Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler İdris Kardaş İsrail'in GEO hamlesi

        Birkaç ay önce bu köşede “Algoritmaların hafızasında Türkiye” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yapay zekanın dünyayı nasıl öğrendiğini, hangi kaynaklardan beslendiğini ve özellikle ülkeler hakkındaki bilgileri hangi perspektiften ürettiğini ele almıştım.

        O yazıda üzerinde durduğum temel mesele şuydu.

        Dünyada milyarlarca insanın bilgiye ulaşma biçimi değişiyor ve bu yüzden de ülkelerin kendilerini dünyaya anlatma yöntemleri köklü bir dönüşüm geçiriyor. Artık bir ülke hakkında insanların zihnindeki bilgi kadar, yapay zeka sistemlerinin o ülke hakkında ne bildiği de önem taşıyor. Hatta insan zihnine bu bilgiyi yeniden öğretecek ölçüde güçlü bir önem.

        REKLAM

        Mesela Türkiye’nin Kıbrıs politikasını ya da Afrika’daki faaliyetlerini, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı ya da daha eskilere dayanan herhangi bir tarihsel meseleyi dünyanın herhangi bir yerindeki insanın hangi kaynaklardan öğrendiği üzerine çok acil düşünmemiz gerektiğini söylemiştim.

        Çünkü artık insanlar bu soruların cevaplarını çoğunlukla arama motorlarında onlarca sayfayı dolaşarak aramıyor. ChatGPT’ye, Gemini’a veya Claude’a soruyor.

        O gün özellikle İsrail’in bu alandaki faaliyetlerine dikkat çekmiştim.

        Aradan geçen birkaç ayda ortaya çıkan belgeler ve araştırmalar meselenin düşündüğümüzden çok daha kapsamlı olduğunu gösteriyor. Somut ve net bir şekilde ortaya konuyor.

        REKLAM

        The Guardian, Axios ve Drop Site News tarafından yayımlanan araştırmalar, İsrail’in yapay zeka sistemlerinin ürettiği cevapları etkilemek amacıyla kurduğu organizasyonu ayrıntılarıyla ortaya koyan haberler yayınladılar. Gördüğümüz tabloda milyonlarca dolarlık bütçeler var, teknoloji şirketleri var ve akademik araştırma kılıfında hazırlanan sahte içeriklerden oluşan geniş bir ağ var.

        Birlikte inceleyelim...

        Ağustos ayında The Guardian oldukça ilginç bir araştırma yayınladı. Araştırmaya göre, Hanover Institute for Public Policy adında ve kendisini Amerikan düşünce kuruluşu olarak tanıtan bir internet sitesi yalnızca dokuz gün içerisinde 124 araştırma raporu yayımlamıştı. Toplam 560 bin kelimeden fazla içerik yani. Ve bu kuruluşun araştırmacıları, adresi veya kurumsal geçmişi hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunamıyordu.

        REKLAM

        Buna karşılık raporlar oldukça profesyonel hazırlanmıştı. Akademik bir dil kullanılıyor, BM belgelerine, insan hakları kuruluşlarına ve çeşitli araştırmalara atıflar yapılıyordu.

        Rapor ve araştırma başlıkları ise tam tahmin ettiğiniz gibi: İsrail Gazze’de soykırım yapıyor mu? Filistinliler topraklarından sürüldü mü? İsrail savaş suçu işledi mi?

        Gördüğünüz üzere bunlar milyonlarca insanın yapay zekaya sorabileceği türden sorular. Zaten çalışmanın mantığı da burada ortaya çıkıyor. Önce insanların yapay zekaya yönelteceği sorular belirleniyor. Ardından bu sorulara cevap verecek şekilde hazırlanmış içerikler özenle internete yerleştiriliyor. Araştırmacı sahte, araştırmadaki kaynaklar sahte, veriler sahte, tanıklar sahte, her şey sahte. Bu kadar çok metin yayınlayabilmelerinin nedeni de bunları yapay zeka robotlarına yazdırmalarından kaynaklanıyor.

