ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
02 Mayıs 2017 Salı, 00:51:40 Güncelleme:08:44:34

FETÖ’nün Ermeni sevdası

 

Bu sene de Amerikan Başkanı 1915’teki olaylar için soykırım ifadesini kullanmadı, ama Ermeni diasporasına hiç beklenmedik bir yerden destek geldi. Yurtdışındaki kaçak FETÖ’cülerin birden Ermeni davasını sahiplenip art arda soykırım mesajları yayınlaması dikkatinizi çekti değil mi?

Örgüt bugüne bugün milliyetçi kökenlerinden hiç sapmamıştı, Ermeni soykırımı iddialarını hiç sahiplenmemişti.

Aniden bu sene bir yerden düğmeye basılmış gibi örgütün kritik elemanları 1915 olaylarını hatırladı.

Sahte belgeler üretip yayanlar, Ergenekon ve Balyoz yalanını çıkaranlar, örgütü yurtdışında pazarlayan birtakım düşük gazeteciler... Belli ki bir yerden emir gitmiş, onlar da talimatı yerine getiriyorlar.

Yeni kabaran bu ilgiyi merak ederken birkaç gün sonra Hrant Dink cinayetiyle ilgili üçüncü iddianame ortaya çıktı. FETÖ’nün bu cinayette rolü başından beri belliydi; kimileri Dink’i bizzat örgütün öldürdüğüne inanıyor, Ergenekon’un üzerine yıkıp sahte davayı başlatmak için. Öte yandan hâlâ Ergenekon’un varlığına inananlar bile bu cinayette FETÖ’nün öyle ya da böyle bir rolü olduğundan şüphe duymuyor.

CİNAYET KAYDEDİLMİŞ

Nitekim Dink’in ölümünden 10 yıl sonra hazırlanan iddianame FETÖ elemanlarının Hrant Dink cinayetini baştan sonra kayda aldıkları, Dink’in öldürülmesini engellemedikleri, katil Ogün Samast’ın eline tutuşturulan Türk bayrağıyla görüntüsünü sızdırarak algı operasyonunda bulundukları belirtiliyor. İddianamenin bir diğer özelliği de 10 yıl gecikmesine rağmen devlet içindeki sızıntı temizlenince bu gerçeklerin nihayet su yüzüne çıkması. İddianamedeki bilgiler arasında

FETÖ’nün amacını gerçekleştirmek için Dink cinayetinin ilk adım olduğu, Dink cinayetinin görüldüğü mahkemenin başkanının sahte belgelerle dinlendiği, Trabzon Jandarma’nın cinayetin her detayından haberdar olduğu da yer alıyor.

FETÖ’nün Hrant Dink cinayetindeki rolüyle ilgili en net fotoğrafı bu iddianame ortaya koyuyor. FETÖ’cülerin ardı ardına Ermeni soykırımını sahiplenen mesajlar atmaları da iddiaların doğruluğunu gösteriyor. Suçüstü yakalanınca yeni taktik belirlemişler belli ki.

HRANT’IN DOSTLARI

Ne ilginç, “Hrant’ın dostları” düşük liberallerin hiç dikkatini çekmiyor bu strateji.

Örgüt belki kendisini yurtdışında “baskı ortamının mağdurları” yalanıyla pazarlayabileceğini biliyordu, nitekim Türkiye’deki operasyonlara rağmen bu yalanla varlığını dışarıda sürdürüyor. Ancak Hrant Dink cinayetindeki rolü delillerle ortaya çıkınca iyice köşeye sıkıştığının farkında. Yurtdışında kendilerine sempatiyle bakanlardan bile bu iddianameden sonra destek toplayamaz artık.

O yüzden de 24 Nisan’da mesajı kontrol etmek, iddianame henüz yayılmadan kendilerini Ermeni dostu göstermek için arka arkaya tweet bombardımanına başladılar. Yarın öbür gün diasporaya “Bakın biz hep sizin dostunuzduk” demek için, rüzgâr aleyhlerine dönmesin diye.

