Soykırımın matematiği
Gazzelilerin yüzde 75’inin yerinde kaldığı varsayılınca yeniden inşa maliyeti 6 milyar dolar. Eğer Gazzeliler başka bir yere taşınırsa ve Gazze tamamen Filistinsizleştirilirse o zaman maliyet 5 milyar dolara düşüyor.
Filistinlilerin Gazze dışındaki maliyeti 9 bin dolar iken Gazze içindeki maliyeti 32 bin dolar.
Gazzeliler başka bir ülkeye taşınırsa orada 5 bin dolar yeniden yerleşim paketinden faydalanırlar.
1 yıl boyunca gıda desteği, 4 yıl boyunca da kira desteği alırlar. İlk yıl yüzde 100, ikinci yıl yüzde 75, üçüncü yıl yüzde 50 ve dördüncü yıl yüzde 25.
Tüm bu hesaplamalar Gazzelilerin Gazze dışında desteklenmesinin daha rantabl olduğunu ispatlamak için yapılmış belli ki.
Bu sözcüğü özellikle kullanmak istedim. Kârlı demek çok daha naif bir şey. Rantabl daha doğru bir sözcük gibi geliyor.
Bu hesaplamaları yapanlar Blair, Kushner, Dermer ve Witkoff daha rantabl olduğu için de Gazzelilerin tamamen topraklardan sürülmesinin tüccar Trump’ın daha çok hoşuna gideceğini de hesaplıyorlar haliyle.
Tabii planda Gazzelilerin geri dönebilmesinin mümkün olduğunu ama geri dönmelerinin beklenmediği belirtiliyor.
Sanki gönüllü gidiyorlar da gönüllü gelişlerine izin verilecekmiş gibi.
İki yıldır hemen her gün yüzlerce insanın; çocukların, annelerin, yaşlıların, gençlerin paramparça olduğu bir soykırım izliyoruz ve birileri soğukkanlı bir şekilde matematiksel olarak en rasyonel gördükleri planları kağıt üzerinde rahatlıkla yazıp çizebiliyorlar.
Sadece kağıt üzerinde kalacak gibi de durmuyor.
Uzun zamandır Gazzeliler şehrin güneyine doğru zorunlu göçe maruz kalıyorlar.
Güneye göç hem İsrailin saldırıları sonucunda mecbur kalınan bir seçenek hem de insani yardım adı altında kurulan ve İsrail’in ölüm tuzakları olan Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) merkezlerinin çoğunun güneyde kurulmasının bir sonucu. Bu merkezler bilinçli olarak Güney’de dar bir noktaya kuruldular.
Yani nüfus güneyde biriktiriliyor.
Güneye sıkıştırdıkları Gazzelileri tanklarla toplarla katletmeye devam ediyorlar. Sağ kalanlar açlıktan ölmeye mahkûm ediliyor. Olur da hem tanklardan hem de açlıktan sağ kurtulmayı başaran olursa, yardım merkezlerine geldiklerinde onları İsrail tuzakları karşılıyor ve orada katlediliyorlar.
Tüm bu süreç sonucunda hala hayatta kalmayı başaran Gazzelilere bir çıkış kapısı açıp başka bölgelere geçmelerine izin verecekler. Bunu da insani bir yaklaşımmış gibi sunacaklar.
Pazartesi günü Miami’de buluşan Trump’ın damadı Kushner, Netanyahu’nun en güvendiği adamı Dermer ve Trump’un Ortadoğu elçisi Witkoff, Gazze’nin geleceği toplantılarına devam ediyorlar.
Ertesi gün İsrail, Katar’da Trump’ın ateşkes ve çözüm planını konuşmak üzere toplanan Hamaslı yöneticilere saldırdı. Birçok açıdan kriz olabilecek bu durum İsrail’in yapabileceği türden bir çılgınlık olarak normalleştirilen hatta meşrulaştırılan bir kriz olarak dünya siyaset sisteminde yerini aldı bile.
Trump ise bu saldırıdan pek hoşnut değildi.
Truth Social'da şunları yazdı: “Bu, Başbakan Netanyahu'nun aldığı bir karardı, benim aldığım bir karar değil.”
Aynı gün Beyaz Saray sözcüsü şu cümlelerle konuya yönelik yaklaşımlarını ortaya koydu.
“ABD'nin egemen bir devleti ve yakın müttefiki olan ve barışı sağlamak için bizimle birlikte çok sıkı ve cesurca çalışan ve risk alan Katar'ın içlerine tek taraflı bombalar atmak, İsrail'in veya Amerika'nın hedeflerine ulaşmasını sağlamaz.”
Trump önce Doha’yı sonra da Tel Aviv’i aradı. Katar emiri el Sani ile görüştü ve üzgün olduğu belirtti.
