Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Esin Övet Son durumu merak edenlere
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Tüm sorulara toplu yanıt vereyim efendim.

        Malum 24 Kasım'da Op. Dr. Alp Aslan yönetiminde gerçekleşmiş ameliyat sonrasında, gözümde şiddetli yanma, kızarıklık ve görme kaybı yaşanmıştı. Bunu altı ay herkesten gizledim, sakladım ve sessiz kaldım. Tek derdim gözümü iyileştirmek, görüntümü iyileştirmek ve insan içine çıkabilmekti. Ayrıca babam çok rahatsız ve annem onun üzüntüsü içinde olduğu için benim durumumu bilmiyordu. Annemin bir de benim için üzülmesini istemedim. Ayrıca utandım, sıkıldım ve kendime bunu yakıştıramadım. Ve bir an önce de iyileşme çabasına girdim. Her gün sabah-akşam doktorlara gittim ki, hala da devam etmekteyim. Bu zaman zarfında gitmediğim göz doktoru kalmadı. Ki tüm bu detayları size tek tek yazdım, açıkladım ve anlattım zaten.

        İyi ki, açıklamışım. İnanın o kadar iyi geldi ki açıklamak... Teşekkürler hepinize tek tek... Destekleriniz çok iyi geldi.

        En son yazımda da, "Sağ gözümde yüzde 80, sol gözümde yüzde 2 görme durumu vardı. Tedavim devam ediyor. Kornea nakli olmam gerekiyor ama olamıyorum şu durumda. Allahtan görüntüm düzeldi, en azından üzerimdeki şu 'Utanma' duygusu attım ve sizinle de rahat rahat paylaştım. Ki benim başıma gelenler bir başkasının başına gelmesin diye" dedim.

        Kendimde de biraz olsun güç ve kuvvet toplayınca, gerekli şikayetlerimi de yapabildim. Sonuç olarak özellikle göz kapak ameliyatları çok fazla tercih ediliyor. Ve benim yerimde çok kişi olabilir.

        O şikayetler doğrultusunda sağ olsun Sağlık Bakanlığımız hemen devreye girdi. Ve bakanlığın atadığı başmüfettiş kontrolünde araştırma başladı. Önceki gün de müfettiş kontrolünde Şişli Etfal ve Araştırma Hastanesi'nde gözüme yeniden bakıldı. Tek tek, saatlerce incelendi. En doğruyu, en gerçeği ortaya çıkartmak için titizlikle çalışılıyor. Bu sadece benim değil benim gibi insanların da zor durumda kalmaması için.

        Şu an sağ gözüm yüzde yüz görüyor. Fakat bulanıklık devam ediyor. Ve iki sene içinde de geçmesi bekleniyor.

        Sol gözümde de görme hala yüzde 2'lerde ve maalesef bulanıklık çok şiddetli devam ediyor. Sol gözümün akıbeti şu an belli değil. Uzun uzun yıllar alabilir geçmesi. Ve kornea nakline uygun değil. Kendini yenilemesi bekleniyor. Ancak o zaman kornea nakli uygulanacak.

        Ve ameliyat esnasında gözüme ne olduğunu Başmüfettiş bulacak. Ki didik didik inceliyor. Herkesle tek tek konuşuyor, araştırıyor. Kimseyi kayırmıyor, herhangi bir özel muamele yapmıyor. Ve benim gittiğim tüm doktorlarla da konuşuyor.

        Ve tabii ameliyatımı yapan, ameliyata giren herkesle de...

        İnanıyorum ki, gerçek ortaya çıkacak ve gerekli kişiler cezalandırılacak. Benim başıma gelen bir başkasının başına gelmesin diye.

        Benim başıma gelen ihmali bir başka doktor bir başka insana yapmasın diye.

        Düşünün ben en önemli organlarımdan birini şu an kullanamıyorum.

        Tek gözümle hayatımı idame ettirmeye çalışıyorum. O yüzden lütfen dikkat edin. Doktor seçimlerinde özellikle. Ve hakkınızı arayın.

        Ve göz kapak ameliyatlarını mutlaka göz doktorlarına yaptırın. Ya da yüz gerdiriyorsunuz, ya da yüzünüze herhangi bir estetik müdahale yaptırıyorsanız, ameliyata mutlaka göz doktorunun da girmesinde ısrarcı olun.

        Gerçekten bu çok önemli bir detay... Mutlaka...

        ***

        Şişli Etfal Hastanesi

        İstanbul'da yaşayıp Şişli Etfal Hastanesi'ni bilmeyen yoktur. Özellikle eski yerini.

