Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Ayşe Özek Karasu Avrupa seçimlerinde rot-balans sağa çekiyor

        “İtiraf edelim, sağcı olmak Almanya’da zor iş.” Der Spiegel’den gelen newsletter bu cümleyle başlıyor, gerekçe silsilesi şöyle devam ediyordu:

        “Alman tarihinin sağ kanadına Nazi damgası vurulduğundan, 2017’ye kadar Bundestag’da sağ uçta pozisyon alan parti olmadı. Ulusal hissiyatı Hitler döneminden ikna edici biçimde ayrıştırmayı hiç kimse başaramadı. Oysa İtalya ve Fransa gibi diğer Batı Avrupa ülkelerinin meclislerinde sağcı partiler vardı. 2017’de AfD’nin (Almanya için Alternatif) meclise girmesi, siyasette ‘normalleşme’ işareti olarak algılandı. Ancak anladık ki, öyle değilmiş. Bu yüzden İtalya ve Fransa’nın aşırı sağ partileri AfD ile arasına mesafe koydu. Almanya’ya özgü bildik gerekçeyle: Partinin Avrupa seçimlerinde liste başı adayı Maximilian Krah’ın da SS sempatisiyle gösterdiği üzere Nazilerle aralarına sınır çekememişlerdi. Artık yeni rotalar oluşuyor: İtalyan ve Fransız aşırı sağı merkeze doğru kayarken, AfD iyice aşırı sağa savruldu. Elbette Almanlar da edebiyle sağcı olabilir, ancak buna uygun parti bulabilmiş değiller…”

        Fakat edebiyle sağcı olamayan katmanlar mevcut. Hitler’den kopamayan AfD, ülkeye dalga dalga yayılan şu ırkçı “hit” için verimli zemin oluşturmuş bulunuyor. Malum, Almanya günlerdir zenginler adası Sylt’teki Pony kulüpte gençlerin bağıra çağıra söylediği Nazi kalıntısı şarkının şokunu yaşıyor. İtalyan DJ Gigi D’Agostino’nun 2000’den kalma dans parçası “L’Amour Toujours”un müziği üzerine “Yabancılar dışarı, Almanya Almanlarındır” sloganıyla o gürültülü eller havaya videosu ortaya çıkalıberi derinlemesine siyasal tartışmalar, sosyal analizler yürütülüyor. Emniyetin siyasi suçlara bakan birimi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik soruşturması açıyor. İç daraltıcı monotonluğuyla aşkın ebediliğini anlatan parça, Nazizmin ebediliğine evriliyor.

        Sylt Adası'ndaki Pony Kulüp
        Sylt Adası'ndaki Pony Kulüp

        “Ausländer raus” sloganı pek yenilik sayılmaz, on yıllardır duvarlara dillere pelesenk. Mölnn, Solingen katliamlarının müsebbibi. Peki şimdi neden bu kadar şaşırttı Almanya’yı? Kimse direkt itiraf etmese de nedeni; sloganın ayaktakımından değil seçkinlerin dilinden yükselmesi. Sylt zengin ve güzellerin sayfiye adası, videonun çekildiği mekan içki hariç 150 Euro girişli Pony kulüp. “Anneniz babanız zengin, kapıda Porsche’niz duruyor, yabancılardan size ne!” gibi bir hava hakim eleştirilerde.

        AŞIRI SAĞ SOSYETEYE BULAŞINCA

        Parolası değişen şarkı aslında uzun süredir TikTok’ta dolaşımda, Fasching ve partilerde revaçta ama aşırı sağ mesajların toplumun krema tabakasına kadar ulaşması vakayı sarsıcı hale getiriyor. “L’Amour Toujours” melodisi artık öyle net ırkçılık sinyali ki, AfD TikTok videolarında “Yabancılar dışarı” sloganına gerek duymadan sadece arka plan müziği olarak çalıyor. Sosyal bilimciler AfD’nin bu platformdan yaydığı radikal sağ propagandayla genç kuşakta sağlam taban bulduğunu söylüyor.

        Pony kulüp partisinde bir eliyle Hitler bıyığı yapıp sağ kolunu “heil” kaldıran biri görülüyor ki, bunu gırgırına ırkçılık sayanlar da yok değil. Videoda kimliği tespit edilip yüksek ücretli işlerinden atılanların olması ise yargısız infaz sayıldığı gibi “meseleyi kökünden çözmek yerine örtbasla geçiştirme” aymazlığı olarak da değerlendiriliyor. Tartışmak yerine yasaklamak!

        Haberler art arda patlıyor; değişik eyaletlerdeki parti, eğlence, atış şenlikleriden aynı şarkı yükseliyor. Bir yatılı okuldaki partide duyulunca idare devreye girip çocukları yataklarına gönderiyor. Hatta bir kentte özel parti, polis baskınıyla karakolda bitiyor, kin ve düşmanlığa tahrikten cezai işlem uygulanıyor. Irkçı ve ayrımcı söylemler konusunda bir uzman “Herhangi bir ortamda bu sloganları duyarsanız itiraz edin, çünkü sükut ikrardır” diye uyarıyor. Oktoberfest’e daha çok var ama Münih organizasyonu “L’Amour Toujours çalmak yasaklanacak. Bu tür aşırı sağ pisliklere bizde yer yok” diyor şimdiden.

        Başbakan Scholz “Yabancılar dışarı, Almanya Almanlarındır” sloganını iğrenç bulduğunu söylüyor. İyi de “Almanya’da kalma hakkı olmayanları nihayet büyük çapta sınırdışı etmeliyiz” diyen de kendisi. Yani “Atalım ama slogan atmayalım!” demek istiyor. Nitekim bu yıl 4 bin 791 kişi “Yabancılar dışarı” pratiğini bizzat yaşadı; sınır dışı edilenlerin oranı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 arttı ve trend devam edecek. Bu yıl sonuna kadar 20 bin yabancının deport edilmesi planlanıyor.

        AfD'nin baş ağrısı Maximilian Krah
        AfD'nin baş ağrısı Maximilian Krah

        Bu ortamda Avrupa Parlamentosu seçimlerine gidiliyor ve AfD bütün kirli çamaşırları ve skandallara rağmen yüzde 15 oranında oy alacak gibi görünüyor. Skandal derken partinin AP milletvekili ve yine liste başı adayı olan Maximilian Krah’ın SS seviciliği söz konusu. Bir parti üyesinin Kremlin’den rüşvet alarak ajanlık yaptığı ve Çin hesabına çalışanlar olduğu iddiaları da cabası.

        MEYDAN KRALİÇE ARILARIN

        2024 Süper seçim yılının 6-9 Haziran’daki Avrupa ayağından aşırı sağın ayak sesleri geliyor. Son kamuoyu yoklamalarına göre fraksiyonlara bölünmüş durumdaki aşırı sağ partiler oylarını mevcut yüzde 30’dan yüzde 37’ye çıkarıyor. Merkez sol ve Yeşiller oy kaybına uğruyor; AP’deki sandalyelerin yarısı, merkezdeki üç büyük grubun dışında kalan milletvekillerine geçiyor. Hıristiyan demokratlarla, muhafazakarlar ve radikal sağın oluşturduğu popülist sağın ilk kez çoğunluğu elde etmesi ihtimali var. Böyle bir parlamento denklemi, dış politikadan göç meselesi ve iklim krizine Avrupa Komisyonu’nun işlevini sekteye uğratabilir.

        Bazı ülkeler özelinde durum daha da kritik; AB’nin 27 üyesinden dokuzunda, basın özgürlüğünden LGBT haklarına hukuk devleti ilkelerine aykırı politikalar güden popülist partiler anketlerde ilk sırada yer alıyor; Fransa ve Hollanda’da açık ara öndeler. Diğerleri ise Avusturya, Belçika, Çekya, Macaristan, İtalya, Polonya ve Slovakya.

