Beşte dördü 'özel kanuna' karşı...
CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Ahlat’taki konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecinde son düzlüğe çıkıldığını, hedefe varılmaya az az kaldığını belirtti.
Sözleri Ankara’daki genel havayı da yansıtıyor.
Ancak, son düzlükte nasıl ilerleneceği konusunda farklı görüşlerin olduğu da bir gerçek...
Bunların başında da kendini fesheden PKK’lılardan eline hiç silah almayanlarla, suça karışmış olanların nasıl ayrılacağı ve hangi yasal zeminde ülkeye girişlerine izin verileceğine ilişkin…
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, hafta sonu sosyal medya üzerinden yayınladığı bir yazıda bunun "özel bir geçiş kanunu ile karşılanması gerektiğini" belirtti.
Genel Kanunlardan ayrı, "tek bir özel kanunla ilerlenmesinin en doğru hukuk politikası" olacağını yazdı.
Kendini feshetmiş örgütün aktif ve destek unsurlarını kapsayacak özel kanunun, sürecin bitmesiyle sona ermesi gerektiğine de vurgu yaptı.
Geçiş süreci kanunun genel talepler ve haklar değil, kapsamdaki kişiler için geçişi sağlayacak teknik ve hukuki koşulları esas alması gerektiğinin de altını çizdi.
Ulusal demokrasiyi güçlendirecek, "hak ve özgürlükleri geliştirecek çalışmaların da bir mutabakat ile özel geçiş kanunun ardından gelmesi gerektiğini" söyledi.
Aslında AK Parti’nin meselenin mokro çözümüne dönük kanun çalışmaları yerine, mikro düzeyde bir düzenlemeye sıcak baktığı ifade ediliyordu.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokratikleşme Komisyonu’nun toplantılarında da AK Parti temsilcileri bu görüşlerini kayda geçirmişti.
Bu aşamada bir noktayı da belirteyim, AK Parti’de bazı milletvekilleri de mikro çözüme dönük düzenlemelerin istenen sonucu vermeyeceğine inanıyor.
AK Parti içinde bu görüş alışverişi olmakla birlikte, asıl karar verici olan Komisyon'daki ağırlık tam tersi noktada…
AK Parti’nin 22 sandalye ile temsil edildiği 51 üyeli Komisyonda da kararlar 3/5 çoğunlukta alınıyor.
Yani bir tavsiye kararının çıkması için 31 üyenin oyu gerekiyor...
Komisyon’da 4 üye ile temsil edilen Cumhur İttifakı bileşeni MHP de özel kanun çıkarılarak sürecin ilerlemesine sıcak bakmıyor.
CHP ve Yeni Yol grupları da demokrasi ile hak ve özgürlükleri genişletecek kapsam içinde yasal düzenlemelerin ele alınmasını, özel bir yasa çıkarılmasına olumlu bakmadıklarını belirtiyor.
DEM Parti’nin görüşü de aynı yönde…
Nitekim DEM’in siyasetteki tecrübeli ismi, Komisyon üyesi Meral Danış Beştaş, dünkü sohbetimizde, “Komisyonun bir iradesi var ve kararlar orada alınır” diye söze girdi.
“Komisyon varken Sayın Mehmet Uçum'un bunları söylemesini doğru bulmuyorum” dedi ve devamını getirdi:
Beştaş ile başka ülkelerdeki benzer çözüm süreçleri üzerinde de sohbet ettik.
Şunu belirteyim ki bu çözüm süreçlerinde yer almış kişilerle doğrudan temas edip, onların nasıl bir yol izlediği konusunda da doygun bilgi sahibi…
Özel çıkarılmış yasaların çözüm süreçlerinde nasıl olumsuz etki yaptığının da bilincinde…
CHP ise baştan bu yana Komisyon’a katılma gerekçesini demokratikleşme konusunda yasalarda yapılacak düzenlemelere bağlıyor.
Sürecin baştan bu yana motor gücü olan MHP’nin bakışı da farklı değil…
MHP’nin etkin isimleri dünkü sohbetimizde kararların Komisyon’da alınacağına işaret etti…
Parti olarak Türk dili, vatandaşlık, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa’nın vatandaşlık ile ilgili 66’ncı maddesinin kırmızıçizgileri olduğunu belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de dünkü sohbetimizde, Kürt sorununun çözümünün tek yolunun demokratikleşme olduğunu, bunun yasal düzenlemelerle sağlanması gerektiğini belirtti.
Saadet, Gelecek ve Deva partilerinin katılımıyla oluşan Yeni Yol Grubu da özel yasa çıkarılmasına karşı.
Yeni Yol Grup Başkanı Bülent Kaya, “Sayın Uçum’un sözlerine benzer çıkışlar Komisyonu işlevsiz hale getirir” uyarısında bulundu.
Geçici ve müstakil yasa uygulamasının sorunları çözmek yerine arttıracağına vurgu yapan Kaya, geçmişteki benzer düzenlemeyi anımsattı.
IRA ve ETA’nın silah bırakma ve tasfiye süreçlerinde görev üstlenmiş isimler de benzer görüşe sahip…
IRA ile müzakere döneminde görev üstlenmiş dönemin Başbakanı Tony Blair’in şef danışmanlığını üstlenen Jonathan Powell da “Teröristlerle Konuşmak” kitabında buna değinir.
Teröristler için ayrı bir hukuk rejimi, özel yasa çıkarmanın sakıncalarına işaret eder.
Bu süreçte teröristlerle birlikte herkesi kapsayan af, ceza indirimi, infaz yasası düzenlemeleri, entegrasyon gibi yasal adımların atılmasının zorunluluğuna da işaret eden Powell, “Devlet, teröristlerle müzakere etse bile meşruiyetini kaybetmemeli” tavsiyesinde bulunur.
Demokratik kurumların sürece dahil edilmesinin zorunluluğuna işaret ederken, hukukun üstünlüğünün korunmasının teröristlere “sizden farklıyız, sana özel davranmıyoruz, hukuka bağlılık içinde herkese eşitiz” mesajının verilmesini kolaylaştıracağını söyler.
“Teröristler için ayrı bir hukuk rejimi oluşturmak hukukun üstünlüğünü zedeler” diyen Powell’ın şu uyarısı da dikkat çekicidir:
Demokratik bir devleti güçlü kılan şey, düşmanıyla bile aynı hukuk düzeni içinde hareket edebilmesi olduğunun da altını çizip ekler:
Türkiye 2003 ve 2013’te Topluma Kazandırma veya Çözüm Süreci adı altında, süresi ve sınırı belli hukuki düzenlemeler yaptı.
Ancak her ikisi de istenen sonucu vermedi…
Biri Habur’dan aymaz girişler, diğeri de süreci sabote etmek isteyenlerin iki polisi şehit etmesiyle son buldu…
Türkiye benzer süreçleri tam 11 kez denedi.
Bu kez umutlar yüksek ve bölgedeki gelişmeler sonlanacak mesajlarıyla dolu geliyor…
Yeter ki pişmekte olan aşa su katılmasın…
Sürecin en etkin ismi MHP lideri Devlet Bahçeli'nin de dün vurguladığı gibi:
***
MHP'nin etkin bir ismi ile dün Komisyon ve Terörsüz Türkiye üzerinde konuşurken, kendisine aktarılan ilginç bir anektodu paylaştı.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Neçirvan Barzani'nin de katıldığı bir toplantıda Terörsüz Türkiye konusu ele alınmış.
Toplantıda sürece dönük gelişmeler aktarılırken, konuşmacılardan biri MHP liderinin sürece olan katkısının ne denli yüksek olduğundan söz etmiş.
Sözlerini, "Allah Devlet Bahçeli'den razı olsun..." diye bitirince Neçirvan Barzani'nin de arasında bulunan salondaki tüm katılımcılar yüksek sesle, "Amin..." diye bağırmış...
Barzani kendisinin de içinde bulunduğu bu duruma önce gülmüş, ardından "İki yıl önce benim ve sizlerin bu noktaya geleceğimizi söyleseler kimse inandıramazdı; kendi kendimi bile inandıramazdım" demiş.
Bahçeli'ye olan teşekkürünü bir kez daha yinelemiş...
- Gazze'de ateşkesin garantisi…3 ay önce
- Gazze'li Abdullah'ın rüyası…3 ay önce
- Meclis'in mevcut aritmetiği mi, yoksa kamuoyu yoklaması mı?2 ay önce
- AK Parti'nin 76, CHP'nin ise 56…2 ay önce
- Yasası 'özel', infazı 'genel'…3 ay önce
- Mitolojik olan bitti, meteorolojik başladı…3 ay önce
- Şam'dan, İsrail'e: Egemenlikte pazarlık, toprakta müzakere yok...3 ay önce
- Lafı çok, hareketi yok…4 ay önce
- İnönü'yü devirdi, Özel'i de getirdi…3 ay önce
- Weizman'dan Yılmaz'a, Netanyahu öngörüsü!..3 ay önce