Fenerbahçe, kendi sahasında 10 kişi kalan Rizespor’la 2-2 berabere kaldı.
Galatasaray derbisi öncesi oldukça önemli olan maçı kazanmaktan başka şansı olmayan Sarı-Lacivertliler büyük bir fırsatı bir kez daha değerlendiremedi.
90+8’de gelen gol tüm Fenerbahçelileri dondurdu. Tam maç bitti diye düşünülürken yenilen gol büyük şaşkınlığa neden oldu.
Rizespor karşılaşmasının kolay olacağı varsayılıyordu.
Öyle olmadığını maç başlayınca gördük.
Fenerbahçe ilk yarıyı daha önce ki maçlarda olduğu gibi boşa harcadı.
Kötü bir oyun ve pozisyonsuz biten bir 45 dakika.
İlk yarı Rizespor soyunma odasına 1-0 önde gidince, telaş ve stres tüm maçı etkiledi.
Teknik direktör Tedesco, büyük takım antrenörü olmadığını kaybedilen maçlar başta olmak üzere sezonun genelinde gösterdi.
Sahaya çıkardığı 11 eleştirildi. Rizespor maçı bunun en belirgin örneği.
İsmail neden oynamadı? Ya da, Musaba Nene ve Cherif’den daha mı kötü?
Çağlar’a ne demeli? Bu oyuncu bırakın Fenerbahçe’yi Süper Lig’de oynayamaz.
Yenilen iki gol Çağlar’ın hataları sonucu geldi.
Şurası bir gerçek. Sarı-Lacivertli takım şampiyonluğa oynayacak motivasyondan uzak.
Bireysel olarak güçlü olabilirler. Fakat, takım oyunu yok. Kazanma arzusu takım olarak içselleştirilmemiş.
Hırs eksik. Sorumluluk alan yok. İsyan eden yok. Cesaret yok. Uyum yok.
Taraftarının desteği ile Rizespor’u yenip, derbi maçına çıkamıyorsan şampiyonluk hayali kuramazsın.
Futbolcular, teknik adam ne kadar hatalı ve sorumluysa yönetim de onlar kadar sorumludur.
Devre arası transferinde santrafor ve stoper almayan yönetim alınan kötü sonuçların gereğini yapmalı.
Rizespor beraberliği Fenerbahçe için büyük yıkımdır.
2-1 öndeyken 90+8’de baç bitti diye sevinenleri hayal kırıklığına uğratan bir takım için ancak acemiler diyebiliriz.
Çağlar gibi Ederson’da umutları yok eden oyuncu olarak başroldeydi. Gereksiz yere öne çıktı. Golü hediye ettiği gibi tüm sezonu çöpe attı.