Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Muharrem Sarıkaya Kızılçam olmasa, Anadolu çöl olurdu

        ANADOLU topraklarının ana tanrıça kültlerinden biri olan Kibele, karşılaştığı yakışıklı Attis’e aşık olur…

        Evlenmeye karar verirler…

        Ancak Attis Sivrihisar’ın köyü olan ve bugün Ballıhisar adını alan antik kent Pessinus Kralı’nın güzel kızı ile karşılaşınca Kibele’yi unutur.

        Kralın kızı ile hemen evlenmeye karar verir; mitolojiye göre düğüne Tanrıça Kibele de davet edilir…

        Ana tanrıça Kibele
        Ana tanrıça Kibele

        DÖRT MEVSİM YEŞİL KALMASINI SAĞLAR

        Düğünde Attis ile karşılaşan Kibele, “Benimle evlenmeye söz vermiştin!..” diye anımsatır…

        Attis, Ana Tanrıça’ya karşı duyduğu utanç ve pişmanlıktan ötürü düğün meydanında erkeklik organını keser, acılar içinde çığlık atarak kendi etrafında dönmeye başlar.

        Daha fazla acı çekmesine dayanamayan Kibele, oracıkta Attis’i çam ağacına dönüştürür.

        Takındığı onurlu tutum karşısında, diri ve canlı halde sonsuzluğa bağışlar…

        Mitolojiye göre, çam ağacının her mevsim yeşil kalıp, güçlü tohumunu etrafa saçarak çoğalması; en kötü olaylardan sonra yaşama hızla dönmesinin nedeni de bundandır…

        PESSİNUS MABEDİNDE BIRAKILAN

        Pessinus Mabedi’nde, Ana Tanrıca Kibele için düzenlenen şenliklerde, tapınakta rahip olmak isteyen erkeklerin hadım edilme töreninin dayandığı gerekçe de bu mitolojidir.

        Hititlerden başlayıp, M.Ö. 200’lerde yaşayan Friglere oradan Galatlara ve Romalılara kadar uzanan mitolojinin her adımında aynı hikaye anlatılır.

        Hatta o denli ki siyah bir göktaşının oyulması ile betimlenen Ana Tanrıca Kibele’nin heykelini Romalılar M.Ö. 204’te Kartaca’ya karşı savaşı kazanmak için Roma’ya götürür...

        Siyah meteora oyulmuş Kibele heykelinin adını da “Magna Mater -Ulu Ana” koyar…

        GORDİON TOPRAKLARINDA VAR OLDU

        Ankara- Sivrihisar yolunda Polatlı’yı geçtikten sonra Gordion yazılı tabelayı takip etmeleri halinde varacakları topraklarda yaşanmıştır mitolojideki hikayesi…

        Yani Anadolu iki bin yılı aşkın süredir Ana Tanrıça Kibele’nin her mevsim yeşil kalması için çam ağacına dönüştürdüğü Attis ile özdeştir Anadolu’daki kızılçamlar…

        Bütün bunları yazmamın nedeni, son günlerde artan yangınlar dolayısıyla ortaya atılan gerçek olmayan iddialar.

        Sanki iki bin yılı aşkın süredir bu topraklarda yer etmiş, bütün arkeolojik kazılardaki tabletlerde karşısına çıkmış, doğası ile bütünleşmiş, Anadolu’nun has ürünü kızılçam ormanlarının sanki yapay olarak üretildiğine ilişkin gerçek olmayan iddialar…

        #resim#1075861#

        İYİ Kİ KIZILÇAM VAR

        TMMOB Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hasan Türkyılmaz’ın dünkü sohbetimizde altını çizdiği gibi Anadolu’nun yeşil kalmasının en önemli nedenidir kızılçamlar…

        “Eğer kızılçamlar olmasaydı, yanan bütün arazilerde yeniden ağaç yetişmesi mümkün olmazdı” diye söze giren Türkyılmaz’ın şu tespiti de önemli:

        “Kızılçam tohumları 800-1000 derecelik sıcaklıklara karşı da dayanıklıdır. Ayrıca tohum dökümü de tüm yıl boyunca devam eder. Her türlü nem, sıcaklık, iklim koşulunda dahi tohumları çimlenir. Böylece yanan yerlerde yeniden yeşillenmeye imkan veren çok önemli bir ağaçtır.”

