SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Ne zaman ‘Edi bese’* diyeceksin Leyla Abla?

19 Eylül 2016 Pazartesi, 01:03:49 Güncelleme:08:42:54
Sevilay Yazıyor

Sevilay Yazıyor

[javascript protected email address]

 

Bir 12 Eylül dönemi yöntemidir; “misafir geldi” hevesiyle zıplaya zıplaya kapıyı açan evin küçük oğluna ya da kızına babayı çağırtıp baba gelince de onlarca kurşunu o küçüğün gözleri önünde yağdırmak!

Çocuktum... Bir lokmaydım ama bugün gibi hatıramdadır o günler. Her gün şehrin bir yerinde, 12 Eylül faşizminin öncesini de, sonrasını da dibine kadar yaşayan Malatya’da bu yöntemle öldürülürdü babalar. O yüzden anneler sıkı sıkı tembihlerlerdi çocuklarını, “Sakın kapı çalınca ‘Kim o?’ demeden, kim olduğunu bilmeden kapıyı açmayın!” diye...

O kadar iz bırakmış ki bende o günler ve kapının çalmasına dair o anlar... Bugün bile kapım her çaldığında içim bir kıyılır, garip bir endişe kaplar bedenimi nedense... Dün Muhsin Kızılkaya’nın, Hakkâri’de, gözünün önünde kalleşçe öldürülen babasına dair Samet’ten anlattığı o anları okuyunca ister istemez işte 12 Eylül’ün o günleri geldi aklıma.

Dönemin belediye başkanı, nam-ı diğer “Hamido”, Hamit Fendoğlu da böyle bir yöntemle katledilmişti. Kapı çalmış, evin gelini kapıyı açıp “Başkan’a paket var” diyen adamın elinden paketi almış ve birkaç dakika sonra gelinin sevinçle aldığı o paketle o ev kan gölüne dönmüştü. İki torunu ve geliniyle Hamido kalleşçe bir yöntemle yok edilmişti.

Tabii kapılar o günlerde sadece Malatya’da değil, Diyarbakır’da da, Dersim’de de, Hakkâri’de ve bütün Doğu’da sık sık bunun için çalıyordu.

O günün derin faşist güçleri kapıları birer birer çalıp insanların hayatlarını bu yöntemle söndürüyorlardı.

Yani yöntem aynı yöntem... Değişen tek şeyse bugün kapıyı çalanların 12 Eylül’de kapısı çalınanlar olması.

Hülasa, o günün faşist derinlerinin yerini bugün PKK’nın katilleri aldı. Ve ne gariptir ki bu kalleşçe öldürmelere, infazlara, yok etmelere Kürt halkının bir kısmını legal platformda temsil eden HDP’li hiçbir siyasetçiden ses çıkmıyor!

Hadi, koltuğu elinden gitmesin diye Demirtaş PKK ile ters düşmemek uğruna sus pus!

Peki ya diğerleri?

12 Eylül öncesinde de sonrasındaki yıllarda da kapıları hep bu tür kalleş öldürmeler için çalınmış olan diğer isimler niye susuyor?

Mesela sen Leyla (Zana) Abla... Benim bu topraklarda barışın gelmesi için çabaladığına inandığım, güvendiğim, “Yiğit” dediğim kadın niye susuyor?

Niye demiyor, “Edi bese!”*?

Niçin çıkıp “Biz ki yıllarca kapısı kalleşçe çalınmış, hayatları karartılmış bir nesiliz. Bir evladın gözleri önünde bir babayı kalleşçe yok etmek bizim fıtratımıza uymaz! Bize yakışmaz! Biz bu değiliz! Yeter artık!” demiyor?

Neden bu alçaklığa, faşizanlığa göz yumuyor?

* Kürtçe, “Yeter artık”

 

BU AKŞAM GÖRÜŞELİM Mİ?

Epey oldu ekranlardan uzak kalalı. Haliyle soruyorsunuz, “Ne zaman çıkacaksın ekrana?” diye...

Cevap veriyorum efendim: “Bu akşam!”

Ekran açılışını saat 21.00’de, Habertürk TV’de, başarılı arkadaşım Didem Arslan Yılmaz’ın modere ettiği Türkiye’nin Nabzı programında yapacağım kısmet olursa.

Bekliyorum hepinizi. Sizin merak ettiğiniz, benim de anlatmak istediğim çok şey var.

Akşam görüşmek dileğiyle...

 

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN