Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Sivil darbe, hükümet, MİT krizi, Başbakan'ın ameliyatı

        Kutlu Esendemir / Gazete HABERTÜRK

        kesendemir@htgazete.com.tr

        Türkiye, uzun bir süredir din eksenli tartışmaların içinde geleceğine yönleniyor. “Dindar gençlik”, “dini yaşama biçimi”, “yeni eğitimsistemi” bu tartışmaların öne çıkan başlıkları. Tabii bir de yeni nesilmuhafazakâr zenginler, son dönemde sıkça sorgulanıyor. Bunun yanında yaşanan her güncel gelişme, muhafazakâr kesimlerde farklı yankılara neden oluyor. Mehmet Şevket Eygi, İslami camianın duayen yazarı ve sıra dışı kalemlerinden. Saadet Partisi’nin (SP) yayın organı Milli Gazete yazarı. Uzun bir süredir röportaj vermeyen Eygi, evinin ve eleştirilerinin kapılarını Habertürk’e açtı.

        - Başbakan’ın “Dindar nesil yetiştireceğiz” açıklaması sizin için ne anlam ifade ediyor?

        Müslüman olarak Türkiye’de tabii ki dindar nesiller yetişmesini isterim. Fakat dindarlık ikiye ayrılır: Birincisi gerçek ve vasıflı dindarlık, ikincisi sahte ve vasıfsız dindarlık. Bugün Türkiye’nin bir kendi milli kültürü var. Bu milli kültürün temel unsurlarından biri İslamiyet’tir. İnsan Türkiye’de ateist de olsa, yahut İslam’a karşı da olsa Müslümanlığın bozulmasını istemez. Müslüman’sa adam gibi Müslüman olması gerekir. Müslümanlığın gereği budur. Türkiye’de Müslümanlığı değiştiremediklerine göre kaliteli ve vasıflı Müslüman yetiştirsinler ki; bu ülkeye onlar hizmet etsin.

        ‘MÜSLÜMANLIKTA KİN YOKTUR’

        -Peki kindar gençlik?

        Müslümanlıkta kin yoktur. Peygamber Mekke’yi aldığı vakit Müslümanlara ve kendisine çok eziyet edenlerin birkaçı dışında hepsini affetmiştir. Ben şahsen İslam adına kin tutulmasını doğru bulmam. Kabul etmem. Bu konudaki kafa karışıklığını Başbakan’ın karşıtları çıkarıyorlar.

        -Yeni eğitim sistemi tartışmasına nasıl yaklaşıyorsunuz?

        Bakın bugün Türkiye’de eğitim iflas etmiş durumda. Bu resmi ideolojinin ve vesayetin de sonucudur. Ama bakın dünyanın en demokrat ülke si olan İngiltere ’de 1944’ten bu yana, bütün kolej ve liselerde derslerin dışında okulun kilisesinde ayin ve ibadet yapılır. Türkiye Müslümanlarının dindar, kaliteli, kültürlü yetişmesi, laikliğe, çağ daş lı ğa ay kı rı de ğil dir. Fakat eğitim sisteminin geldiği nokta felakettir. Bugünkü eğitim sistemiyle köy olmaz, kasaba olmaz. Öğretmenlerle konuşuyorum. Liseye giden çocuk doğru düzgün adını yazamıyor. Televizyonda üniversite öğrencisine, Meclis’ in diğer adını soruyorlar. “Yüce Divan” cevabını veriyor. İş bu hale gelmiş.

        ‘CEHENNEMİ SERVETLER’

        -İslami kesime sert eleştiriler yöneltiyorsunuz. “Bir Müslüman için en büyük alçaklık, din ve mukaddes atı alet ederek zengin olmaktır. Böyle bir servet cehennemi ve kirli bir servetti r” satırlarınız kimi hedef alıyor?