        REKLAM

        The Guardian’ın araştırması, Hanover Institute’un Amerikan Piro adlı bir medya şirketiyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmış. Daha sonra Piro’nun da ABD Adalet Bakanlığına sunduğu belgeleri incelemişler ve şirketin İsrail hükümeti adına çalışmalar yapan bir iletişim ajansı olduğunu görmüşler.

        İsrail bu çalışmayı yaparken yapay zeka sistemlerinin hangi internet sitelerini güvenilir kaynak olarak seçtiğini analiz etmiş. Yani önce ChatGPT, Gemini veya Claude gibi sistemlerin hangi internet sitelerini güvenilir bulduğu incelenmiş, ardından içerikler buna uygun hazırlanmış. Dolayısıyla sahte raporlar bu internet sitelerine atıf yaptıkça yapay zekanın da bunu güvenilir kabul edeceklerini düşünmüşler.

        REKLAM

        Bunun pazarlama dünyasındaki adı Generative Engine Optimization, yani GEO.

        Daha önce birkaç kez bu kavrama değinen yazılar yazmıştım. Google çağında, internet sitelerinin arama sonuçlarında üst sıralarda görünmesi SEO yöntemleriyle sağlanıyordu. GEO ise yapay zekanın oluşturduğu cevaplarda hangi kaynakların, hangi sitelerin kullanılacağını etkilemeyi amaçlıyor.

        Aradaki fark önemli. Çünkü mesela eskiden Google’da karşınıza çıkan bağlantılar arasında seçim yapabiliyordunuz. Yapay zeka ise farklı kaynaklardan derlediği bilgileri tek bir cevap halinde sunuyor. Kullanıcı da çoğu zaman bu cevabın arkasındaki kaynakların nasıl seçildiğini bilmiyor. Anonim gelen bilgiyi de doğru kabul ediyor.

        REKLAM

        Organizasyonun bir başka dikkat çekici ismi Donald Trump’ın eski kampanya yöneticisi Brad Parscale. Kurucusu olduğu Clock Tower X şirketi, İsrail adına yürütülen dijital iletişim faaliyetlerinde önemli bir rol üstleniyor.

        ABD Adalet Bakanlığındaki kayıtlara göre şirket, İsrail adına çalışıyor. Axios’un araştırmasına göre Parscale’in ekibi, yapay zeka sistemleri İsrail hakkında daha olumlu cevaplar üretsin diye dokuz ayrı internet sitesi hazırlamış.

        Sitelerden biri İsrail’i barış ve birlikte yaşama konusunda çaba gösteren bir ülke olarak anlatıyor. Bir başkası ABD ile İsrail arasındaki askeri iş birliğini öne çıkarıyor. Diğerleri Gazze’deki operasyonların hukuki boyutlarını veya Hamas’ın uluslararası alandaki statüsünü ele alıyor. Tabi ki hep İsrail lehine olacak şekilde.

        REKLAM

        Her site belirli bir konuda uzmanlaşmış gibi görünüyor. Böylece yapay zeka şunu görüyor: Farklı kaynaklardan gelen ancak aynı iletişim stratejisi çerçevesinde hazırlanmış içerikler.

        Şimdi gelelim en kritik noktaya. İsrail’in bu çalışmaları işe yarıyor mu? Yani dünyanın her hangi bir yerinde biri Gazze’de ne yaşandığını sorduğunda karşısına İsrail lehine cevaplar veren bir yapay zeka sistemi çıkıyor mu?

        Temmuz ayında Drop Site News tarafından yayımlanan araştırma bu konuda önemli bulgular ortaya koymuş. Buna göre, Clock Tower X tarafından İsrail lehine oluşturulan internet sitelerinin büyük bölümü Common Crawl adlı internet arşivinde yer almış..

        REKLAM

        Common Crawl, büyük dil modellerinin geliştirilmesinde de kullanılan önemli veri kaynaklarından biri. Ancak bu arşivde yer almak, söz konusu içeriklerin bütün yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanıldığı anlamına gelmiyor elbette. Yine de önemli aşama kaydetmişler.

