HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

El Kavvââât!

15 Kasım 2013 Cuma, 09:35:14Güncelleme: 13:40:16

ADANA Valisi vatandaşa "gavat" dedi, ortalık birbirine girdi ve yalan-yanlış bilgi vermeye, bilmeden ahkâm kesmeye meraklı olan ilimleri kendilerinden menkul internet âlimleri hemen "gavat"ın ne demek olduğu hakkında birşeyler uydurdular...
İslamiyet öncesi İran'ında hüküm süren ve bazı önemli işlerini halledebilmek için karısını rakiplerine peşkeş çeken "Gavat" yahut "Kuvat" diye bir hükümdar varmış da, aynı ismi taşıyan bir başka Sasanî imparatoru zindandan çıkabilmek için zindancının koynuna karısını yahut kızını sokmuşmuş da, yine eski zamanların İran'ında karılarını ortak kullanmayı âdet haline getiren "Gavata" isimli bir kabile yaşarmış da, bu kabile Mazdek'in kurduğu dinde çok güçlenmiş ve bütün kadınlar ortak kullanılır olmuşlar da, vesaire, vesaire...
İnternet ulemâsına göre, "gavat" kelimesinin etimolojisi, yani geçmişi işte böyle imiş!
Dijital dünya ve sosyal medya âlimleri belki bilmezler: Eskiden "lügat", şimdilerde de "sözlük" denen bazı kitaplar vardır ve gayet kalın olan bu kitaplar bilmediğiniz kelimelerin ne demek olduklarını izaha yararlar. Meselâ meçhulünüz olan bir kelimenin mânâsını öğrenmek mi istiyorsunuz? İşte bu "lügat" yahut "sözlük" ismi verilen kitapları açar, aradığınız kelimeyi bulur, hemen karşısındaki izahı okur ve ne demek olduğunu öğrenirsiniz...

'ETİMOLOJİ' DİYE BİR İLİM
Bir kelimenin eski şeklini, yani ilk halini, bir dilden başka bir dile nasıl ve ne zaman geçtiğini ve asırlar boyunca uğradığı değişiklikleri merak ettiğiniz takdirde, daha profesyonel lügatlere bakmanız gerekir. Dil konusunda ciddî şekilde kafa yoran memleketlerde bu işe yarayan sözlüklere "etimoloji lügati" denir, bu lügatlerde kelimelerin bütün macerasını bulabilirsiniz. Ama, en başta gelen vazifesi Türkçe'nin geçmişini araştırmak olan Türk Dil Kurumu seksen küsur seneden buyana sadece yeni sözler uydurmakla meşgul olduğu için henüz etimoloji sâhasına girememiştir ve dilimizin akademik bir etimoloji sözlüğü hâlâ mevcut değildir!
Dolayısı ile kelimelerin kökenini öğrenme işi Kâşgarlı Mahmud'ın Divan-ı Lügati't-Türk'üne, "Lingua Franca"ya yahut Dil Kurumu'nun bir zamanlar her nasılsa yayınladığı "Tarama ve Derleme" sözlükleri gibisinden tek-tük kaynaklara bakmakla sınırlı kalır. Ama aradığımız kelime aslında Türkçe olmayıp da Türkçe'ye Arapça'dan yahut Farsça'dan geçmiş ise, işiniz daha kolaydır: Şark dillerinde asırlar öncesinden buyana hazırlanmış dünya kadar sözlükler vardır, onlara müracaat edersiniz ve kelimelerin macerası gözünüzün önünden film şeridi gibi geçer...

OKYANUS SÖZLÜĞÜ

Bu lügatlerin başında, Arapça'nın en mükemmel lügatlerinden olan ve Türkçe'ye tâââ 18. yüzyılın sonlarında, Üçüncü Selim zamanında tercüme edilen koskoca üç cildlik Kamus-ı Okyanus gelir.
Okyanus'ta kelimenin doğru imlâ ile yazılmış şekline, yani "El Kavvât"a baktığınızda hemen yanında "Koyun sürüsünü yahut yüz adet olanını ra'ay eden (otlatan, güden) çobana denir" dendiğini görürsünüz. Araplar'ın eski zamanlarda bu mânâda kullandıkları "kavat"ın çobanın sürüyü gütmesi şeklindeki anlamı Türkçe'ye zamanla mânâsı değişerek, yani "kadınları gütme" şeklinde geçmiş ve kalın "k"nın halk dilinde "g" olması üzerine de "gavat" hâlini almıştır. Okyanus'ta "kavat"ı "kavad" diye aradığınız takdirde de "idare eden, liderlik yapan" demek olan "kaade" kökünden gelen "el-kavvâd" kelimesini bulursunuz ki, bu da mânâ ve ses değişimi neticesinde bugünkü "gavad" ile aynı gibidir.
Tekrar hatırlatayım: Bilmediğimiz kelimelerin mânâlarını öğrenebilmek için hazırlanmış bazı kitaplar vardır, bunlara "sözlük" denir ve meçhul kelimelerin karşılıkları internetteki üfürmelerden değil, sadece ve sadece sözlüklerden öğrenilir!

Diğer Yazıları

Konya’daki protokol kazası

  • Yayın Tarihi: 01/09/14 06:38
  • [javascript protected email address]
Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin'in Konya'da Mevlânâ Müzesi'ni geçen günkü ziyaretinde küçük bir kriz yaşanmış ama hemen halledilmiş... "Kriz" dedim diye öyle büyük bir diplomatik rezalet falan zannetmeyin... Mevlevî âdâbına göre yapılmaması...
Devamını Oku

Forstaki güneşin geçmişi, Sümer tanrısı Anzu’ya ve Hazreti Süleyman’a uzanır

  • Yayın Tarihi: 31/08/14 04:16
  • [javascript protected email address]
Cumhurbaşkanlığı forsundaki güneş ile padişahların saltanat kayıklarındaki kuş motifleri ve hattâ Amerikan ve Alman kartalları, binlerce yıl öncesinden gelen bir geleneğin devamıdır. Semboller, eski uygarlıklarda mekân ve şekil değiştirirler. Bir...
Devamını Oku

İşte, askerlik tarihimizdeki en meşhur emrin orijinali

  • Yayın Tarihi: 30/08/14 05:13
  • [javascript protected email address]
Çoğumuz, Mustafa Kemal Paşa'nın askerlik tarihimizin en meşhur ifadelerinden olan "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" emrini yazılı değil, sözlü olarak verdiğini düşünürüz. Paşa, bu emri 30 Ağustos 1922'deki büyük zaferin ardından, 1 Eylül...
Devamını Oku

Boris’in cihad ve cennet yorumu

  • Yayın Tarihi: 29/08/14 01:07
  • [javascript protected email address]
IŞİD'e artık sadece İslam ülkelerinden değil, Avrupa'dan da katılanlar oluyor, yani Müslümanlar'ın yanısıra Hristiyanlar da Irak'a ve Suriye'ye gidip kafa kesiyorlar yahut milleti kurşuna diziyorlar ya... Amerikalı gazeteci James Foley'i kameraların...
Devamını Oku

Bekir Sıtkı Erdoğan

  • Yayın Tarihi: 27/08/14 01:03
  • [javascript protected email address]
TELEVİZYONUN bizde henüz pek bilinmediği ve radyonun temel eğlence vasıtası olduğu senelerde Gültekin Çeki'nin bestelediği ve marş gibi çalınıp okunan bir şarkı vardı: "Kara gözlüm efkârlanma gül gayrı / İbibikler öter ötmez ordayım"... Türkiye, yine o...
Devamını Oku
Tüm Yazıları