Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bize yakışan nefret dilidir.

        Bolu’da “Kürt işçiler”e linç girişimini engellemek için “olay yeri”nde konuşan, sonra “saldıranlar adına onlardan özür dileyeceğim” diyen baba yanlış yapmış.

        Bize yakışan; bir pusuda nefret kurşunları sıkmak, bir askerin ensesine sıkmak, dünyanın kahpelik kabul ettiği mayınları kullanmaktır.

        Bize yakışan; bir halka, her halkı aşağılayarak “Siz Ermeni’siniz” diye bağırmak, sünnetli teşhislerine dalmak, “katliam” istemek, milletvekili iken bile ölümle tehdit etmek, vurulan çocukların annelerini yuhalatmak, gazetelere dergilere “hepinizi ezeceğiz” diye köpürmektir.

        ***

        Bize bir “şehit babası”nın “Hepimiz kardeşiz” feryadı yakışmaz.

        Bize “kardeşini boğmak” daha münasip kaçar.

        ***

        Bize bir “şehit anası, babası”nın “Hani barış olacaktı” isyanı yakışmaz.

        Bize o ana babaya “karaktersiz” demek yakışır.

        ***

        Bize “sıvasız hanelerin çocukları”nın dağın iki yanındaki düşüşü üzerine düşünmek bile yakışmaz.

        Bize efendilerin, ağaların, beylerin, otoritelerin kendi çocuklarını kollayıp yoksul çocukları kırdırdığı düzeni kutsamak yakışır.

        ***

        Bize “Sizin çocuklar nerede peki?” diye sorgulamak yakışmaz.

        Bize “Allah sizin çocuklara gani gani ömür versin; bizimkilerin 5’i de şehit olabilir” diye boyun eğmek yakışır.

        ***

        Bize yoksul çocuklara tabut, efendilerin mahdumlarına kasa, kutu imal eden bir çarkı kurcalamak yakışmaz.

        Bize o çarklara daha çok kan, daha çok ter, daha çok acı taşıyıp ağaların hayrına daha hızlı döndürmek yakışır.

        ***

        Bize asker veya polis, insan haklarımızı, haysiyetimizi, çocuklarımızın hukukunu talep etmek yakışmaz.

        Bize boyun eğmek, boyun eğdirmek, kendi hayatını unutup başka hayatlara nefretle dolmak yakışır.

        ***

        Bize hayatı, barışı, siyaseti, başka hayatları da gözeten mücadeleyi seçmek yakışmaz.

        Bize yola mayın döşemek, enseye kurşun sıkmak, karısının yanında bir askeri, kızının yanında bir polisi vurmak yakışır.

        ***

        Bize başka insanların da dini, mezhebi, dili, kimliği, kişiliği, hürriyet ve hakları olduğunu kabul etmek yakışmaz.

        Bize onların inancını, aidiyetini, varoluşunu aşağılamak yakışır.

        ***

        Bize çocukları ayırmamak, her kim vurdu ise, her çocuğu kalbimize almak yakışmaz.

        Bize ölü çocukları dahi çekiştirmek, parçalamak, lime lime etmek, tabutlarını bile bir ötekine düşman saymak, bir ötekine vurmak yakışır.

        ***

        Bize “kimse böyle ölmesin” demeyi bilmek, ısrarla barışı, hayatı kutsamak yakışmaz.

        Bize kendisi bedelli ayarlarken “şehitler ölmez” diye ölüm bağırmak yakışır.

        ***

        Bize “faili meçhuller”le binlerce insan kaybedince bu kahpelikten kökten nefret, kime yapılırsa yapılsın öfke yakışmaz.

        Bize katilleri, kahpelikleri, pusuları, infazları tasnif edip ayırmak yakışır.

        ***

        Bize bir askerin hayattayken, çoluk çocuğuyla maruz kaldığı eziyeti sorgulamak yakışmaz.

        Bize o ancak “şehit” olunca tabuta bayrak sarıp sıvasız bir haneyi “kutsallıkla” sıvayıp sonra onları unutarak sıvışmak yakışır.

        ***

        Bize herkesin haysiyetini, hakikatini, hakkını teslim etmek yakışmaz.

        Bize yerdeki işçiyi tekmelemek, esas duruşta esaslı duramayan gazinin vurulmuş platinli ayağını tekmelemek, acılı insanlara tokadı yersin diye söylenmek, nefret kusan kim varsa onları pohpohlamak yakışır.

        ***

        Bize, vallahi anladığım odur ki, sarılmak yakışmaz.

        Bize yarılmak yakışır; ille sarılacaksan, gırtlağa sarılmak çok yakışır.

        Bize yakışan ne varsa üstümüze zaten yapışır.

        Bize onları sıyırmak, onlardan sıyrılmak hiç yakışmaz!

        Diğer Yazılar