Kaybediyoruz karanlığı. Bugün 250 yıldızın görülebildiği bir gecede dünyaya gelen çocuk 18’inci yaş gününü kutlarken sadece 100 yıldız görebilecek. Sebebi yeryüzünün şehirlerini, kasabalarını ve hatta en küçük yerleşim birimlerini aydınlığa boğan ışık devrimi; daha doğrusu sanayi devrimiyle başlayan ve enerji tasarrufu niyetine hayatımıza karışan LED teknolojisiyle tavan yapan ışık kirliliği.
Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre gökyüzümüz yapay ışık yüzünden her yıl yaklaşık yüzde 10 oranında aydınlanıyor, gecenin yıldızları insanlara ve hayvanlara artık görünmez olmakla kalmıyor, LED’lerin yaydığı kısa dalga boyunda mavi ışık, ekosistemleri ve insan sağlığını tehdit ediyor. Kansere varıncaya değin bir tehdit.
Karanlıkla birlikte sanat ve estetiğin kaynağı da kayboluyor. Yüz yıldan az zaman önce Samanyolu galaksisinin şehirlerde bile her gece görünür olduğu söylenir, binlerce yıldıza tanıklık Shakespeare dillinde “Yıldızları süpürürsün farkında olmadan” dizesine dökülür. Gece gökyüzünden gelen ışığın gücü Van Gogh’un fırçasından “Yıldızlı Gece”ye yansır.
Van Gogh, sanatının zirvesi olan resmi 1889’da, Saint-Remy’deki akıl hastanesinde tedavi görürken yapar. Aynı manzarayı 21 kez, günün değişik saatlerinde farklı hava koşullarında çizer, hiçbirinde odasının demir parmaklıkları görünmez. Yıldızlı gecelere tanıklığın zihinsel ürünüdür. Resimde görünen en parlak ve hakim yıldız, Venüs’tür. Çünkü araştırmalara göre Van Gogh tabloyu yaptığında Venüs o pozisyondadır. Aynı dönemde Ay ise resimdeki gibi hilal değil, yarımdan biraz daha dolgun veya dolunaya çeyrek kala halinde olsa gerektir.
Neyse ki, Venüs bugün hala görünüyor. Ama gelecekte, kim bilir.
Bir zamanlar yazlık sinemalarda karanlık gökyüzü altında film izlerken kayan yıldızlar görürdük, Büyük Ayı ille de gözümüze çarpardı. Kendi burcunun takımyıldızlarını seçebilenler vardı. Zaman içinde silikleştiler, Orion, Andromeda, Akrep büyük şehirlerde artık görünmez oldu – evet Sky Map gibi mobil uygulamalar yıldızların yerini gösteriyor ama biz onlara görme engelliyiz.
HER SEKİZ YILDA İKİ KAT AYDINLIK
Bugün dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor ve her dört kişiden üçü eski zamanların zifiri karanlık gecelerinin büyüsüne asla tanık olmamış.
Science’daki araştırma 2011–2022 yılları arasında tamamen vatandaş astronomların çıplak gözle yaptıkları gözlemlere dayanıyor. Gecenin karanlığını çalan LED etkisini 51 bin 351 gözlemciden gelen verilerle ölçüyorlar. Uydular yukarı doğru yayılan ışığı ölçebiliyor, ancak LED aydınlatmanın ürettiği tüm dalga boylarına ve yatay saçılan ışığa duyarlı değil uydular. Araştırmada katılımcılara farklı ışık kirliliği seviyelerinde gökyüzü haritaları gösteriliyor ve hangisinin kendi gözlemlerine en yakın olduğu soruluyor. Gelen veriler, geceleri gökyüzünün yılda yüzde 9.6 oranında daha parlak hale geldiğini gösteriyor. 2011-2022 arasında yapılan bu gözlem, gökyüzü aydınlığının her sekiz yılda ikiye katlandığı anlamına geliyor.
Sokak aydınlatmalarıyla başlayıp ışıklı reklam panoları ve stadyum projektörlerine uzanan LED’in zararları Kelvin değeriyle orantılı. Kelvin değeri yüksek ampuller soğuk, çiğ bir beyaz ışık saçarken mavi dalga boyu oranı da artıyor. Kelvin değeri düştükçe mavi ışık oranı azalıyor ve sarı ışıkla sıcak aydınlanmanın yumuşaklığı yayılıyor.
