından vize serbestîsi de geçmişteki gibi gelir mi?

Cevap: Bu konuda acelece davranmamak gerekir. Vizesiz  geçişlere dönülmesi için birkaç meselenin çözülmesi gerekir.  Konsolosluk istişareleri kapsamında ele alınmalıdır.

Soru: İki ülke vatandaşlarının gayrı menkul edinmelerine  ilişkin veri var mı?

Cevap: Veri elimizde yok. Türkiye vatandaşlarına yönelik  gayrı menkul alımı konusunda sınırlama yok. Rusya  vatandaşları Türkiye’yi özellikle de Akdeniz kuşağını çok  seviyor ve gayrı menkul alıyorlar. Antalya  Başkonsolosluğumuza yapılan müracaatlardan fazla olduğunu  biliyoruz. İlişkilerin iyi olmadığı dönemde de gayrimenkul  alımında bir kısıtlama getirmedik. Bulgaristan’dan da birçok  vatandaşımız konut alıyor dinlenme amaçlı.

Soru: 24 Kasım’daki uçağın düşmesi sonrasında ve 15  Temmuz’da ne hissetiniz?

Cevap: Her iki günü hayatım boyunca hatırlayacağım. 24  Kasım günü İstanbul’da Dışişleri Bakanlarımızın toplantısı  gerçekleşecekti. Sabah erken saatlerde Ankara’dan Dışişleri  Bakanımızı karşılamak için İstanbul’a yola çıktım. Yolun  yarısında gelen haberlerden uçağın düşürüldüğünü öğrendim.  İlk gelen haberler net değildi; Rus veya Suriye diye telaffuz  edildi. İstanbul’a gittiğimde Rusya Federasyonuna ait olduğu  netleşti. O gün hep aklımda kalacak, talihsiz bir gündü. İkinci  karamsar gün olan 15 Temmuz’da Moskova’daydım. Dışişleri  Bakanlık Müsteşar Yardımcılarımızın istişare toplantısı  Moskova’da gerçekleşti. Resmi olarak izindeydim ama  istişarelere katılmıştım. İstişarelerin bitiminde Rus Müsteşar  Yardımcımıza artık istirahat edebilir miyim? Oldu; istirahatına  bak dedi.  Yazlığıma gittiğimde üzücü haberler gelmeye  başladı. Olayların gelişmeye başlamasından itibaren bizim  televizyon kanallarımız detaylı aktardı. Ankara’ya dönünce  birkaç büyükelçi ile istişare yaptığımda da en sağlıklı bilgileri  Rus kanallarından aldığını söylediler. Yıllık iznimi yine  bırakmak zorunda kaldım.  Suriye ikili ilişkilerimizde çok ciddi rol oynayan bir konu…  Suriye meselesinin biran önce çözüme kavuşturulmasını o  meselenin bizim gündemimizi bu kadar meşgul etmemesini  temenni ediyorum. Ne kadar zamanda çözüleceğini bilsem,  böyle bir malumat bende olsaydı BM’de görev alırdım.

 

Soru: Ne kadar zamanda iyileşme sağlanır?

Cevap: Bu sürecin kolay olmayacağını biz de biliyoruz. Özellikle ekonomik ilişkilerde bunun toparlanması 1­1,5 seneyi alır. Şu  anda üzerinde çalışılan orta vadeli plan, 2016 - ­2019 yıllarına  ilişkin planlamayla iyi bir yol alınacağını düşünüyoruz. İki  ülke arasında bir yol görevi üstlenecek bu plan. Bu program  oluştuktan sonra her iki Devlet Başkanı bakanlıkların ve  kurumların bu programa uyup uyulmadığını rahatlıkla  görecekler. 

Teşekkür ederim…

MUHARREM SARIKAYA / GAZETE HABERTÜRK

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN