Rakip takım her atağa kalktığında tribünlerde büyük bir heyecan dalgası yaşanıyor; ıslıklar, alkışlar kopuyordu. Öyle ki kendi kalelerine gol yediklerinde yediden yetmişe kadın ve erkek taraftarlardan oluşan 42 bin kişilik stadyum büyük bir sevinçle misafir takımın oyuncularını ayakta alkışlıyordu. Onların gol sevincine ortak oluyorlardı.
Gol yediği için üzülmeyen bir kaleciyi ilk kez bu maçta gördük sanırım.
Aksi düşünülebilir miydi zaten? Halihazırda soykırıma uğramaya devam eden Filistin halkının milli takımının gol sevincine ortak olmak o stadyumdaki herkesi çok duygulandırmıştı. Ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla Filistin’e çok değerli bir destek vardı o gece Konya’da.
Konyaspor ile Filistin milli takımı arasında oynanan tarihi maç her açıdan çok değerliydi.
Önce, sahanın ortasında barışın sembolü olan büyük bir güvercin figürü açıldı. Maçın başlamasından hemen önce de özgürlüğü temsil olarak 42 güvercin gökyüzüne bırakıldı.
Tribünde üzerinde “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak” yazısı ile İsrail'in saldırılarında hayatını kaybeden sporcular ile gazetecilerin yer aldığı dev pankartlar açıldı.
Doğu tribününde ise İsrail'e karşı 2000 yılında İkinci İntifada sırasında tüm dünyanın gözleri önünde öldürülen 12 yaşındaki Muhammed Durra ile babası, Filistin direnişinin ve özgürlük mücadelesinin sembolü Hanzala ile Gazze'deki saldırılarda hayatını kaybeden torunu Rim'i kucağında tutan ve "Ruhumun ruhu" sözleriyle seven Filistinli dede Halid Nebhan'ın yer aldığı koreografi açıldı.
Yine tribünlerde İsrail tarafından Filistin’de katledilen çocuklar, gazeteciler ve sporcuları anlatan koreografi, hepimizi duygulandırdı.
Maç öncesinde iki takım oyuncuları “Filistin bir insanlık meselesidir, Filistin halkının yanındayız” yazılı tişörtlerle maça ısındılar.
Başlama düdüğünden hemen önce ise iki takımın futbolcuları Gazzeli çocuklarla seremoniye çıktılar. Allah bahtlarını açık etsin.
Karşılaşma sırasında saha kenarındaki elektronik reklam panolarında da Filistin’e yönelik dayanışma mesajları yer aldı. “Filistin’in yanındayız”, Gerçek terörist İsrail’dir”, “İsrail bebek katilidir”, “Boykota devam” mesajları yer aldı.
Gecenin en çarpıcı anlarından biri ise karşılaşmanın 10. dakikası 14. saniyesinde yaşandı.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail tarafından katledilen 1.014 Filistinli sporcuya dikkat çekmek amacıyla stadyumun tüm ışıkları kısa süreliğine kapatıldı. Bir anda karanlığa bürünen stadyumda on binlerce kişi telefonlarının flaşlarını açtı.
Işıkların yeniden yanmasının ardından hepimizin gözlerini yaşartan bir olayla karşılaştık. Tribünlerden sahaya Filistinli çocuklar için oyuncaklar atıldı. Hayatta kalabilen, açlıkla boğuşan ve çocukluklarını hiç yaşayamayan Filistinli çocuklar…
Maçta dakikalar 89.59’u gösterdiğinde “Filistin özgür olana dek bu maç ertelenmiştir” anonsuyla sembolik olarak sonlandırıldı.
Filistin’i, Gazze’yi yalnız bırakmayan onbinlerce Konyalı o gece gerçekten çok kıymetli bir dayanışma gösterdiler. Ben de kendi notumu şöyle düştüm o gece.
Filistin gol attığında daha çok sevinen bu milleti esirge Ya Rab.
Filistin milli takımı ile futbol karşılaşması fikrini tüm zorluklara rağmen hayata geçiren İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) Başkanı Taha Ayhan’ı gönülden kutluyorum. Hem bu etkinlik hem de birazdan bahsedeceğim Uluslararası Gazze Mahkemesi için verdiği çaba ve emeğe şahidiz. Kendisiyle birlikte uluslararası alanda kıymetli çalışmalarda bulunan ekibini de kutluyorum.
Elbette bu maç için ev sahipliğini en iyi şekilde yapan ve “deplesman tribünü boş kaldı çünkü Konya’da iki takım da evinde diyen” Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a, koreografiler ve diğer mesajları hazırlayan Konyaspor taraftar grubu Nalçacılılar’a ben de yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varlar.
Tabi, İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından 2026 Gençlik Başkenti ilan edilen Konya’daki tek etkinlik bu maç değildi elbette.
