Başlıktaki söz, Princeton’lı tarihçi Sean Wilentz’e ait. Konu, 80’lik Biden’ın şu anda bile ABD’nin en yaşlı başkanıyken 2024 seçiminde yeniden aday olmasıyla ilgili. Gaflar, uluorta uyuklama iddiaları, düşmeler ve kafa karışıklığı vakaları nedeniyle ruh ve beden sağlığı konusunda şüpheler gırla, anketlerde Amerikalıların sadece üçte biri “Başkanın zihni parlak, bedeni fit” diyor ama Demokrat cepheden Biden’a karşı iddialı bir adaylık çıkışı da yok.
İşte bu realiteden hareketle Amerikan tarihi üzerine çalışan Wilentz diyor ki, “Eğer Biden bunamış olsaydı – veya o yönde belirtiler gösterseydi - partideki potansiyel rakipler başkan adaylığı için kuyruğa girerdi…” Wilentz’in deyişiyle, görevdeki başkana karşı kendi kampından rekabetin ilk örneği de olmazdı. Başkan Lyndon B. Johnson parti içi muhalefet yüzünden 1968’de ikinci kez aday olmaktan vazgeçmişti, çünkü birçok Demokrat Vietnam Savaşı nedeniyle öfkeliydi ve Johnson parti desteğinden yoksun olduğunu görmüştü. Bugünkü durum ise çok farklı. Demokratların sol kanadından homurtular yükseliyor olabilir, ancak Biden’ın parti bütünlüğünü sağladığı da bir gerçek, siyaseten ulaştığı önemli bir nokta.
2024 seçiminde yeniden Biden ve Trump karşı karşıya gelirse, başkanlık için yarışan en yaşlı adaylar olacaklar. Biden seçilirse, ikinci dönemi tamamladığında 86’yı bulmuş olacak. Tam da babasının öldüğü yaşta. Geçmiş zamanlara göre aile hayli uzun ömürlü, babası 86, annesi ise 92 yaşında ölmüş. Trump’ın annesi 88, babası ise beş yıllık Alzheimer döneminden sonra 93 yaşında hayata veda etmiş. Genetik hikayeleri sağlam.
Washington Post’un konuştuğu sağlık ve gerontoloji uzmanları ne Biden ne de 77 yaşındaki Trump’ın ömründen şüphe duyuyor. Her ikisi de başkan seçilebilir ve 2025-2029 arasındaki dönemi sağlıkla tamamlayabilir. Çünkü ikisi de içki ve sigara kullanmıyor, hayati tehlike yaratacak işlerde çalışmıyorlar. Hekim raporları olumlu ve en kaliteli sağlık hizmetinden yararlanacak sosyal statüye sahipler.
Kendi yaş gruplarında ömrü uzun sınıftalar. Sosyal güvenlik verileri Biden’ın yaşıtı olan ABD doğumlu erkeklerin yüzde 59’unun artık hayatta olmadığını gösteriyor; Trump ise yaşıtı erkeklerin erken göçen yüzde 47’sine dahil değil. Her ikisi de hali vakti yerinde üst sosyal sınıftan evlerde, iyi beslenip iyi okullara gönderilerek yetiştirilmişler. Yaşam tarzıyla çevrenin, uzun ömür ve sağlık üzerindeki etkilerini araştıran uzmanlara göre sosyo-ekonomik statü ve eğitim kalitesi, bilişsel işlevlerde en belirleyici faktör.
Sağlıklı yaşlanma üzerine çalışan bir uzman, kampanya döneminde çok dramatik bir gelişme olmadığı sürece iki adayın ileri yaşının önemli rol oynamayacağı görüşünde. (Gerçi 2020 seçiminde bile Trump’ın ‘uykulu Joe’ diyerek Biden’ın uykudagezer hallerine biteviye sataştığını unutmadık ya neyse).
TANRI HANGİ KRALİÇE’Yİ KORUSUN?