        Aşırı sağın ayak sesleri geliyor ama, Almanya’nın AfD’si kadar aşırısı fazla geliyor…

        AfD’li Maximilian Krah’ın İtalyan medyasına demecinde Üçüncü Reich’ın kitle katliamlarından sorumlu polis gücü SS için “Her SS üniforması giyene otomatikman suçlu gözüyle bakamayız” demesi yetti. Gazetecilerin sorusu şuydu: “Almanlar atalarıyla gurur duymalıdır şeklindeki açıklamanız SS’leri de kapsıyor mu?”

        Krah’ın cevabıyla kapsadığı anlaşılınca ilk hareket Fransa’da Marine Le Pen’den geldi, Ulusal Birlik (RN) partisinin AfD ile yollarını ayırdığını ilan etti. RN lideri ve liste başı adayı Jordan Bardella da “Kırmızı çizgimiz aşılmıştır” dedi. Diğer partiler de RN’yi izledi. Böylece, Avrupa Parlamentosu’nda aşırı sağ partilerin birleştiği “Kimlik ve Demokrasi” (ID) grubundan çıkarıldı AfD. Alman medyasına göre bu durum AfD için bir felaketti; para, iktidar ve seçmen tabanında prestij kaybı anlamına geliyordu.

        Marine Le Pen
        Marine Le Pen

        Aşırı sağ partiler Avrupa Parlamentosu’nda fraksiyonlara bölünmüş olsa da, görünürde verdikleri mesajlar önümüzdeki dönemde birlikte çalışacakları yönünde. Le Pen, Madrid’deki aşırı sağ mitinginde “9 Haziran’ı kurtuluş ve umudun günü yapmak üzere son tahlilde hep beraberiz” dedi. İtalya’nın post-faşist Başbakanı Giorgia Meloni, “Nüanslarla da olsa aynı vizyonu paylaşan ittifak partileriyle birlikte içerideki başarımızı Avrupa’da tekrarlayacağız” diye konuştu.

        Le Pen’in başı çektiği radikal ID grubunda Geert Wilders’in Hollanda Özgürlük Partisi (PVV) ve Avusturya’nın Özgürlük Partisi (FPÖ) yer alıyor. Meloni’nin partisi İtalya’nın Kardeşleri yine aşırı sağın toplandığı “Avrupa Muhafazakarlar ve Reformcular” (ECR) grubuna mensup. Daha ılımlı bu grupta Polonya’nın Hukuk ve Adalet Partisi (Pis) ile İspanya’dan Vox var. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Fidesz partisi ise AP’de bağlantısız ama sağ popülist ağırlık merkezinde.

        Giorgia Meloni
        Giorgia Meloni

        Aşırı sağ fraksiyonları ayrıştıran kilit noktalar var: ID grubu Rusya’ya karşı Ukrayna’ya verilen AB desteğine şüpheyle yaklaşıyor, ECR ise direkt Kiev’i destekliyor. Bu konuda uzlaşma zor görünüyor. Alman analistlere göre AfD ile yolları ayıran Le Pen, aşırı radikal yükü attıktan sonra Meloni, Orban, Wilders ve diğerleriyle birleşik aşırı sağı müzakere edebilir, ancak ayrılıklar hayli derin. Centre for Britain and Europe düşünce kuruluşunun direktörü Daniele Albertazzi X mesajında şunu söylüyor: “Le Pen’in partisi RN için en mantıklı yol ID grubunu bırakarak ECR’ye dahil olması. Ancak Meloni’nin yanında ikinci keman olmaya içerleyebilir. Fazla kraliçe arı varsa, kovan anarşiye sürüklenebilir.”

        Le Pen son miting konuşmasında Meloni’yle yakınlaşma sinyali verdiyse de, geçen yıl İtalya Başbakanı için “O benim ikiz kardeşim değil” demişti. Le Pen, Meloni’nin Başbakan Yardımcısı aşırı sağcı Lig partisinden Matteo Salvini ile daha yakın ittifak halinde, ikisi de ID grubunda.