Dünyanın en ilginç müzeleri!
Türkiye'den de bir müze var!
Tokyo'da bulunan bu müze dünya üzerinde sadece bir tane ve haliyle bu müzeyi ilginç kılıyor. Müzede bir çok parazit örneğiyle karşılaşıyorsunuz evet ama buranın başka bir özelliği daha var: Ziyaretçilerin bağışlarıyla parazitler üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar yürütülüyor.
Burada sergilenen parazitlerin hangi organlara ne şekillerde etki ettiği gözler önüne seren grafik temsillere de yer verilmiş. Parazit araştırmaları yapan bilimsel bir tesiste yer alan müze, dünyada tek. İsterseniz müzenin hediyelik eşya bölümünden parazit resimli bir tişört veya anahtarlık alıp sevmediğiniz birine hediye edebilirisiniz.
Dünyanın ilk dışkı müzesi Museo della Merda İtalya'daki küçük bir köyde geçtiğimiz yılın bahar ayında açılmıştı.
Piacenza kenti yakınlarındaki Castelbosco köyündeki bir ortaçağ şatosunun giriş katında açılan müzede 100 bin kg'lik inek dışkısı sergileniyor.
Sembolü Antik Mısır'da kutsal kabul edilen "Bok böceği" olan müzede dışkı örneklerinin yanı sıra dışkı konulu sanat eserleri, dışkıdan üretilmiş gübre, yapı malzemeleri ve diğer ürünler de sergileniyor.
Paris'teki bu müzede doğumsal anormallikler, ölü bebekler, intihar edenlerin iskeletleri, kafatası kırılanlar gibi tüyler ürpertici sergi yapılıyor.
Müzenin içinde ki çoğu parça, formaldehit içinde korumada. Modern dünyanın ilk seri katili kabul edilen, Si Ouey Sae'nin mumyalanmış cesedi bile bu müzede.
Paris'in Kanalizasyon Müzesi, dünyanın en ilginç müzeleri arasına girmeyi kesinlikle hak ediyor. 1200'lü yıllarda Kral Philippe Auguste'ün emriyle kurulan Paris kanalizasyon sistemi, bugün yerin altında son derece iyi düzenlenmiş kilometrelerce tünelden oluşuyor.
Bu sistemin yaklaşık 450 metresini bugün yaya olarak, duvarların kenarlarındaki "kaldırımları" kullanarak gezebiliyorsunuz. Kimilerine göre buradaki koku çok keskin, kimileri ise tahmin edildiği kadar kötü olmadığını söylüyor ama siz yine de girmeden derin bir nefes alın!
Cadılık Müzesi, cadılara ve cadılığın tarihine ilgisi olanların kaçırmaması gereken bir müze. Sadece cadılık tarihini değil, Batı Avrupa ve İngiliz tarihini de belgeler ve objelerle izlemek isteyenler, Cornwall'daki Boscastle Şatosu'nu ziyaret etmeli. Bu müzeyi gezerken cadı kavramının bir çalı süpürge üzerinde uçan, karga burunlu, çirkin yaşlı bir kadından ibaret olmadığını; cadılığın çok eski tarihlere dayanan bir din olduğunu öğreniyorsunuz.
Cadılığa ve mistik olana dair insan yapımı birçok objenin görülebileceği müzede, beden değiştirme büyülerinden iyileştirici otlara, sihirli güçleri çağıran aynalardan cadılıkla suçlanan kadınlar üzerinde kullanılan işkence aletlerine birçok enteresan parçayla karşılaşacaksınız. Yalnızca randevuyla gezilen kütüphanede de cadılıkla ilgili 3000'in üzerinde kaynak var.
New York'taki MoMA'ya gönderme yapan adıyla MOBA, kötü sanat eserlerinin sergilendiği son derece ilginç bir müze. Kötü Sanatlar Müzesi MOBA, 400 civarında eserden oluşan bir koleksiyona sahip. Misyonunu kötü sanat eserlerini mümkün olduğunca fazla izleyiciye sunmak olarak tanımlıyor. Ana galerisi, Dedham Community Theatre'ın bodrum katında olan müzenin en ilgi çekici parçalarından biri, tamamen kurşun kalem ve pastel boyalarla yapılmış The Athlete.
Resimde pembe bir antik Yunan toga'sı giymiş olan atlet disk atarken tasvir ediliyor. Müzedeki eserler orantısızlıkları, uyuşmayan renkleri ve genel bir yetenek eksikliğiyle izleyenleri şaşırtıp eğlendiriyor, kimi zaman da rahatsız ediyor.