Sağlık uzmanları Biden’ı yeniden adaylığa ehil görse de seçmen bazında durum farklı. Washington Post’un anketine göre her üç Amerikalıdan sadece biri Biden’ı zihinsel ve bedensel olarak yeterince sağlıklı buluyor. Trump’ın akıl sağlığına güven duyanların oranı yüzde 54, fiziksel sağlığı yerinde diyenlerin oranı ise yüzde 64.
Biden’ın kırdığı potların önemli etken olduğu net. O bile bir seferinde kendisine “gaf makinesi” demişti. Bazı gaflarını gördükçe, Başbakan Ecevit’in gecikmeli bayram kutlaması geliyor aklıma. Tarih 26 Eylül 1999, Clinton’ın konuğu olarak ABD’ye hareketinden önce “30 Ağustos Zafer Bayramı’nı” kutluyor Ecevit. Sonra da kafa karışıklığı nedeniyle özür diliyor. Ecevit’in vefatı, sağlık problemleriyle geçen yedi yıl sonrasına denk düşüyor.
Ecevit o gafıyla büyük şaşkınlık yaratmıştı. Biden ise bunu daha sık yapıyor. O kadar sık ki, artık çetelesi tutuluyor.
Daha 2020 başkanlık kampanyası sırasında başlamıştı. Güney Carolina’daki bir toplantıda “Benim adım Joe Biden, Demokrat Parti’nin Senato adayıyım” demişti. Yılların Delaware senatörlüğünün izi olsa gerek. Oysa Senato’yu takiben bir de başkan yardımcılığı var, Obama’yla iki dönem.
Putin’in Ukrayna’yı işgali de Biden’ın gaf kapasitesini birkaç kez test etti. Rusya harekete geçmeden önce Biden’ın bunu “küçük çaplı istila” diye tanımlaması büyük yankı yaptı. Zelenski’nin de tepkisi üzerine Biden düzeltmek zorunda kaldı: “Rusya sınırı geçtiği an, bunun adı işgaldir!”
İşgal sonrası yeni bir gaf daha geldi; “Putin tanklarıyla Kiev’i kuşatma altına alabilir ama İran halkının kalbini ve ruhunu asla kazanamaz…” İran halkı, ne alaka?
Ama birbirine karıştırdığı başka ülke ve halklar da oldu. Mesela Kamboçya Başbakanı Hun Sen’e “Kolombiya olarak ASEAN zirvesine ev sahipliği yaptığı için” teşekkür etti. Aslında zirveye hareketinden önce de gazetecilere Kolombiya’ya gittiğini söylemiş, “Kamboçya demek istedim” diyerek düzeltmişti. ABD’yi ziyaret eden Hindistan Başbakanı Modi’den de Çin lideri olarak bahsedip, hemen “Pardon Hindistan” demişti.
Ukrayna ve halkıyla ilgili kafa karışıklığı bitemedi Biden’ın. Wagner ayaklanmasının Putin’in Ukrayna’daki pozisyonunu zayıflatıp zayıflatmadığı sorusu üzerine şu yanıtı verdi: “Bunu söylemek gerçekten zor. Ama Irak’taki savaşı kaybettiği kesin!”
Biden, Çin ile Hindistan’ı Kamboçya ile Kolombiya’yı karıştırıyor ama ne gam, oğul Bush da gencecik yaşında Nijerya’yı kıta zannediyordu ve Slovenya ile Slovakya’yı karıştırmışlığı vardı.
Biden’ın kelimeleri karıştırdığı da oldu. Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde ateşli silahlarla işlenen suçlarda silah üreticilerinin kovuşturmadan muaf olmasını eleştirirken, “prosecution” yerine “prostitution” (fahişelik) sözcüğünü kaçırıvermişti ağzından. Milyonlarca kez izlenen videoda açık seçik duyuluyordu, ancak Beyaz Saray’ın resmi metnine “prost -“ olarak geçti.