İstihbarat kaynakları İsrail’in saldırıyı ABD’ye çok kısa zaman kala bildirdiklerini söylüyorlar. ABD, Katar’ı uyarana kadar füzeler çoktan düşmüştü. Dolayısıyla İsrail saldırıyı, bir oldu bittiye getirmiş gibi görünüyor. Zaten ABD garantörlüğünün güçlü olduğu ve her alanda sıkı iş birliği yaptıkları Katar’a karşı bu saldırgan tutum Trump’ın işine gelen bir yaklaşım olamaz pek. Hele ki adına “Trump Planı” dedikleri plan için çaba harcarken.
Adlarını vermek istemeyen Beyaz Saray yetkilileri uluslararası medyaya bu saldırıdan hoşnut olmadıkları konusunda demeç üstüne demeç veriyorlar
Ancak burada kritik bir konu akla geliyor elbette.
İsrail tarafında Netanyahu’nun sağ kolu olan ve İsrail-ABD ilişkilerinde tek söz sahibi olan Stratejik İşler Bakanı Dermer ile Trump’ın damadı Kushner’in toplandıklarının ertesi günü gerçekleşen bu saldırıdan haberdar olmamaları pek ihtimal gibi görünmüyor.
Eğer Trump gerçekten de son anda bu saldırıyı öğrenmişse hem Kushner hem de İsrail’in güvensizlik çemberinin içinde demektir. Bu da önümüzdeki günlerdeki gelişmelerin Trump’tan ziyade Netanyahu, ABD’de evinde kaldığı Kushner ve en sadık adamı Dermer’in istediği gibi şekilleneceği sonucunu doğurabilir.
Son olarak Trump Planı olarak düşünülen plandan bahsedelim.
Planı, Washington Post’a sızdırıldığı tablolarda olduğu gibi madde madde ele alalım.
Patlamamış mühimmat temizliği, moloz kaldırma, altyapı ve elektrik şebekesinin yeniden kurulması.
Rafah’ta bölgesel lojistik merkezi. Gazze’nin üretim bölgesine, limanına ve havaalanına bağlanıyor. Mısır, İsrail ve GCC’deki limanlara ve İbrahim Altyapı Koridoru üzerinden bağlantılı.
Gazze çevresinde MBS (Muhammed bin Selman) Ring otoyolu ve tramvay hattı döşenmesi. Salahaddin yolunun yerine MBZ (Muhammed bin Zayed) otoyolunun ringi geçmesi.
Büyük ölçekli demiryolu, boru hatları ve fiber ağ. Suudi Arabistan, BAE, Mısır, İsrail ve Ürdün’deki bölgesel merkezlere İbrahim Kapısı üzerinden bağlantı.
Gazze’de küçük ölçekli Ro-Ro limanı (El Ariş limanının uzantısı) + Dahaniya’da küçük havaalanı.
Sina’da büyük ölçekli güneş enerjisi ve tuzdan arındırma tesisleri.
Gazze-İsrail sınırı boyunca endüstriyel bölgeler. İbrahim Kapısı ve Gazze Ring üzerinden tedarik edilen sanayi.
Bölgesel veri merkezleri, özel ABD yapay zekâ düzenlemeleriyle. GREAT Trust tarafından korunacak ve İsrail ile GCC’ye İbrahim Altyapı Koridoru’nun fiber ağı üzerinden hizmet verecek.
Kıyıda ve küçük yapay adalarda dünya standartlarında tatil köyleri (Dubai’deki Palmiye Adaları benzeri).
6–8 dinamik, modern ve yapay zekâ destekli akıllı şehirlerin sıfırdan inşası. Bu şehirlerdeki tüm hizmet ve ekonomi kimlik tabanlı dijital sistemle yürütülecek.
Tüm planın özeti bu.
Bu planda eksik olan şey elbette Filistinliler. Eğlence ve teknolojinin, refah ve kalkınmanın, havalimanlarının, veri merkezlerinin, yapay zekayla çalışan otonom sistemlerin merkezi yapacakları Gazze’de Gazzeliler olmayacakmış. Çünkü geri dönüşlerine izin verilmeyecek. Zaten soykırıma maruz kalan bu halktan geriye çok kimse kalmadı.
Böylesine soğukkanlı, böylesine rasyonel sosa batırılmış, matematiksel hesaplamaların, kalori hesaplarının merkezinde ilerleyen bir vahşeti, soykırımı bu dünya hiç görmedi, yaşamadı.
- Zaman hızlanmadı biz yüzeyselleştik46 dakika önce
- Anadolu Karanfili3 gün önce
- Nobel Barış Ödülü14 dakika önce
- İmajdan gerçekliğe giden yol7 dakika önce
- Tüketimin Ontolojisi ve Sıfır Atık1 ay önce
- Papa XIV. Leo Ziyareti ve Dezenformasyonun Anatomisi4 hafta önce
- Dijital feodalizm1 ay önce
- İddianameden ilk notlar1 ay önce
- Dick Cheney ve yalanları1 ay önce
- Merz'in bavulu Erdoğan'ın vicdanı2 ay önce