Kendilerini çok akıllı, bizleri de çok aptal sanıyorlar herhalde. Bu uyduruk taktiğin anlaşılmayacağını mı düşünüyorlar? Yaptıkları birtakım pislikler FETÖ’nün yanına kâr kalabilir belki, ama Hrant Dink cinayetinden öyle kolay kurtulamayacaklar.

Türkiye’ye kısa ara

Geçen hafta birkaç gün fişi çekip kendi dünyama kapandım. Harıl harıl ödev yetiştiriyordum... Ne yazık ki beynimi kompartmanlara bölme konusunda başarılı değilim, sadece tek bir şeye yoğunlaşabiliyorum.

Ama bunun bir terapi etkisi yaptığını da sonradan fark ettim.

Ciddi bir tavsiyem var: Zaman zaman fişi çekin ve Türkiye’yi takip etmeyin. Birkaç gün gündemde ne oluyormuş merak etmeyin, köşe yazarlarını okumayıp haberlere bakmayın.

Birkaç gün bile ortadan kaybolsanız geri döndüğünüzde hiçbir şeyin değişmediğini, Türkiye’nin bütün bildiğiniz unsurları ve tartışmalarıyla sizi aynen beklediğini fark edeceksiniz.

Amerika’daki siyahlar arasında İslam’ın yayılması, Gana aidiyeti, İsveç’teki Neo-Nazi akımlarda müziğin rolü, Zimbabve’de milliyetçiliğin yükselişi vardı gündemimde. Doğrudan işimle ya da akademik kariyerimle bağlantılı olmayan meseleler.

İkinci tavsiyem de bu... Normal şartlarda hiç ilgilenmeyeceğinizi düşündüğünüz bir konuyla ilgilenin, mesela o konuda bir tane kitap okuyun... İnsanı yenileyen bir etkisi olduğunu göreceksiniz. En azından dünya bizden ibaret değil ve kimler nelerle uğraşıyor hissi için. 

Medyada sevmediğim şeyler

Köşesinde  “Bugün de bir şiir okuyalım” diye şiir paylaşan yazarlar.

Yazılarının sonuna veya başına “İyi bayramlar” türünden kutlama mesajı ekleyenler.

Doğrudan bir kitleye seslenip bunu açıkça beyan edenler... “Sevgili İslamcılar, bugün size söyleyeceklerim var” türü...

Pazar günü romantik yazı diye kastıranlar...

Yabancı (ve hatta yerli) özel isimleri küçük harf hatalarıyla yanlış yazıp fark edilmeyeceğini düşünenler...

Şimdiden klasik

Geçen hafta sonu sinema filmini çok beğendiğim “Dear White People” dizisine başladım Netflix’te, derslere ara verip beynimi dinlendirmek için. Her biri 30 dakikadan az 10 bölüm, kurgusal bir “Ivy League” üniversitesinde geçiyor ve ırk çatışmasını anlatıyor. İlk iki bölümü izledikten sonra “Filmden pek farkı yokmuş” dedim ve derse geri döndüm.

Yatmadan önce kafamı boşaltmak için bir bölüm daha izleyeyim dedim... Her zaman olduğu gibi bir bölüm iki bölüme, iki bölüm de dizinin tamamına dönüştü. Bir gecede 10 bölümü tamamladım. Çünkü o beşinci bölüm yok mu... Şimdiden söyleyeyim, televizyon tarihine klasik olarak girecek ve uzun yıllar hatırlanacak. Nitekim ekranda kapanış jeneriği belirince neden bu kadar kuvvetli olduğunu da anladım. Yönetmeni “Moonlight”la Oscar alan Barry Jenkins. Kısa film tadında...

 

HAVA DURUMU
Cumartesi13 MPH30°
Az Bulutlu