HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Taksim Kışlası

03 Haziran 2013 Pazartesi, 09:50:06Güncelleme: 13:29:31

"SOSYAL medya" dedikleri sanal ortamlarda, birkaç günden buyana bir iddia dolaşıp duruyor:
31 Mart ayaklanması meğerse Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Taksim'de yeniden yapılacağını duyurduğu Topçu Kışlası'nda başlamış, ayaklanmanın büyümesi üzerine Rumeli'den gelip İstanbul'a hâkim olan Hareket Ordusu kışlaya üslenen isyancıları orada teker teker temizlemiş ve kışlanın yeniden inşa edilmek istenmesinin sebebi de sadece bu, yani bir çeşit "intikam hevesi" imiş!
Birilerinin oturup bir taraflarından uydurdukları ve kışla ile hiçbir alâkası bulunmayan bir de fotoğraf ilâve ederek Twitter, zwitter, vesaireden servis ettikleri iddianın nasıl bir palavra olduğunu yazmadan önce, Taksim Kışlası'nın yeniden inşası konusunda ne düşündüğümü söyleyeyim:
Taksim'in henüz şehrin dışı sayıldığı ve yoğun bir iskâna açılmadığı zamanlarında yapılmış bir kışlanın bugün şehrin artık merkezi halini almış olan semtte bir mânâ taşıyacağına inanmıyorum. Kışlanın mimarîsi aslında gayet şıktır, hattâ soğan kubbeleri bildiğimiz kubbelerden de hayli farklı ve zariftir ama yeniden inşa edildiği takdirde Taksim'de bir fantazik yapı olarak kalacaktır, o kadar...

ARADA 33 SENE VAR!
Şimdi, kışlanın geçmişine ve 31 Mart hadisesi ile alâkasına geçeyim...
Son günlerde her önüne gelen, Taksim Kışlası'nın 1770'te, Üçüncü Selim'in iktidarı zamanında inşa edildiğini söylüyor...
1770'te tahtta Üçüncü Selim'in değil Üçüncü Mustafa'nın bulunmasını bir tarafa bırakın; kışla o senelerde inşa edilmedi! Evet, Üçüncü Selim'in tahtta bulunduğu sırada yapıldı ama inşaat 1770'te değil, tam 33 sene sonra, 1803'te başladı ve 1806'da tamamlandı! Sonraki yıllarda defalarca tamir gördü ve İstanbul'un Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra uğradığı işgalde bir ara Fransız ordusunun Senegalli askerlerine tahsis edildi. Stadyum haline de yine iddia edildiği gibi öyle Cumhuriyet'in ilânından sonra falan değil, işgal senelerinde getirildi. 1921 'de Çelebizade Said Bey'e tahsis edildi ama Said Bey stadı işletemeyince Maltalı bir işadamına devretti ve stadda at yarışlarının yanısıra atletizm ve futbol karşılaşmaları da yapıldı. Meselâ, Fenerbahçe ile İngiliz işgal birlikleri, 29 Haziran 1923'teki meşhur Harrington Kupası müsabakasını, burada oynadılar...
Sonraki senelerde defalarca el değiştiren kışlanın stadyum olarak kullanılmasına Cumhuriyet'in ilânının ardından da devam edildi, mekânın yıkımına İstanbul'un vali ve belediye başkanı Lütfi Kırdar tarafından 1939'dan itibaren başlandı ve bugün kıyametlerin koptuğu park hâline getirildi.

TAKSİM DEĞİL, SULTANAHMET
Peki, sosyal medyada ortaya atılan iddiaların aslı neydi? Yani kışla, 31 Mart ayaklanmasının başlamasında nasıl rol oynamıştı?
Hiç!
Hiç, zira ayaklanmanın mekânı Taksim değil, Sultanahmet meydanı ve Ayasofya idi!
İsyancı askerler İstanbul'a "Meşrutiyet Muhafızı" olarak gönderilen avcı taburlarının subaylarını gerçi Taksim'deki kışlaya hapsetmişlerdi ama o kışla şimdi yeniden inşa edilip edilmeyeceği tartışılan Üçüncü Selim zamanından kalma soğan kubbeli bina değil, bugün Hyatt Oteli'nin arkasında kalan ve Teknik Üniversite'ye ait olan "Taşkışla" idi. Asıl isyan ise, asker ve sivil kalabalığın toplandığı Sultanahmet'te yaşanıyordu. Ayaklanmayı bastırmak için İstanbul'a giren Hareket Ordusu ile isyancılar arasında çatışmalar çıktı, hattâ Hareket Ordusu top bile kullandı ve Taksim Kışlası'na da mermiler düştü ama asıl hedef orası değil, arka taraftaki Taşkışla idi...
İşte, "sosyal medya" denen garabetten birşeyler öğrenmeye çalıştığınız takdirde uğrayacağınız âkıbet: Yalan, yanlış, tamamen palavradan ve üfürükten ibaret saçmalıklar!

Diğer Yazıları

George Clooney’nin yeni karısını dikkatle izlememiz lâzım!

  • Yayın Tarihi: 31/10/14 00:47
  • [javascript protected email address]
#resim#33207# GEORGE Clooney geçenlerde yeniden dünya evine girdi ve yakışıklı oyuncunun hayranı olan bizdeki bazı hanımlar Clooney sanki buraya gelecek ve bir Türk kadını ile evlenecekmiş gibi fırsat kaçırmışcasına hayli dertlendiler... Clooney,...
Devamını Oku

Demirel müzesini açtı, bir de hatıralarını yazsa...

  • Yayın Tarihi: 29/10/14 01:08
  • [javascript protected email address]
SÜLEYMAN Demirel, doğduğu köyde kendi ismini taşıyan koskoca bir külliye açtı. "Külliye" denen mekân Demirel'in yarım asrı geride bırakan siyasi hayatının hatıraları, belgeleri, hattâ karikatürleri ile dolu koskoca bir müze... Açılışa davetli olduğum ve...
Devamını Oku

İngiltere, sanal serseriliğin cezasını dörde katlıyor

  • Yayın Tarihi: 27/10/14 01:14
  • [javascript protected email address]
GEÇEN hafta, hükümetin yeni hazırladığı yargı paketinde sosyal medya üzerinden etrafa ağız dolusu küfürler yağdıranlara beş sene hapis cezası öngörülmesinden bahsettim, tasarının bu hükmünü desteklediğimi söyledim ve "demokratik eleştiri" adı altında...
Devamını Oku

Fransa, çarşaf ve peçe konusunda 122 yıl sonra Abdülhamid ile aynı noktada

  • Yayın Tarihi: 26/10/14 00:16
  • [javascript protected email address]
Peçenin "kamu güvenliğini tehdit ettiği" yolunda Fransa'nın bugün duyduğu endişenin 120 küsur sene önce aynını hisseden Sultan Abdülhamid zamanında, çarşaf ile peçe defalarca yasaklanmıştı. Körfez ülkelerinden birinden gelen peçeli bir hanım, Paris'teki...
Devamını Oku

‘Düşünce özgürlüğü’ denen şey bu mu?

  • Yayın Tarihi: 24/10/14 05:25
  • [javascript protected email address]
GEÇEN gün, hükümetin Meclis'e sunduğu yeni yargı paketinde yeralan ve sosyal medya vasıtası ile yapılan hakaretlere beş sene hapis cezası verilmesini öngören hükmü desteklediğimi yazdım. Destekliyorum, zira artık eleştiri, hakaret ve küfür arasındaki...
Devamını Oku
Tüm Yazıları