        Kızılçamların bilinçli olarak Anadolu’ya getirilip dikildiğine ilişkin asılsız iddiaların 2007 yılında da dile getirildiğini belirten Türkyılmaz, “Kızılçam iyi ki var. Olmasaydı, yangın sonrası o arazileri yeniden ormanlaştırmamız mümkün olmazdı” dedi…

        TOHUMU DA GÜÇLÜDÜR

        Orman Mühendisi Şevkiye Topçu da benzer noktaya işaret etti, kızılçamın her koşula dayanıklı olduğunu anımsattı.

        “Ladin, kayın da bu bölgenin ve iklimin ağacı değildir; bu coğrafyada yaşam sürümez. Soğuk, serin, yağışlı ve nemli iklim arar. Kızılçam ise hem sıcağa ve hem kuraklığa, hem de soğuğa karşı dayanıklıdır. Örneğin sarıçamın tohumu çok narin ve küçüktür. Kızılçamın tohumu ise iridir, büyüktür. O nedenle güçlü tohumlarından yeniden üreme imkanına sahiptir. Orman ağaçlarını, bakı (dağlık arazide yamaç yönü), yükseklik, sıcaklık, yağış miktarı etkiler. Kızılçam her koşulda yaşamını devam ettirir; yandıktan sonra tekrar yeşillenir…”

        Mitoloji durduk yerde Kibele’nin sonsuzluğa bağışlayıp, her mevsim yeşil kalarak yaşam sürdürdüğüne dönük hikayeyi yazmamış...

        Kızılçam, yangında yaşamak için çaba gösterir.
        Kızılçam, yangında yaşamak için çaba gösterir.

        YAŞAMINI KORUMAK İÇİN ÇABALAR

        Daha önemlisi yangında da yaşamını sürdürmek için gayret eden önemli bir ağaçtır…

        Akdeniz bölgesinde orman yangını ile karşılaşanlar bilir; acı bir ses ile kozalaklarını yüzlerce metre ileri atarak, tohumlarını yaymak, varlığını sürdürmek için çaba gösterir…

        Çanakkale, Kemer ve Rodos başta olmak üzere, son günlerde karşılaştığımız orman yangınlarının ötesinde, daha küçük boyutlu toprak yüzeyindeki örtü yangınından neredeyse hiç etkilenmez.

        Çünkü toprak yüzeyi ile iki metreye kadar olan kesimde gövde kabukları çok kalındır; bu sayede canlı kalıp, yaşamını sürdürmesine olanak sağlayan kabuk altındaki bölümü (kambiyum) korumak için biyolojik önlemini alır…

        Kızılçam, çiçeklenmeye diğerlerinin aksine çok erken yaşta, 2-3’üncü yılında başlar; tohumları çimlenme yeteneğine sahip kapalı kozalaklarını oluşturur.

        #resim#1075863#

        MİTOLOJİ, HURAFEDEN GÜÇLÜDÜR

        Özetle, cahil zekaların ileri sürdüğü gibi, kızılçam bu topraklara ABD’nin Marshall Planı kapsamında getirilip dikilmedi…

        Binlerce yıldır bu topraklarda yaşam süregeldi; bu toprakların canlısı olarak, Anadolu’da varlığını sürekli korudu…

        ABD diye bir ülke yokken, ervahı ezelden, levh-i kalemden, yani insan oğlunun kaderlerinin levhaya yazıldığı günden beri bu topraklarda varlığını koruyor.

        Dolayısıyla, ne bu toprakların has evladı zeytin ağaçları sökülüp ABD’ye gönderildi, yerine kavak getirilip dikildi…

        Ne de kızılçamlar Marshall yardımı kapsamında getirildi…

        Birileri Kibele’nin hikayesine inanmayabilir; ama unutulmasın ki mitoloji her daim hurafeden güçlüdür…

        Kızılçam ve delice zeytini gibi asırlardır anlatımını sürdürür…