        Bugün Türkiye’de görülmemiş bir din sömürüsü yaşanıyor. Bir Müslüman olarak bundan memnun olmam mümkün değil. İnsanlar, eline fırsat geçince kazandıklarını İslami prensiplere göre kullanmadılar. Necip Fazıl, “Biz 40 sene boyunca ellerimizi ağzımızın iki yanına koyarak bu buzdağını eritmek için hohladık” diyor. Bu buzdağı eriyince ortaya korkunç bir çamur deryası çıktı. Tabii böyle olunca gerçek dindar, prensipli dindar insanlar pek yetişmedi. Birtakım fakir çocuklar hayata atılınca, sahte ve şeytani fetvalar aldılar. İslamiyet’in kabul etmediği bozuk şeyler yapıldı ve yağma oldu. Burada hedefim herhangi bir parti, cemaat ya da şahıs değil.

        ‘DİN’ ADINA TOPLAMAK!

        -Necmettin Erbakan’ın çocukları arasında patlak veren miras kavgasını, Milli Görüş geleneğini iyi bilen biri olarak nasıl karşıladınız?

        Bu konuda bilgi verebilecek bir bilgim yok. Bilmediğim bir konuda taraf tutmam.

        -Muhafazakâr çevrelerde toplanan yardım ve zekatların kullanımından da şikâyetçisiniz.

        Dinle inanç, dinle para iç içe geçmiş durumda ve ben bundan çok rahatsızım. Mesela Müslümanlar cami yaptırmak, hastane yapmak, fakirlere yemek dağıtmak istiyorsa yapsınlar, ama doğrudan doğruya din adına para toplanmasını ben kabul etmem. Çünkü o kadar azıttı ki bazıları; öncelikle fakirlere verilmesi gereken zekatları bile topluyorlar. Bakın; zekatlar bütün fakir Müslümanların ve fakirliğin de ötesinde hiçbir şeyi olmayan bütün yoksulların hakkıdır. Adana’da 26 yaşında 2 çocuk annesi bir kadın intihar etti yoksulluktan. Bunun vebali, bu zekat farzını yerine getirmeyen bu ülkedeki bütün Müslümanların üzerinedir. İslam’a göre zekat parasıyla cami bile yapılamaz. Mesela alıyorlar zekatları, bir dini tarikat ya da cemaat; 5 yıldızlı bir otelde iftar veriyor.

        ‘TÜRKİYE'DE SİVİL DARBE GİRİŞİMİ OLDU HÜKÜMET ENGELLEDİ’

        -28 Şubat tartışmalarının sağlıklı bir zeminde yapıldığını düşünüyor musunuz?

        Türkiye’de bütün darbelerin acısını çekmiş biri olarak, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ta seçimle gelen iktidarların darbeyle gönderildiği malum ve ben buna karşıyım.

        -Sivil darbe nasıl yapılır?

        Son aylarda Türkiye’de sivil darbe teşebbüsü gibi bir şeyler oldu. Ama başaramadılar.

        -MİT yöneticilerinin ifade krizini mi kastediyorsunuz?

        Evet. Tam da Başbakan’ın ameliyat olacağı saate denk getirdiler. Tutturamadılar.

        -Kim yapıyor bu darbe girişimini?

        Siviller yapıyor. Dünyada sivil darbe olmaz değil. Türkiye’de askeri darbe ihtimali çok azaldı. Hükümet de, sivil darbeyi bir satranç hamlesiyle önledi. Kim seçmiş bu iktidarı? Halk çoğunluğu. O zaman gönderecek olan da halk çoğunluğudur. Bundan sonra bir darbe teşebbüsü olursa iç savaş çıkar.

        -İleri sürdüğünüz, “sivil darbe girişimi”nde beklenti neydi o halde?

        Efendim, şimdi bu, kendine göre bir ideolojidir. Diyorlar ki: “Biz Türkiye’yi idare edersek, Türkiye için çok iyi olur. O halde bu darbeyi yapmak için, her çareye her vasıtaya başvurmak mübahtır.” Makyavelizm de başlıyor. Kendilerine göre ikna edici, kandırıcı gerekçeleri de var. “Biz iyiliği, doğruluğu, güzelliği temsil ediyoruz. Türkiye’yi idare edelim” deniyor.

        -Başarsalar ne olacaktı?

        Belki de iç savaşa gidecekti Türkiye. Kesin bir şey söyleyebilecek durumda değilim.