Sokak aydınlatmaları bir yana bazı evlerde ve mekanlarda da anlaşılmaz bir beyaz ışık düşkünlüğü var, asla durulası olmayan ortamlar. Talep aşırı olsa gerek, marketlerin ampul raflarında sarı ışık cinsini ara ki bulasın.
Yüksek oranda mavi ışık insanların gece davranışlarını kötü etkiliyor, 24 saatlik sirkadiyen ritmini bozuyor, bağışıklık sistemini zayıflatıyor ve kanser dahil belirli hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. İnsanın doğası, sirkadiyen ritmine ve uyku hormonu melatonine bağımlı. Mavi ışık melatonin üretimini baskılayarak uyku bozukluklarına yol açıyor; baş ağrısı, yorgunluk, stres, anksiyete gibi arazlar ortaya çıkıyor, uykusuzluk obezite ihtimalini de beraberinde getiriyor. Araştırmalar, meme kanseri gibi belirli kanser türleriyle sirkadiyen ritim bozukluğu arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü de mavi ışığın kanserojen olabileceğini kabul ediyor. Bazı araştırmalar ise gece-gündüz ritim bozukluğunun kalp problemlerine yol açtığını gösteriyor.
Ekosistemleri bozan ışık kirliliği gecenin yaban hayatını da tehdit ediyor, bitki ve hayvan psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler bırakıyor. Hayvanların göç modellerini allak bullak ediyor, hayvanlar arasındaki rekabetçi ilişkilerin seyrini değiştiriyor. Doğadaki hayatın gece ve gündüz farkıyla belirlenen ritmi bozulunca ekolojik dinamikler de etkileniyor.
NEREYE KADAR ENERJİ TASARRUFU
ABD’de doğal, ulusal ve kültürel varlıkların korunmasından sorumlu National Park Service ve Amerikan Tıp Derneği, ışık kirliliği ve LED ışığının zararlarını önlemek amacıyla bazı tavsiyelerde bulunuyor. Örneğin Kelvin değeri 2 bin ya da altında olan, düşük watt’lı ampullerin kullanılması. Bu kurumların uzmanları, özellikle dış mekan aydınlatma için gereğinden parlak LED ışık kullanıldığını, üreticilerin de düşük lümenli seçenekleri sınırlı tuttuğunu söylüyor. Aydınlatma endüstrisi sıcak sarı ışık arayanlara yüz vermiyor. LED’ler geleneksel akkor ampullere göre daha düşük watt gücüyle aynı ışığı veriyor; 30 watt’lık bir LED ampul, 250 watt’lık akkor ampulle aynı lümen sayısına sahip. Dolayısıyla ışık kaynağından aynı ölçüde ışık yayılıyor.
LED ampuller, akkor ampullere göre yüzde 90 enerji tasarrufu sağlıyor ve 25 kat daha uzun ömürlü, bu nedenle de tüketici tarafından tercih ediliyor. Amerikan Enerji Bakanlığı’nın hesaplarına göre 2017’de ülke çapındaki tüm aydınlatmanın yüzde 19’u LED teknolojisiyle sağlanıyordu ve toplam enerji tüketiminde yüzde 1’lik tasarruf getirmişti. 2035 yılında ise sokak, park, bina cepheleri ve çeşitli saha aydınlatmalarının yüzde 84’ü, daha parlak ışık yayan yüksek lümenli LED’lerle sağlanacak.
Peki bunun adı enerji tasarrufu mu olacak? Işık kirliliğinin zararları konusunda farkındalık yaratmaya çalışan vatandaş bilim insanlarının toplandığı "Globe at Night" grubuna göre aşırı aydınlatma aslında enerji savurganlığı anlamına geliyor. Özellikle geceleri gökyüzüne doğrultulmuş korunaksız ışık en büyük israf. Dünya çapındaki toplam elektrik tüketiminin en az dörtte biri yapay aydınlatmadan kaynaklanıyor. Hem maliyet hem de karbon ayak izi bakımından savurganlık.