İslam İşbirliği Gençlik Forumu’nun (ICYF) öncülüğünde ve Konya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Filistin Günü ilan edilmişti. Önce Uluslararası Gazze Mahkemesi’nin oturumu vardı. Mahkemeyi ve çalışmalarını merak edenler konuyla ilgili geçtiğimiz yıl yazdığım yazıma da göz atabilirler.
https://www.haberturk.com/ozel-icerikler/idris-kardas/3833359-uluslararasi-gazze-mahkemesi
Uluslararası Gazze Mahkemesi’nin neden önemli olduğunu IFYC Başkanı Taha Ayhan’ın açılış konuşmasından alıntıyla aktarmak isterim.
“Dünyadaki sayılı uzmandan oluşan bir ekip soykırımı tüm boyutlarıyla ele alıp bir mahkeme kararı haline getirdi. 2 milyon insanın öldürüldüğü, şehit edildiği, eziyet edildiği bir yerde bunların soykırıma uğradığını ispat etmek zorundaydınız ama 25 Ekim 2025 tarihinde mahkeme kararının çıkmasıyla beraber artık tüm dünyada yapılan başvurularda mahkeme kararına atıfla soykırımı ispat edebiliyoruz. Adalet belki beklediğimizden daha yavaş tecelli ediyor, soykırımcılar bugün hala elini kolunu sallayarak geziyorlar, büyük bir istilacılığın konforunu sürüyorlar fakat ben inanıyorum ki gerek bu çabalar gerek insanlığın verdiği çabalarla soykırımcılar bugün olmasa yarın adalet önünde hesap verecektir.”
Yani dünyanın her yerinden İsrail’in soykırımına karşı yapılacak başvurularda bu mahkemenin kararları belirleyici olabilecek. Bu, birkaç yıldır devam eden mahkemenin tüm çabalarının çok değerli bir sonucu.
Mahkeme Başkanı Prof. Dr. Richard Falk’un sözleri de soykırımın uluslararası alanda tanınmasında mahkemenin önemini belirtiyordu.
“Bir başka deyişle, resmî adaletin çarkları insanların refahı için çok yavaş dönmektedir. Uluslararası Gazze Mahkemesi, sıradan mahkemelerin yapamayacağı şekilde soykırımın objektif bir resmini ve kapsamlı şekilde anlaşılmasını sağlayan tarihi bir belge ortaya çıkardı. Buna, tanıkların ve hayatta kalanların çok önemli ifadelerinin alınması da dahil."
Uluslararası Gazze Mahkemesi’nin ardından Filistin Gençlik Forumu oturumu düzenlendi. Burada da İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ile diğer yetkililerin konuşmaları yine Filistin’i ve Gazze’yi unutturmamak üzerineydi.
Erdoğan’ın, İslam İşbirliği Gençlik Forumu’nun ve Uluslararası Gazze Mahkemesi’nin çalışmalarına verdiği desteğin burada çok kıymetli olduğunun altını çizmek lazım.
Forumdaki konuşmasında şu sözleri hepimizin yüreğine tercüman oldu.
“75 bin can feda oldu; 28 bini çocuktu. Bugün çocuklar okullarına gidemiyor, enkazların arasında kalıyor. Eğer biz bu soykırımı unutursak kanımız kurusun”
Forumda konuşan bir diğer isim ise Filistin Gençlik ve Spor Yüksek Konseyi Başkanı Jibril Rajoub da coşkulu bir konuşma yaptı. Bir kısmını paylaşmak istiyorum.
"Bu güzel ülkenin insanlarına Filistin'in her karışının selamını getirdim. Filistin halkı adına, Filistin gençleri adına size hitap etmekten büyük şeref duyuyorum. 'Evimiz, eviniz' dediniz. Evet, gerçekten Konya bizim vatanımız. Biz de şunu ifade etmek isteriz, Filistin bizim evimizse, sizin de evinizdir. İnanıyoruz ki Türkiye bir gün Gazze'ye gelecek, insani yardımlarını ulaştırabilecek ve Filistin'i kucaklayacaktır. Türkiye'deki herkes Filistin'le beraberdir. Bunu biliyoruz. Kapımız size her zaman açık ve desteğinizi bekliyor olacağız”
Konya’da Filistin günü işte böyle geçti.
Aslında her yönüyle Gazze’yi ve Filistin’i unutmamamız için o kadar çok nedenimiz var ki.
Bu çalışmalar, gayretler, emekler gerçekten insanlığın direniş noktalarıdır. Bu yüzden emeği geçen her bir kişi, İsrail’in soykırımına karşı elinden geldiği kadarıyla mücadele eden vicdan abideleridir. Hepsine minnettarız.
Gazze’yi unutmayalım. Filistinli çocukları unutmayalım.
Soykırım devam ediyor, zulüm devam ediyor.