2000'lerin en iyi 10 gençlik filmi
Kerem Akça, son 10 yılın en iyi 10 gençlik filmini seçti
1-Fil (Elephant) (2003) - Bush sonrası yükselen 'şiddet' eğilimine okul konseptinde bakış atan bir gerçek hikaye uyarlaması. Gus Van Sant'ın dingin kaydırmalarıyla yürüyen, zaman zaman klasik müzik de kullanan bembeyaz bir 'genç katiller' tasviri. Hipnotize edici, şiddeti eleştiren ve bütün klişeleşmiş karakterlerin yönlerini değiştiren özel bir eser.
2-Asi Gençlik (Brick) (2005) - Teen-noir (gençlik-kara filmi) adlı alanı sinema dünyasına armağan ederken, kendine özgü lehçesi, sinema dili ve karakterleriyle çığır açan bir eser. Postmodern dünyasıyla dikkat çeken Rian Johnson'ın şimdilik bu en özgün eseri, klasik kara filmin öğeleri ile gangster filmlerinin bakış açısını gençlerin arasına sokuyor ve özgün bir sonuç alıyor. En son "Başlangıç"ta ("Inception", 2010) gördüğümüz Joseph Gordon-Levitt'in yükselmesine yol açan eser bu uyaralım!
3-Okul Çıkışı (Afterschool) (2008) - Antonio Campos'un filmi Michael Haneke, Theo Angelopoulos gibi isimlerden etkilenen, yabancılaştırıcı ve yalnızlık tetikleyici bir okul atmosferi kuruyor. Bu doğrultuda da internet tutkunu ve sinema filmi çekme arifesindeki bir gencin orada yaşanan 'cinayet'i kasede alması sonrası yaşananları ele alıyor. Özgün, çarpıcı ve şiddet eleştirsi yapan özel bir film. İleride etkisi büyük olacak!
4-Napoleon Dynamite (2004) - Wes Anderson'ın 1998'de çektiği "Gençlik Yılları" ("Rushmore", 1998) alanda anti-kahramanlı filmlerin başlamasına yol açtı. Bunun devamında da Jared Hess'in ilk filmi John Heder'i sinema dünyasına armağan ederken, okulun ezik karakteri 'Napoleon Dynamite'dan bir kahraman çıkarıyordu. Böylece karşımıza son derece dingin ve özellikli bir mizah anlayışıyla dikiliyordu.
5-Bully (2001) - Gençlerin içindeki şiddet ve seks dokusunu en cesur şekilde ele alarak dönemde çığır açan bir yapıt. Alana hakim Larry Clark'ın imzası burada Bijou Phillips, Nick Stahl ve Michael Pitt gibi oyuncuların da çıkışını sağladı. Gerçekçi bir suç filmi...
6-Onüç (Thirteen) (2003) - Onüç yaşındaki bir kızın annesi, arkadaşları ve eğitim sistemiyle mücadelesini mavi bir doku ile perdeye stilize bir şekilde yansıtan özel bir eser. "Alacakaranlık"ı çeken Catherine Hardwicke bu ilk yönetmenlik denemesi gençlik-dramı alanında son yılların en çarpıcı ve dolu eseridir. Tabii Evan Rachel Wood'u piyasaya armağan eden yapıt olması da önemlidir.
7-Lilly Chou Chou Hakkında Her Şey (Riri Shushu no subete / All About Lilly Chou Chou) (2001) - Sinemada interaktivite ve bilgisayar oyunu estetiği konusunda "Ölüm Oyunu" ("Battle Royale", 2000) ile birlikte ilk devrim yapan filmlerden biridir. Asosyal bir çocuğun internetteki rumuzu ile gerçek hayatı arasında sıkışması ışığında, toplumsal şiddet, dışlanma ve gençlik filmi mantıkları farklı bir konsepte sokulur. Shunji Iwai imzalı yapıt önemsenmeyen ama önemsenmesi şart olan eserlerindendir bu 10 yılın...
8-Paranoid Park (2007) - Okulda bir cinayet işlense de Gus Van Sant burada kaykaycı Alex'in notları, geçmişi, belleği ve anıları odaklı ilerleyen, ana akışı dağıtan bir film modeli benimser. Çokça Jean-Luc Godard'ı akla getiren bu eser, seyircinin eline ne istenilen hikayeyi, ne de açıları verir. Bozucu bir başyapıttır adeta. Not defteri, görüşler, görüntüler ve flashbackler arasında şiirsel bir yolculuk sunar.
9-Kayıp ve Çılgın (Lost & Delirious) (2001) - Kanada'dan 90'ların sonunda çıkan ve bu sinemaya esaslı girişiyle önemli bir yönetmen olacağına dair ışıltılar yakan Lea Pool'un ikinci filmi. Gençlik filmi alanında lezbiyen ilişkiyi merkezine yerleştiren şiirsel bir yapıt. Shakespeare göndermeleriyle de entelektüel bir zemin aşılaması cabası. Aslında gençlik filminin içinde ve ailelerde bu durumun karşılanışını, tutucu evrendeki ahlaki boyutu ele almasıyla dikkat çeken bir eser.
10-Belalı Oyun (Pretty Persuasion) (2005) - 11 Eylül sonrası gençlerin arasına giren, alternatif çizgi roman uyarlaması gibi kokan bir absürd komedi. Evan Rachel Wood'un canlandırdığı ana karakter ile Arap, türbanlı arkadaşının hikayesi, keskin bir sistem eleştirisi içerir. Bu yönüyle de Marcos Siega'nın dokusunu farklı boyutlara, ahlak, politika, din ve yozlaşmış gençliği inceler hale getirir. Böylece gerçek anlamda stil sahibi bir yönetmeni doğurmuştur.
REKLAM advertisement1