Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Ayşe Özek Karasu Çocuk fotoğraflarını paylaşmaya Zuckerberg mi zorluyor
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Son günlerin Threads dalgası ve Elon Musk’la kafes dövüşü dışında Mark Zuckerberg’i malzeme yapan en ateşli konu, ABD’nin 4 Temmuz Bağımsızlık Günü’nde paylaştığı aile fotoğrafı. Facebook ve Instagram’daki fotoğrafta kızları Maxima ile August’un yüzlerini emojilerle gizlemesi bazılarını kızdırdı, ya da taşı gediğine oturtma fırsatı verdi diyelim; “Meta’nın patronu bile kendi sosyal medya platformlarına güvenmiyor!” şeklinde. Yarım milyon kadar like da vardı ama adam fena halde linç yedi. Bir kullanıcı “İnsanların, hayatlarının en ince detaylarını bütün dünyaya göstermesi için platform kuran Zuckerberg, kendi aile fotoğrafını bile zorla paylaşıyor, buna şapka çıkarılır” diye yazmıştı.

        https://www.instagram.com/p/CuTKSmhrwXF/

        İyi de hayatımızın en ince detaylarını sosyal medyada ifşa etmek mecburi mi? Hele çocukların fotoğraf ve videolarını paylaşmaya Zuckerberg mi zorluyor? Daha doğmadan, ultrason fotoğrafıyla dijital ayak izi internete bulaşan çocukların iradesi dışında post edilen görseller, anne babaların da iradesi dışında mı sosyal medyaya ışınlanıyor?

        Zuckerberg’in savunulacak yanı yok. Özellikle Facebook’un kullanıcı haklarını korumadığı, kişisel mahremiyete zarar verdiği, nefret söylemine ve pandemide aşı düşmanlığının yayılmasına duyarsız kaldığı yazıla yazıla bitirilemedi. Dolandırıcıların, uyuşturucu çeteleri ve insan kaçakçılarının mecrada kol gezmesi sonucu kullanıcı güvenliğinin tehlikeye girdiği bilgisi bizzat şirketin içinden sızdı. 2016 ABD Başkanlık seçimleri sırasında patlayan Cambridge Analytica skandalı tuz biber ekti; 87 milyon kişinin Facebook verilerinin toplanması müthiş bir hak ihlaliydi. Şirket bu yüzden dava edildi ama pratik değişmedi.

        Eski Facebook çalışanı Frances Haugen’in ifşaatları şirketin bütün kirli çamaşırlarını ortaya serdi. Gün ışığına çıkan Facebook belgeleri arasında iç dolaşımda gizli kalan bir Instagram raporu da vardı. Buna göre platformun kız çocuklarının ruh ve beden sağlığına zarar verdiği tespit edilmişti. Özellikle kız çocuklarının siteyi kullanım sıklığı ve kalma süresini istismar eden algoritmanın değiştirilmesi önerilmiş, ancak Zuckerberg büyüme hedefini ön planda tuttuğu için rapor hasır altı edilmişti. Düpedüz çocuk sömürüsüydü.

        Muhtemelen Zuckerberg’in yedi yaşındaki kızı Maxima ile beş yaşındaki August böyle bir Instagram tehlikesine maruz kalmayacak. Annesi Priscilla Chan’ın kucağında yüzü gizlenmemiş haliyle dört aylık Aurelia da öyle.

        HİÇ SİLİNMEYECEK DİJİTAL AYAK İZİ

        Ancak bazı çocukların dijital ayak izi daha doğmadan ultrason çıktısıyla başlıyor. Fetal yüz görünümü nedeniyle yüz tanıma riski yok ama kimlik bilgileri bir kere internete düşmüş oluyor. Paylaşımı silsen de dijital veri dosyalarına girecek şekilde ebediyen orada kalıyor. Gelecekteki hayatlarını etkileyecek olması bir yana, çocukların sanal ortamda yüz tanımayla taciz ve zorbalığa maruz kalmaları söz konusu.

        Tehlikenin daha da karanlık boyutu var: Yasa dışı pedofil platformlarındaki görsellerin dörtte biri Facebook ve Instagram kaynaklı. Bu nedenle uzmanlara göre, en iyisi çocuklarınızın fotoğraflarını hiç paylaşmamak veya yüzü görünmeyecek şekilde ya da blurlayarak paylaşmak. Fotoğrafın çekildiği an postalanması da eleştiri konusu. Sosyal medyaya aktarmadan önce 24 saat düşünün diye tavsiye eden uzmanlar var. Kaldı ki, o çocuklar belki de gelecekte sosyal medyada var olmak istemeyecek. Birleşmiş Milletler Çocuk Sözleşmesi’ne göre onların da mahremiyet hakkı var.

        İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre her aile, daha çocukları beş yaşına gelmeden ortalama 1500 fotoğrafını paylaşmış oluyor. Aynı araştırma, ebeveynlerin üçte birinin çocuktan izin almadığını gösteriyor. El kadar yavrudan ne izni diye düşünülebilir ama çocuk hakları savunucuları hak ve özgürlükler adına örnek olmak için izin alınması gerektiğini söylüyor. Araştırmada ailelerin yüzde 55’i çocuk fotoğrafı paylaşmanın riskleriyle ilgili kaygı duymadığını da belirtiyor. Bir başka araştırmaya göre 2030 yılında genç insanları hedef alan kimlik sahtekarlığı ve dolandırıcılık vakalarının üçte ikisinde dün-bugün fotoğrafı paylaşılan çocuklar mağdur olacak.

        YÜZ TANIMA TEKNOLOJİSİ Mİ KORKUTTU

        Mark Zuckerberg yakın geçmişe kadar çocuklarının yüzünü gizlemiyordu. Daha geçen nisan ayında 3D yazıcı tasarımı giysilerle fotoğraflarını paylaşmıştı. Daha önce de Anneler Günü ve Halloween’den aile fotoğrafları vardı. Kendi platformlarındaki özel hayat görüntülerine rağmen dış mihraklara karşı kontrollüydü. Örneğin yedi yıl kadar önce Instagram’ın 500 milyon kullanıcıya ulaşmasını kutladıkları ofis partisinden fotoğrafta arka plandaki görüntü dikkat çekmişti; Zuckerberg’in masasındaki MacBook’un kamera ve mikrofonu bantla kapatılmıştı.

        Şimdi ise muhtemelen, internetten milyarlarca fotoğrafı veri tabanına aktaran şaibeli yüz tanıma şirketleri Zuckerberg’i tedbir almaya zorladı. Clearview AI ve PimEyes gibi şirketler yapay zeka yardımıyla fotoğraflardaki biyometrik verileri işleyerek belirli bir kişinin görüntülerini internetten veya güvenlik kameralarından saniyeler için seçebiliyor, karşı tarafın haberi olmadan. Bu teknolojinin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ortada. Böyle bir veri tabanına bir kez girdikten sonra çıkmak hemen hemen imkansız. Aynı tehlike çocuklar için de geçerli.

        Sosyal medyadan çöpçatan sitelerine, fotoğraf platformlarından haber portallarına her türlü dijital kaynaktaki profilleri toplayan Clearview AI veri tabanında tahminen 10 milyar kadar fotoğraf bulunduruyor. New York Times şirketin şaibeli işlerini ortaya çıkardıktan sonra kişisel verilerin korunmasını savunan aktivistlerden büyük tepki gelmişti.

        Ve geçen yıl şirketin adı Ukrayna savaşında yeniden gündem olmuştu. Rusya asker kayıplarını gizlerken Ukrayna hükümeti bedelsiz olarak Clearview AI yazılımını kullanmaya başlamıştı. Ölen Rus askerlerinin cansız yüzleriyle şirketin dijital mecralardan topladığı fotoğraflardaki biyometrik veriler karşılaştırılarak kimlikleri tespit ediliyor ve memleketteki ailelerine haber veriliyordu. Yüz bütünlüğünün tartışmalı olabileceği ortamda son derece tartışmalı bir uygulamaydı.

        Yüz tanıma şirketleri şaibeli de Meta değil mi! Twitter’ın rakibi Threads geçen perşembeden bu yana yaklaşık 100 ülkede 100 milyon kullanıcıya ulaştı. Ancak Avrupa Birliği üyesi ülkelerde henüz kullanıma açılmadı. AB’nin veri koruma düzenlemesine uygunluğu gözden geçiriliyor. Tabii AB sınırları içinde Threads indirmek için yan yollar mevcut; VPN üzerinden ABD’deki bir Apple hesabıyla örneğin Almanya’daki bir Instagram hesabına bağlantı kurarak Threads indirilebiliyor. Ardından VPN olmadan kullanmak serbest. Android tabanlı işletim sistemlerinde daha da kolay olduğu söyleniyor.