İspanya’da sosyalist/sol koalisyon kampıyla sağ/aşırı sağ muhalefet arasındaki toplumsal cinsiyet ve feminizm gerilimi öyle koptu kopacak noktada ki, tren istasyonlarına kadın ismi verilmesi bile gürültü patırtı çıkmasına neden oluyor. Önemli İspanyol kadın yazar ve sanatçıların adını meydanlarda, tabelalarda görmek sağ cenahın maço bünyesine ağır geliyor. Kadına karşı şiddet suçlarında cezaları kaldıramıyorlar; LGBTI+ haklarına hiç gelemiyorlar. 8 Mart’larda dünyada en fazla kadının meydanlara çıktığı ülke olmayı sindiremiyorlar.
Aslında siyaseten tartışacak mevzu çok; kiralar fırlamış, genç işsizliği yüksek, ülkede yüzyılın kuraklığı yaşanıyor ve ormanlar cayır cayır yanıyor. Ama toplumsal yarılma gündeme egemen oluyor, geçen 23 Temmuz seçiminin asabi kampanya dilinde popülist siyaset ağır basıyor, muhafazakar taraf sosyalistlerin terör örgütü artıklarıyla işbirliği içinde olduğunu iddia ediyor (artık var olmayan Bask terör örgütü Eta’nın!); solcular ise sağcıları uyuşturucu baronlarına hizmet etmekle suçluyor.
İklim krizi ormanları yakıyor, toplumsal değerler bağlamında ise İspanya esaslı bir Kulturkampf iklimini yaşıyor. Sosyalist Pedro Sanchez hükümeti erkek şovenizminden kurtuluş yolunda hayli mesafe alıyor, ancak futbol piyasası maçoluğun son kalelerinden biri olarak sağlam duruyor.
Bu gerilim ortamında Futbol Federasyonu Başkanı Luis Rubiales kalkıyor, Dünya Kupası’nı kazanan kadın futbol takımının 10 numarası Jenni Hermoso’ya elense çekip dudağından öpüyor. Canlı canlı dünyaya yayılan zorbalık hangi ülkede olsa skandal. Ancak İspanya’nın Kulturkampf ikliminde katmerli cinsinden. İspanyolların “baboso” dediği yapışkan türde erkek saldırısı, futbol deyişiyle yönetici pozisyonundaki birinde görmek istemedikleri hareketlerden. Bu yüzden Rubiales görevi suiistimalle suçlanıyor ve istifası isteniyor.
Koalisyonun ileri sol kanadından Eşitlik Bakanı Irene Montero’ya göre bu hareket kadına karşı cinsel şiddet; kadınların her gün yaşadığı ve asla normalleştirilmemesi gereken bir hareket. Montero sosyal medyadan yasayı hatırlatıyor; “Sadece evet, evet anlamına gelir…” Bu bakımdan bazı hukukçular ceza davası açılması gerektiğini söylüyor. Rubiales baskılar sonucu mecburen özür diliyor, Başbakan Sanchez ise yeterli olmadığı görüşünde.
Peki hangi taraftan hiç tepki gelmiyor? Son erken seçimde parlamentoda çoğunluğu elde edemese de birinci çıkan muhafazakar Halk Partisi (PP) ve partiden kopan aşırı sağcıların kurduğu Vox’tan hiç ses yok. Vox, ses demek bu arada.
Kültür savaşını şiddetlendiren meseleye bakarsanız bu tepkisizlik şaşırtıcı değil.
İlerici sol Podemos ile ittifak halindeki Sanchez hükümeti sosyal devletin gereklerini yerine getiriyordu. Asgari ücret ve emekli maaşları artırılmış, enerji fiyatları sübvanse edilerek dengelenmiş, yüksek gelirden vergi uygulamasına geçilmişti. Ancak iktidar son yerel seçimlerden yenik çıktı. Bunun üzerine 23 Temmuz’da erken genel seçime gidildi.
Oy kaybının nedeni Podemos kontenjanından Eşitlik Bakanı Irene Montero’nun, cinsel suçlara toptan ceza öngören yasa teklifiydi. Bakanın “sadece evet, evettir” reform planı, ceza yasasındaki cinsel suç hükümlerinden farklılık gösteriyordu; rıza dışındaki her türlü cinsel eylem tecavüz sayılıyordu. Yasa yürürlüğe girdikten sonra bazı cinsel saldırı suçluları beklenmedik şekilde hapisten çıkmaya başladı. Çünkü ceza yasası suçun niteliğine göre altı yıldan 12 yıla veya dört yıldan 10 yıla kadar ceza öngörürken, yeni düzenleme nitelik farkı gözetmeksizin bütün suçlara dört yıldan 12 yıla kadar ceza kesiyordu. Böylece bazı faillerin cezaları azalmış oldu. Sosyalist kanatta sinirler gerildi ve eşitlik bakanıyla adalet bakanı arasında ihtilaf kaçınılmaz oldu.