        Örneğin araştırmacılar Perplexity’ye ABD ile İsrail arasındaki askeri iş birliğinin faydalarını sorduklarında, Clock Tower X tarafından hazırlanan Allyvia adlı internet sitesini başlıca kaynaklarından biri olarak gösterildiğini tespit etmişler. Microsoft Copilot’un da aynı ağdaki içeriklere atıf yaptığı görülmüş. Bu, gerçekten çok kritik. Bilgi okyanuslarına attıkları kirli bir damla tüm okyanusu kirletebilmiş.

        REKLAM

        Gelelim bu işin ekonomik boyutuna.

        Quincy Institute tarafından yayımlanan araştırmaya göre İsrail hükümeti, 7 Ekim 2023’ten itibaren dünya genelindeki kamu diplomasisi faaliyetleri için 1 milyar doların üzerinde harcama yapmış. Bu paranın tamamı yapay zeka çalışmalarına ayrılmamış elbette. Sosyal medya kampanyaları, reklamlar, lobi faaliyetleri ve diğer iletişim çalışmalarını kapsıyor bu rakam.

        Ancak yapay zeka sistemlerinin cevaplarını etkilemeye yönelik faaliyetler, bu organizasyonun önemli bir parçası haline gelmiş durumda. İsrail bürokrasisinin bu çalışmaları tanımlarken kullandığı kavram da dikkat çekici: Bilişsel savaş.

        REKLAM

        İsrail Diaspora Bakanlığının parlamentoya sunduğu bilgilerde onlarca internet sitesi oluşturulmasından ve yapay zeka modellerinin bu içeriklere nasıl tepki verdiğinin takip edilmesinden söz ediliyor. Yani bunları gizli saklı yapmıyor İsrail.

        Yazıyı Türkiye bağlamıyla bitirelim.

        “Algoritmaların hafızasında Türkiye” yazısında şu soruyu sormuştum.

        ChatGPT, Claude veya Gemini Türkiye’yi nasıl biliyor? Türkiye’yi hangi kaynaklardan öğreniyor? Kimin anlatısıyla tanıyor?

        Bugün ortaya çıkan belgeler bu soruların neden önemli olduğunu daha iyi gösteriyor.

        Dünyanın herhangi bir yerindeki üniversite öğrencisinin Türkiye’yi araştırdığını düşünelim. Büyük ihtimalle Türkiye’nin resmi açıklamalarını, Türk akademisyenlerin çalışmalarını ve tarihsel belgeleri tek tek incelemek yerine yapay zekaya bir soru yöneltecek.

        REKLAM

        Peki sistemin oluşturduğu cevapta Türkiye kaynaklı çalışmalar ne kadar yer bulacak? Türkçe yayımlanan akademik metinler ne ölçüde kullanılacak? İngilizce, Fransızca veya Almanca hazırlanmış araştırmalarda Türkiye’nin yaklaşımı nasıl temsil edilecek? Türkiye hakkında dezenformasyon yayan milyonlarca kişinin ortaya attıkları bilgiyi nasıl bastırabileceğiz?

        Aynı sorular Türkiye’nin Afrika politikası, Suriye’deki faaliyetleri, savunma sanayii ve tarihsel meseleleri için de geçerli.

        Daha önce Edward Branigan’dan hareketle, bakış açısının önemine değinmiştim ve “Hikayenin sahibi hakikatin de sahibidir” ifadesini kullanmıştım.

        REKLAM

        Yapay zeka çağında bu cümle yeni bir anlam kazanıyor. Çünkü bugün hikayelerin nasıl anlatılacağında algoritmalar da giderek daha fazla rol oynuyor.

        İsrail’in yürüttüğü çalışmalar, devletlerin bu yeni alanı nasıl kullanmaya başladığını gösteriyor. Çünkü gelecekte insanlar ülkeleri, toplumları ve tarihsel olayları giderek daha fazla yapay zekaların hazırladığı cevaplar üzerinden tanıyacak.

        O cevapların hangi kaynaklardan oluştuğu da dünyanın ortak hafızasını şekillendirecek. Bizim de buna hazırlanmamız çok önemli bugün.