Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SON çıkan iki OHAL KHK’sının diğerlerinden oldukça farklı yanı var.

        Daha öncekiler disiplin, idari cezalar ve durumlarla ilgili düzenleme getirirken, 693 ve 694 sayılı KHK’lar “suç ve ceza” da yarattı.

        Yani doğrudan yasama organı TBMM’nin görevini üstlendi...

        Bunları da Anayasa (38) ve Türk Ceza Kanunu’nun (2) hükümlerindeki aykırılığa rağmen yaptı.

        TCK ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) da arasında bulunduğu yasalarda hem suç, hem de ceza yarattı.

        Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları ortada dururken, yeni iki OHAL KHK’larına kim, nereye, nasıl itiraz edebilir?

        Kanunların hazırlanmasında emeği geçmiş eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Anayasa’nın 38’inci maddesinin, “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konur” hükmünü anımsatarak soruma yanıt verdi.

        KHK ile idarenin TBMM’nin görevini elinden aldığını, suç ve ceza ihdas ettiğini belirtip ekledi:

        “KHK ile ceza ve suç oluşturulamaz, bu Anayasa’ya aykırı; AYM de Anayasa’ya aykırılığa bakamam diyemez...”

        Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanı’na KHK çıkarma hakkının verildiğini, ancak bu hakkın uygulanmasının 2019 sonrasına bırakıldığının altını çizen Türk, KHK’nın MİT ile ilgili düzenlemesinin de bu nedenle yeni Anayasa’ya aykırılık içerdiğini söyledi.

        OHAL döneminde çıkarılan KHK’ların “OHAL’i gerekli kılan hallerle ilgili olması gerektiğini” de anımsattı.

        Aynı yaklaşımı, TOBB ETÜ Ceza Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oygun Değirmenci de gösterdi.

        Değirmenci bir noktaya daha dikkat çekti:

        “TCK’nın 2. maddesi, ‘İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza hükmolunamaz’ diyor. Ancak konu AYM ve AİHM açısından tartışmalı; ama bu KHK’nın asıl sorunu tabii hâkim ilkesinin ihlal edilmiş olmasıdır.”

        Değirmenci, AYM ve AİHM’nin Anglosakson yaklaşımla KHK’larla ilgili başvurulara mesafeli yaklaşımını “doğal hâkim ilkesinin ihlalinde” gösteremeyeceğini belirtip ekledi:

        “Milletvekilleri ile ilgili suçun yasallığı açısından bir sıkıntı bulunmayabilir, ama tabii hâkim ilkesi açısından sorunludur. Çünkü milletvekillerinin soruşturmalarını KHK ile Ankara Başsavcılığı’na taşıyor. Suça, işlendiği yerdeki mahkeme tarafından bakılır. Onu alıp Ankara’ya taşırsanız, doğal hâkim ilkesini ihlal etmiş olursunuz. Ayrıca savcıları atayan HSYK ile de milletvekilleri ve Meclis üzerinde tahakküm kurmuş olursunuz. Bu yöndeki bir başvuruya AİHM bakar .”

        ‘HAKLILAR, KANUNİ DEĞİL’

        İki ceza hukukçusunun yaklaşımını KHK’ları hazırlayan ekipte yer alan bir hukukçuya ilettim.

        “Haklılar, ceza kanunlarında düzenleme yapıyor ve suç ile ceza oluşturuyor. Bu nedenle KHK ile getirilen hükümler ancak Meclis’te kabul edildiğinde yürürlüğe girer; şu an henüz kanuni değiller. Biz de bunu biliyoruz, ona göre hazırladık. Meclis açıldığında KHK’ların kanunlaşması hızlandırılacak; ondan sonra ceza ve suçlarla ilgili hükümleri yürürlüğe girmiş olur. Yoksa kanuniliği eksik kalmış denilir.”

        Anlaşılan o ki bu tartışmalar yeni sistem tam yerine oturana kadar devam edecek.

        NOT: BAYRAMDA BULUŞMAK ÜZERE YAZILARA KISA BİR TATİL ARASI...

        Diğer Yazılar