Bir güvenlik konferansında silah yasalarının sıkılaştırılması üzerine yaptığı konuşmayı “God save the Queen, man” diye tamamlaması ise esrarlı bir olay olarak tarihe geçti. Fox News ve diğer muhafazakar medyaya alay malzemesi oldu. İkinci Elizabeth Eylül 2022’de ölmüştü, Biden cenaze törenine de katılmıştı, tanrının koruyacağı kraliçe o olamazdı. Beyaz Saray, Başkan’ın hazirundan birini kastettiğini açıkladı, detaya girmeden. Ancak birçok gazeteci ve yorumcu Biden’ın bu deyişi, sadece kendisi için anlaşılır olabilecek şekilde ara sıra kullandığını söylüyordu. Kimine göre de “Tanrı bizi korusun” demek istiyordu.
Biden’ın unutkanlığı “Jackie nerede?” gafıyla tescillendi. Geçen yılın eylül ayında açlık, beslenme ve sağlıkla ilgili Beyaz Saray’daki konferansta konuşan Biden, karşısındaki topluluğa “Jackie burada mısın? Jackie nerede?” diye seslendi. Jackie Walorski açlık ve beslenme üzerine yoğun çalışan Muhafazakar Partili Temsilciler Meclisi üyesiydi, ancak bir ay kadar önce trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Biden ölümü üzerine başsağlığı mesajı yayınlamış ve hatta Beyaz Saray’da bayraklar iki gün süreyle yarıya indirilmişti. Bu ağır gaf üzerine Biden, Walorski ailesinden özür diledi.
HAYIR, UYUKLADIĞI DOĞRU DEĞİL
Biden’ın kamuoyu önünde defalarca uyuklaması da efsane oldu. Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett ile kameralar önünde, Glasgow’daki iklim zirvesinde, nükleer denizaltının donanmaya katılım töreninde (hem de ayakta) şekerleme anında yakalandı. Ancak bu görüntülerin çoğu muhafazakar medya tarafından kırpılarak servis edildiği için Trump’ın “Sleepy Joe” sataşmasına hizmet ediyordu.
Nitekim geçen 18 Temmuz’da İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Herzog’u ağırlarken uyuduğu da doğru değil. Sosyal medyada dolaşıma giren videoda Biden, başı önünde ve muhtemelen de gözleri kapalı vaziyette görünüyordu. “Sonunda bu da oldu, artık uyurken konuşuyor” yorumları dünyaya yayıldı. Fakat o video bir kesitten ibaretti, fotoğraf ve diğer kayıtlarda Biden’ın bir not kağıdını kucağına koyduğu ve oradan okuduğu belliydi. Herzog da karşılığında teşekkür etti.
Gaflar ve uyuklama iddiaları sağlık uzmanlarını fazlaca ilgilendirmiyor. Haftada en az beş gün egzersiz yapan Biden’ın 2023 doktor raporu yüksek kolesterol, kalp ritim bozukluğu, reflü, omurga artriti ve ayaklarda hafif nöropati nedeniyle tedavi gördüğünü gösteriyor. Fitness ve beslenme bakımından Biden, Trump’la ayrışıyor. Biden 24.1’lik sağlıklı Beden Kitle Endeksi’ne sahip. Golf dışında spor yapmayan Trump aşırı yağlı yiyecekler ve kırmızı et tüketiyor. Başkanlıktan ayrıldıktan sonra sağlık raporu yayınlanmadı, ancak hafif obez kilolu hali pek değişmedi. Her ikisi de koronavirüs atlattı.
Illinois Üniversitesi’nden halk sağlığı uzmanı Prof. S. Jay Olshansky’nin çalışmalarına göre Amerikan başkanları ve İngiliz Kraliyet üyeleri, tarihsel olarak kendi nesillerinden daha uzun yaşıyor. Tamamen sosyal statüleri sayesinde. 2020 seçiminden önce Olshansky’nin topladığı uzmanlar kurulu Biden ile Trump’ın ileri yaşlarda da zihinsel ve fiziksel işlevlerini sürdürebilen, ortalama yaşıtlarından daha uzun yaşamaya meyilli “süper yaşlılar” alt grubuna dahil olduklarına karar vermişti. Olshansky, 2024’te ikisi aday olursa aynı analizi tekrarlayacağını söylüyor.