Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Murat Bardakçı Kemal Bey'i CHP'nin başından ayırma Yârabbi! Âmiiiin!

        Seçimler geldi geçti; mâlûm Altılı Masa’nın sadece ayakları değil, masanın etrafındakilerin oturdukları sandalyelerin de bacakları, arkalıkları, vesairesi çatır çutur kırıldı, oturanlar yara-bere içerisinde yerlere serildiler, hattâ Meclis’e bile giremediler ama memleket yamalı bir bohçanın eline düşmekten kurtuldu.

        “Yamalı bohça” derken Altılı Masa’yı ve o masadakilerin hayallerini kastediyorum: Seçim kazanılacak, Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olacak; tam adedini kimselerin kestiremediği altı, yedi, sekiz, belki de daha fazla hevesli, meselâ oyların milyonda 0,0001’ini güç-belâ alabilmiş çenebaz sabık bir devletlû, geçmişteki ikbal günlerini Tayyip Erdoğan’a borçlu olan yeni kurulmuş bir partinin nankörlük şampiyonu genç lideri, iki senedir zaten açık olan Ayasofya’yı yeniden “açmayı” vaad eden ileri yaştaki bir başka genel başkan, masanın etrafındaki diğer sandalyelerde oturanlar ve iki de belediye reisi cumhurbaşkanı yardımcılığına geçecek, memleketi hep beraber güya idare edeceklerdi...

        Ne facia olurdu, bir düşünün! Memleket için hayatî bir konuda karar verilmesi mi gerekiyor? Birinin “ak” dediğine öteki “kara” diyecek, diğeri “Ne akı, ne karası beyler; mavi efendim, masmavi” buyuracak, çenebaz olanı söze “Ben ortada renk menk görmüyorum. Bu mesele, ontolojik ortamdaki epistomolojik genleşmenin anakronistik bağlamda paradigmal yanılsamasıdır” diye başlayıp en az sekiz saat süren entel mi entel bir konuşma yapacak, neticede karar marar alınamayacak ve başımıza hayli işler açılacaktı...

        Ama neyse ki Kemal Bey memleketin istikbalini düşünüp fedakârlık etti, masa yoldaşlarından gelen “Yapma etme, hiç şansın yok, kazanamazsın” gibisinden itirazlara kulak asmadan cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu, kaybetti ve kaybetmekle de Türkiye’nin böyle büyük dertlere uğramasını engellemiş oldu! Gerçi tek başlarına oyların yüzde birini bile alamayacak olan minyatür partilere bol keseden milletvekillikleri dağıttı; hem kendisi, hem de altılı masada oturup cumhurbaşkanı yardımcısı olmaya hazırlanan diğerleri Meclis’e bile giremediler fakat dedim ya, Kemal Bey kaybetmekle memleketi büyük bir kaostan kurtardı!

        Türkiye, uçurumun kenarından dönmesini Kemal Bey’in bu basiretine borçludur!

        DEMOKRASİ VE MÜCADELE TEKERLEMESİ...

        Dün akşam, Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimlerden sonra ilk defa ekrana çıkacağını ve Sözcü TV’de gazetecilerin sorularına cevap vereceğini işittiğimde “Eyvaaaah! Ya parti liderliğini bırakacağını söylerse?” endişesi ile yüreğim hopladı, nefesimi kesildi, elim-ayağımı titredi...

        Öyle ya, Kemal Bey muhalefet liderliğinden ayrılır da onun yerine ortadaki yamalı bohçayı hakikaten derleyip toparlayacak bir lider gelecek olsa vay memleketin hâline!

        Ama neyse ki liderliği bırakma konusunda tek söz bile etmedi! Kritik soruların tamamını parti içi muhalefeti senelerden buyana savuşturduğu gibi ustaca savuşturdu ve iki yüz elli altı defa “mücadele”, dört yüz seksen bir kere “perspektif” ve yanlış saymadı isem iki bin sekiz yüz yetmiş beş defa da “demokrasi” sözlerini kullanıp hiçbir soruya açık cevap vermedi! Hattâ, “CHP’nin kurumsal kimliği hatâya izin vermez. Gelir yakamıza yapışırlar” diyerek ardarda seçim kaybetmenin CHP’de “hatâ” değil “başarı” sayıldığını ve bu başarıları sayesinde de yerinden edilemediğini vurguladı. “Kurultayda aday olacak mısınız?” sorusuna “Ben çıkıp adayım demem. Partinin yetkili organları kimin aday olup olmayacağına karar verecektir. Bu partide herkes aday olabilir” cevabını verdi, yani “Benim getirdiğim delegelerin genel başkanlığa benden başkasını aday göstereceğini düşünecek kadar saftirik misiniz? Elbette aday olacağım ve kazanacağım. Şüpheniz mi var?” demek istedi; nihayet “Gerçek anlamda bir demokrasi getireceğiz. Belki yarın, belki daha sonra ama getireceğiz. Ben mücadeleye devam edeceğim” diyerek “Kalıyoruuuuum!” müjdesini verip hepimizi rahatlattı!

        Allah, AK Parti de dahil olmak üzere, dünya üzerindeki bütün iktidar partilerine girdiği seçimlerin tamamını kaybeden ve bundan sonra gireceklerini de kaybedeceği açık-seçik belli olan böylesine ferasetli bir muhalefet lideri nasip etsin!

        BU İŞ ARTIK MİZAH KONUSUDUR!

        Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasetçiliğine muhabbet hissedenler, lütfen kusuruma bakmasınlar...

        Sayısını belki artık kendisinin bile hatırlamadığı bir düzineden fazla seçimin tamamını kaybetmesine rağmen “Epey geç oldu ama bu işi beceremediğimi en nihayet anladım, haydi bana eyvallah!” deme faziletini gösteremeyen,“Demokrasi özveride bulunmaktır” deyip sonu gelmeyen başarısızlıklarına rağmen “istifa” gibi bir özverinin mevcudiyetini hatırına bile getirmeyen ve seçmenleri ile alay edercesine hâlâ demokrasiden, mücadeleden, kurultaydan, adaylıktan, vesaireden bahseden bir muhalefet lideri artık ciddî yazıların değil, sadece mizahın konusudur!