Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sıfatı “gazeteci” olup “Bu casusluktur, vatan hainliğidir” diye “peşin” hüküm verenlerin bir hukuk anlayışının olmaması bir tarafa, meslek anlayışı da, hatta anlayışı da yok.

        Tabii ki yaptıkları, insanları çiğnemek maksadıyla, “masumiyet karinesi” yahut “suçsuzluk ilkesi”ni de tepe tepe çiğnemek.

        Fakat onların bizzat kendileri de bir tarafa…

        Can Dündar ve Erdem Gül’ün Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararından sonra tahliye olması Cumhurbaşkanlığı katında nasıl değerlendirildi, duydunuz mu?

        ***

        Entelektüel” olarak da tanınan önemli, kadim bir Danışman dedi ki:

        Karar beraat anlamına gelmiyor, süreci takip edeceğiz.”

        Yanlış anlamadıysam, demek istedi ki, “Başta ikisi, sevinenler sevinmesin, beraat filan etmediler. Zaten biz de takip ediyoruz.”

        ***

        Burada daha önce, 28 Şubat Genelkurmayının bana açtığı davada mahkemeye, “Davanın safahatı hakkında Genelkurmay Başkanlığı’na bilgi verilmesi” diye yazdığı, yazabildiği yazıdan, yani bir bakıma emrinden bahsetmiştim…

        İnanın o 28 Şubat işte böyle sürüyor!

        ***

        Fakat son beyandaki “ince” mesele şu:

        Anayasa’nın teminatlarından olması gereken o makamdan, “Tutukluluk dahi suçluluk ve mahkumiyet anlamına gelmiyor zaten” diye bir açıklama yapılmış, yapılabilmiş olsaydı keşke.

        O vakit cümleyi istersen uzata uzata, kanırta kanırta kur: “Tutukluluk suçluluk anlamına gelmiyor. Tahliye de suçsuzluk anlamına gelmiyor.” Bu bile bir şey, inanın.

        Lakin o “bir şey” bile olamıyor.

        Çünkü devir, “Suçladığım, suçludur” devri.

        Şikayet ettiğim, suçludur… Teşhir ettiğim, suçludur… İşaret ettiğim, suçludur… Peşinen mahkum ettiğim, suçludur… Hain dediğim, suçludur” devri.

        Bunun için, halihazırdaki mahkemeler bile gerekmiyor zaten!

        Hukukun hakiki bağımsız bir dili olsa, “devlet adamları” ile “medyadaki adamları”na dönüp diyecek ki, “Suçlu sayamazsın, suçlu gibi gösteremezsin… Resmi görevlilerin suçlu gözüyle bakması, bu şekilde davranmaları masumiyet karinesinin de, Anayasa ve yasaların da çiğnenmesi manasına gelir. Dur, yapma!”

        Diyemiyor.

        ***

        Masumiyet karinesi yahut suçsuzluk ilkesi denen “çok önemli insan hakkı”, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden Anayasa’ya kadar haybeye yaşamıyor ki aramızda!

        Üstelik dokunulmazlığı da olan “Çekirdek hak” olarak; insanları korumak için var.

        Ama diyebilirsin ki, hak dediğin, bize leblebi çekirdek… Çıt çıt çıtlarız!

        Ne diyebilirim ki?

        Oysa bugünün mağrurlarının da “mağdur” sayıldığı eski devirlerde; önyargıya, peşin yargıya, brifingli mahkemelere, masumiyet karinesinin şey edilmesine, kara listelere, “hain” gibi suçlamalara karşı hangi ilkeleri savunmuşsak, yine o.

        Ancak “ilke” dediğin hakikaten çok önemli bir vicdan-adalet-hukuk yükü. Herkes taşıyamıyor olmalı!

        Günü gelince, gün senin olunca, bir safra gibi atılıyor.

        ***

        Kaderin tecellisine bak…

        Açık haber”in “casusluk” sayılması gündemdeyken, İzmir’deki “Askeri casusluk davası”nda herkes, tam 357 kişi beraat etti.

        Oysa onlar da, sadece “Paralel” denenler tarafından değil, o sırada “paralel” ile el ele olan, paralelde aletli jimnastik hareketleri yapan iktidar çevresi tarafından da “casus” görülmüştü.

        Bu kadar çok casusu olan bir ülke zaten çok “casusa mahsus” olmalı!

        ***

        Fakat orada dur Kamil!

        ABD ve Almanya gizli servislerinin hakikaten de Türkiye üzerinde, hem de Ankara’nın kalbini dinlemecesine “casusluk” yaptıkları ortaya çıkmıştı.

        Bunları ortaya çıkaranlar da “casus gazeteciler” değil, Almanya ve ABD medyasındaki “hayın” gazetecilerdi.

        Lakin “casuslara karşı çok hassas” devletimiz, hükümetimiz, iktidarımız, büyüklerimiz hiçbir şey, ama hiçbir şey yapmadılar, yapamadılar! Lafını bile edemediler.

        Yarın öbür gün S. Arabistan, Katar, Mısır (ordusu) ile paylaşılmış “özel hayatımız” da ortaya çıkarsa, Gemlik’te denizi göreceksin, sakın şaşırma!

        ***

        Demek beraat anlamına gelmiyor!

        Hakikaten öyle.

        Çoktan anladık biz onu!

        Adalet herkese lazım ama adil olmak da herkese şart Adil!

        Diğer Yazılar