        -Kişisel olarak 28 Şubat’la, 12 Eylül darbesini kıyasladığınızda nasıl bir sonuç ortaya çıkar?

        28 Şubat’ta mesela benim yazılarımla ilgili Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açtılar ama gelip de evimden götürmediler. 12 Eylül’se silindir gibi geçti.

        -Hakkında dava açılan Kenan Evren “Darbe teşebbüsü suçtur, darbe yapmak suç değil” diyor.

        Bugünün hukukunda savunulmayacak hiçbir konu yoktur. Bir canavar, 8 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edip, sonra başını taşla ezerek öldürse, mukakkak kendini savunacak bir avukat bulacaktır. Darbelerin hukuk bakımından savunulacak tarafları olabilir ama ahlak bakımından savunulacak tarafları yoktur. Evren’in mantığı bellidir. Onun iktidarını da gördüm ben, çok normaldir ona göre.

        ‘ÜNİVERSİTELERİMİZİN SEVİYESİ ÇOK VASAT’

        -Türkiye’de 200’e yakın üniversite olmasıyla övünülüyor.

        Siyasi iktidarlar genel olarak yaptıkları her şeyi allayıp pullayıp çok güzel gösterir. Bu, Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Türkiye üniversitelerini beğenmiyorum. Ülkemizde üniversiteler her bilim ve araştırma dalında birinci olmayabilir ama Türkoloji sahasında dünya birincisi olmaya mec burdur. Bugün Türkiye ’de Türkoloji araştırmaları bile birçok ülkenin altındadır. Üniversite dediğiniz, öğretim üyesi, öğrenci sayısı ya da kantinlerden ibaret değildir. Üniversitenin bir eğitim seviyesi olması gerekir. Ama bugün Türkçe de dahil Türkiye üniversiteleri çok vasat durumdadır. Oysa, Müslüman da vasıflı olacak, dinsiz de vasıflı olacak.

        ‘BUGÜNKÜ TÜRKİYE’YE BEDEVİ VE KIRSAL KESİM KÜLTÜRÜ HÂKİM OLDU’

        -Kültür dünyasında durum nedir?

        Bugün, kültürde büyük bir yozlaşma bulunuyor. Bugün Türkiye’ye hâkim olan kültür, bedevi ve kırsal kesim kültürüdür. Bununla bir yere gidemeyiz. Mutlaka medeniyet ve şehir kültürüne sahip olmalıyız. Beyoğlu ’nda Galatasaray Lisesi ’nde 7 sene okudum. “Efendim”siz kimse bir laf etmezdi. Kibar insanlardı. Şimdi, “Ah ha”, “Oh ho”, “Amma da kral” gibi tepkiler... Bırakın kelimeleri; şimdi böğürtüler, iniltiler ve ünlemlerle konuşuluyor.

        ‘İSLAM’IN KARİKATÜRÜNÜ İSLAM DİYE SATIYORLAR’

        Türkiye’nin önümüzdeki dönemini nasıl görüyorsunuz?

        Türkiye’nin İslami bakımdan gidişatını hiç iyi görmüyorum. Müslümanlık gerçek manasıyla yaşanmıyor. Herkesi suçlamak istemem ama bir kısım kimseler, “İslami uygulama” diye İslam’ın karikatürünü sergiliyor. Türkiye gerçek anlamda yaşasaydı, biz evlerimizin kapılarını bile kilitleme ihtiyacı duymazdık. Bu kadar rüşvet, bu kadar haram yeme, bu kadar para şehveti olur mu? Olmaz.

        Sıklıkla örnek verdiğiniz kuzey ülkelerinin de nefsi yok mu?

        Şimdi, İsveç, Norveç, Finlandiya Müslüman değillerdir, ama onlardaki İslam ahlakı bizdekinden çok daha fazladır. Bu, insan kalitesi ve eğitimden kaynaklanıyor. Türkiye’de İslami bir kültür olsa -İslami düzen demiyorum- bugünkü rezaletlerin çoğu olmaz. Bugün çok yoğun ve çok yaygın bir haram yeme var.

        Kutlu Esendemir / Gazete HABERTÜRK

        kesendemir@htgazete.com.tr

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