İşkence Müzesi, Amsterdam'ın sıra dışı turistik noktalarından. Burada ziyaretçiler, tarihte 500 yıl kadar geriye gidiyor ve iktidarların suçlu gördükleri kişilere acı vermek yahut onları öldürmek için kullandığı işkence yöntemlerini görüyor.
Müzedeki loş ışık, ortaçağ işkence ve cezalandırma araçlarının verdiği korkutucu hissi ikiye katlayan bir atmosfer yaratıyor. Giyotin, büyük çiviler ve kayışlarla kaplı Engizisyon sandalyesi, kafatası kıran gibi ürkütücü aletler, tarihteki zulümleri hatırlatıyor.
Bu ilginç müze San Francisco'da bulunuyor. Tarih boyunca gelişmiş hertürlü vibratör burada sergileniyor. İlginçtir ki bu müze tam 20 yıldır kendini vibratörlere adamış. Joani Blank'ın San Fransisco'da açtığı bu müze 20 yılı aşkın bir süreden bu yana konuklarını ağırlıyor.
İrili ufaklı 2 binin üstünde tuvalet düşünün. Arjantin, Lüksemburg, Kuveyt, Senegal gibi ülkelerden getirilen bu tuvaletlerin hepsi New Delhi'deki Tuvalet Müzesi'nde sergileniyor.
M.Ö. 2500'den bu yana yapılan bütün tuvalet çeşitlerini Sulabh Uluslararası Tuvalet Müzesi'nde görmek mümkün. Müze, ziyaretçilerini tuvalet konusunda ve hijyen konusunda bilgilendiriyor.
Evinizde asla yaşamasına izin vermeyeceğiniz hamamböcekleri, Hamamböceği Müzesi'nde yüzünüzü güldürebilir. Böcek ilaçlama uzmanı olan Michael Bohdan'ın kurduğu bu müzede binlerce 'hamamböceği sanatı'na rastlayabilirsiniz.
Michael Bohdan bu haşereleri öyle süslemiş ki; hamamböcekleri gerçekten seyirlik olmuş. Hamamböceklerinin her birine isim takan Michael Bohdan, böceklerinin kimisini plaj ortamına kimisini de giydirip mini piyanonun başına oturtmuş.
Amsterdam'daki The Sex Museum (Seks Müzesi) yalnızca yetişkin ziyaretçileri kabul etse de müzenin içeriği aslında kültürel öğeler içeriyor. Red Light bölgesi ve canlı seks şovlarıyla bilinen bir kentte bu müze, erken Yunan ve Roma dönemlerinden itibaren seks tarihini anlatan tablolar, fotoğraflar, heykeller ve diğer hatırlanmaya değer şeylerle dolu. Müzede İtalyan aşık Casanova ve bir nemfomanyak olarak tanımlanan Rus Çariçesi II. Katerina ile ilgili bilgiler de mevcut.
1979 yılında dünyaca ünlü çömlek ustası Galip Körükçü tarafından açılan Avanos Saç Müzesi'nde 16 bin saç örneği bulunuyor. Kapadokya'da Avanos'da bulunan bu saç müzesinin oldukça ilginç bir hikayesi var.
Normalde bir çömlekçi dükkanı olan başlayan müze kadın ziyaretçilerin ayrılırken birer tutam saç bırakmalarıyla 1979'dan beri 16.000 saç örneğine ulaşmış. Hikayenin başlangıcı ise şu şekilde: Müzenin sahibi olan Avanoslu çömlek ustasu Galip Körükçü 35 sene önce Kapadokya'da tanıştığı Fransız bir bayandan çok etkilenmiş ve aralarında duygusal bir bağ oluşmuş. Körükçü, 3 ay sonra Fransa'ya dönmek zorunda olan Fransız bayandan ayrılmanın zorluğunu yaşarken kendisinden bir tutam saç istemiş ve saçı atölyenin duvarına asmış.
Bu noktadan sonra duvardaki saçın hikayesini dinleyen her kadın da hikayeden etkilenerek saçlarından bir tutam keserek Galip Körükçüye bırakmış. O günden bugüne ise dev bir koleksiyon oluşmuş. 1998 yılında Guiness Rekorlar kitabına giren müzede Muazzez Ersoy, Semra Özal, Pınar Aylin, Nurgül Yeşilçay, Selda Alkor ve İpek Tuzcuoğlu gibi ünlü isimlerin de saçları bulunmakta.
REKLAM advertisement1