        Benim de eskiden çok gitmişliğim, çok bulunmuşluğum hatta hastalık dışında çok haber kovalamışlığım vardır kapısında.

        Yeni yerine de önceki gün ilk kez gittim.

        1-Tertemiz.

        2-Geniş geniş.

        3-Doktorlar çok ilgili.

        4-Hastane kocaman.

        5-Ve konforlu.

        Ancak insanımız hala telaşlı...

        Muayene kapılarının önünden ayrılmıyorlar. Oysa ki, her yerde sıranızın geldiğini gösteren kocaman ekranlar var ve özellikle anonslar yapılıyor. Yani sırasınız size geldiğinizde kaçırmanıza imkan yok.

        Ama insanlarımız kapılardan ayrılmıyor. Doktorun biri, "Hanımlar-beyler evinizin kapısından böyle ayrılmayan insanlar olsa sizin hoşunuza gider mi? İçerde hasta var. Onun mahremiyeti açısından lütfen kapılara toplanmayın. Oturup rahat rahat bekleyin" diye uyarmasına rağmen insanımız yerinden kıpırdamadı.

        Gerçekten bunu gözümle izledim.

        Neden olduğunu bilmiyorum ama bir başkası muayene olurken de, sürekli içeriye içeriye dalıyorlar.

        Şu bir gerçek ki, ne kadar şahane binalar, hastaneler, okullar yapsanız da, insanımızın eksiklikleri var. Ve bu konuda acilen empati duygusu kazanmaları gerekiyor.

        Yani kendilerine yapılmamasını istemediklerini yapmamaları gerekiyor.

        Çünkü hastane gerçekten çok güzel olmuş ve doktorlarımız da şahane ilgiliydi. benim orada geçirdiğim beş saat boyunca gözlemim budur.

        ***

        İstanbul da yağmur yağınca

        Sıcakların tavan yaptığı İstanbul'da bir gün sonra yağmur yağdı. Hava serinledi...

        İstanbul da bir rahat nefes aldı.

        Fakat sağım, solum, önüm, arkam;

        -Sanki yaz bitmiş de kışa giriyor gibiyiz.

        -Bu yaz olmadı ya... Bitse hemen keşke.

        -Çok sevimsiz bir yaz geçmiyor mu, yoksa bana mı öyle geliyor.

        -Tatile gidiyorum oraların da keyfi yok. Geçen Antalya'daydım. Yok hep bir şey eksik sanki.

        -Bodrum'da müşteri değişmiş. Artık hiç tanıdığım insanları görmüyorum. Nerede bu insanlar.

        -Bu sene hiç Alaçatı'ya gitmedim, gitmek istemiyorum. Ama duyduğum kadarıyla çok kötü bilgiler geliyor.

        -Kaş'a gideceksiniz Kaş'a. Biraz daha korunuyor oralar sanki.

        -Yok yok müşteri çok değişti sevimsiz günler geçiriyoruz.

        -Bir an önce kış gelse, bir an önce Eylül-Ekim gelse. Sıkıldım ben bu yazdan.

        -Eskiden bir coşku olurdu, bir heyecan. Neden bi mutsuzluk var.

        -Sanki herkes birbirinden mutsuz. Kimse kimseyi sevmiyor mu ne?

        -Yok yok insanlar artık kendilerini sevmiyor, kendilerinden kaçıyorlar sanki.

        Diye uzuyor cümleler.

        Daha ben ağzımı açmadan; "Sen de sevmedin di mi bu yazı. Bi tuhaflık yok mu sence de!!!" geliyor arkasından.

        Bir kere yaz ayında bir şey yok mis gibi.

        Sadece evet biraz sıcak.

        Ve evet bu yaz her şey çok daha pahalı.

        Ve evet şehirler bu sefer daha kalabalık. Normalde yazları genelde boşalırdı ama boş değil. Kalabalık.... Bu yaz ayının tek farkı bu....

        Yazlık yerlerde de insanların evi varsa, evinden çıkmıyor, geçen yazlara göre. Tek farkı bu olabilir. Ki çok haklılar pahalı gerçekten.

        Gittiğin yerler kötü değil senin ruhun, düşüncelerin, bedenin kötü ya da mutsuz. Bence biraz bunun farkına varmak gerek. Ki İstanbul'da yağan yağmur biraz su serpti yüreklere. Bu duygulara sürükledi size.

        E bir de malum Venüs geriliyor, o oluyor, bu oluyor, şu oluyor derken olan oluyor anlayacağınız...