23 Temmuz seçiminde iktidarın oy kaybı devam etti, birinci çıkan da merkez sağdaki Halk Partisi (PP) oldu. Hükümeti kurma görevi PP lideri Alberto Nunez Feijoo’da. Çoğunluğa sahip değil, Vox ve diğer birkaç küçük partiden destek alabilir, ancak güvenoyu zor görünüyor.
NE ALAKASI VAR IKER-SARA ÖPÜŞMESİYLE
Şimdi Rubiales vakasında siyaset ve toplumdaki kutuplaşma elbette medyaya da yansıyor. Merkez sol eğilimli El Pais “Bu hareket bütün kadınlara yapılmış saldırıdır” diye yazıyor.
Futbolun erkek egemen kalelerinden iki spor gazetesi As ve Marca ise alay eder gibi Iker Casillas ile Sara Carbonero’nun öpüşmesine benzetiyor olayı, hiç alakası yokken. 2010 Dünya Kupası kazanan İspanya milli takımının kalecisi Casillas’ın final sonrası TV spor muhabiri Carbonero’yu öpmesi, insanda hoş hisler uyandıran ateşli ve romantik bir sahneydi, çünkü ikisi sevgiliydiler. Sonra evlendiler ve boşandılar, hikaye bitti.
Bu benzetme yüzünden iki gazete çok tepki aldı ama onlar ısrarlı, teşbihte hata olmadığı görüşündeler. Halen devam eden televizyon tartışmalarında Rubiales’in güç ve iktidar gösterisinde bulunduğu ve “Bir Jenni’nin poposuna vurmadığı kaldı” ifadesi dile getiriliyor.
SKANDALLARIN ADAMI
Aynı zamanda UEFA Başkan Yardımcısı olan Rubiales’in bu kadar sert eleştirilmesinin bir nedeni de geçmiş yıllardaki skandalları. Öz amcasının iddiasına göre Rubiales federasyon paralarıyla orjiler düzenliyor. Sonra İspanya Supercopa’sının Suudi Arabistan’da oynanmasını angaje ediyor ama İspanyol medyasının araştırmalarına göre karşı taraftan komisyon karşılığı.
Ve Kadınlar Dünya Kupası finalini Kraliçe Letizia ile Prenses Sofia’nın hemen yanı başında tribünde izlerken gol sevinciyle sadece erkeklere özgü taşkınca bir “avuçlama” hareketi çekiyor; Nouma kadar ileri gitmese de. İnsan bu kadar mı kendine hakim olamaz. Rubiales’in müstehcen hareketi İngiliz kadın futbolcuları hedef alıyor. Sıksan diplomatik kriz bile çıkar. Sonrasında İspanya’nın tek golünü atan Olga’yı da yanağından öpüyor. Bir başka “baboso” öpme hareketi orta saha oyuncusu Aitana Bonmati’ye. Rubiales’in kraliçe ve prensese tek taraflı sarıldığı görüntüler de düşüyor; bir onları öpmediği kalmış.
Federasyonun kadın futbolcuları tahakküm altına aldığı çok belli. Skandal üzerine Hermoso’nun ilk tepkisi “hoşuma gitmedi” olmuştu. Soyunma odasındaki sözleri medyaya böyle yansımıştı. Sonra ise federasyon kanalıyla şu sözler geldi; “Şampiyonluğu kazanmamızın büyük sevinciyle karşılıklı spontan bir hareketti.” Hermoso özgür iradesiyle mi bu açıklamayı yaptı, yoksa federasyon tarafından mı formüle edildi, sorgulanıyor. Çünkü Rubiales soyunma odasında da elini Hermoso’nun omzuna atıp yapışıyor, kadın uzaklaşmaya çalışırken beriki bir türlü bırakmıyor ve “Bütün oyuncuları Ibiza’ya davet ediyorum, Jenni ile Luis’in düğününü de orada yaparız” diye aklı sıra espri yapıyor.
Kadın milli takımı teknik direktör Jorge Vilda’nın zorbalığından da şikayetçiydi, gönderilmesi için ayaklanmışlardı. Kontrol manyağı olduğunu söylüyorlardı, adam futbolcuların çantalarını karıştırıyor, geceleri odalarını kontrol edebilmek için kapıların kilitlenmesini yasaklıyordu. Rubiales, Vilda’nın tarafını tuttu ve koç görevde kaldı. Kadın futbolcularla iktidar ilişkisi bu şekilde kurgulanmıştı. Erkek futbolunda kolay rastlanacak bir olay değildi.