Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin Trump ve Mamdani neden buluştu

        Bir yanda muhaliflerin keşke seçime girebilse de başkan seçilse dediği bir belediye başkanı, diğer yanda siyasette tam karşı kampı temsil eden, dediği dedik, tek adam kadar güçlü bir devlet başkanı. Normal şartlarda asla bir araya gelmemesi gereken iki siyasetçi. Tesadüfen karşılaşsalar bile karpuz gibi tam ortadan bölünmüş tabanlarında öfke patlaması olası; bırakın buluşmayı, el sıkışmayı, sohbet etmeyi. Ama ülkedeki tüm kutuplaşmaya rağmen yan yana gelip vatandaşa daha iyi hizmet etmek için ne yapılır konuşabiliyorlar. Biri devlet yardımı olmadan belediye başkanı olarak elinin bağlı olduğunu biliyor, diğeri de o belediye başkanının popülerliğinin, halkta karşılığının farkında.

        REKLAM

        Tabii ki geçen hafta New York’ta buluşan Amerikan Başkanı Donald Trump ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’den bahsediyorum. İngilizcede “charm offensive” diye bir kavram var, Mamdani seçildiği ilk günden beri iyi bir silah olarak kullandığı karizmasıyla herkesi tavlamayı başarıyor. Donald Trump’ı da etkisi altına aldığı belli, çünkü belediye konutu Gracie Mansion’daki görüşmeleri ilk buluşmaları değildi. Daha önce Beyaz Saray’da bir araya geldiler ve yine kameralara birlikte gülerek demeç verdiler.

        İyi de ikisinin de birbirinden nefret etmesi, birbirini yok sayması gerekiyor değil mi?

        YA ANKARA’DAKİ BULUŞMA

        REKLAM

        New Yorklular bu buluşmaya tepki duymadı, ama benzer bir durumdaki Mansur Yavaş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme kafaları karıştırmaya devam ediyor. Yavaş’ın partisi CHP’den istifa edip yoluna bağımsız olarak devam edeceğini açıklaması kendisine yönelik kuşkuları da artırdı.

        Türkiye’de muhalif çevrelerin temel bir paranoya problemi var. Önce geçmişine, sağına, soluna bakmadan karşılarına çıkan ilk kişiyi, ne kadar yetersiz ve kusurlu olsa bile, tapınırcasına yüceltiyorlar. Fakat işlerine gelmeyen en ufak bir ayak kaymasında ya da maskenin düştüğü anda üzerinden 24 saat bile geçmeden kendi inşa ettikleri putları yerle bir ediyorlar. Dünyada bizdeki kadar çok değişen sokak adı var mı, merak ediyorum.

        REKLAM

        Mansur Yavaş ise kafa karıştırıyor. Henüz tam olarak aforoz edilmedi, çünkü birkaç hamle ötesini görüp satranç mı oynuyor yoksa aynı partiden seçilip en ufak bir baskıda gemiyi terk eden başkaları gibi kendisinden daha kuvvetli bir güce biat etmeyi mi seçiyor karar veremiyorlar. Doğrusu Yavaş da hangi hamleleri yapacağını sızdırmıyor.

        Onun Ekrem İmamoğlu’ndan farkı siyasetin taktiksel bir sabır gerektirdiğini bilmesi, çok çabuk heyecanlanmanın, havaya girmenin, hevesli olmanın bir bedeli olduğunu daha seçildiği ilk günden itibaren görmesi. Bugüne kadar kendisine verilen görevin dışına çıkmamaya da özel olarak dikkat etti, adımlarını hep çok yavaş attı örneğin. Onu bir belediye başkanı olarak olur olmaz global meselelerde görüş bildirirken görmedik mesela. İstanbul Belediyesi gibi gazetecilerden kendisine bir propaganda ordusu kurmadı. Hatta İmamoğlu’na yakın bazı siteler ona para karşılığı olumlu haber yapmayı teklif ettiklerinde de reddetti, bunun bedeli olarak hakkında olumsuz haberler yapıldı. Erdoğan’ın bir sonraki hamlesini sadece Erdoğan’ın bildiği gibi, Mansur Yavaş’ın da bundan sonra ne yapacağını sadece Mansur Yavaş biliyor.

        REKLAM

        Ama bildiğimiz şeyler var.

        İSTABUL’A HESAP MESAFELİYDİ

        Yavaş, en azından muhalefette, siyasetin liyakat üzerine geçerli olduğunu düşünüyordu yakın zamanda. İkinci kez belediye başkanlığını kazandıktan sonra kendisinin otomatik olarak Cumhurbaşkanı adayı olarak görüleceğini biliyordu. Rakamsal olarak oyunu en fazla artıran başkandı, aynı zamanda toplumda yükselen milliyetçi hassasiyeti temsil edecek tek potansiyel adaydı da. Zaten, dikkat edin, üzerine basa basa sadece iki dönem belediye başkanlığı yapacağını vurguladı.

        Kendisine yönelik büyük bir ilgi olmasına rağmen Yavaş adaylığın garanti olmadığının farkındaydı. Bir kere İstanbul’da medyayı, iş dünyasını bağlamaya çalışan, uluslararası bağlantılarla falan kendince bir oyun kurmaya çalışan bir rakip vardı.

        REKLAM

        Yavaş tamamen mecburiyetten, vekaleten o koltuğa oturan Özgür Özel’in de havaya girdiğini, formaliteler hallolana kadar yer tutması gereken genel başkanlığı gerçek zannetmeye başladığını da görüyordu. Hepimiz biliyoruz ki İmamoğlu genel başkan olamadığı için Ecz. oraya yerleştirildi, bir 23 Nisan ataması olarak. Ama koltuk insanı havaya sokar, Ecz. de kendisini birden parti başkanı zannetmeye başladı. Her şeyin normal şartlarda ilerlediği bir ortamda bile illaki kendisini aday olarak masaya getirecekti. Bunun doğal hakkı olduğunu düşünüyordu. Şimdilerde “Benden başkası kalmadı,” diyerek aday olacak ve kaybedecek.

        REKLAM

        Aslında Yavaş güvenilir anketlerle muhalefetin tek adayının kendisi olabileceğini düşünüyordu. Onca seçim yenilgisinden sonra en azından yeni muhalefetin risk almayacağını, kazanacak formül üzerinde uzlaşacağını ve kendi etrafında birleşeceğini umuyordu. İmamoğlu için bir formül bulunmalıydı, belki olası sistem değişikliğinde başbakanlığa oynardı ama buna razı olması zordu. 2024’teki belediye seçimlerinden hemen sonra yazmıştım: İkinci şehri kazanması ömür boyu ikinci adam olmaya razı olacağı anlamına gelmiyor.

        Genel merkez ve İstanbul ortak hareket ederek Yavaş’ı ilk günden beri oyunun dışına itmeye çalıştı. En azından 2024’ten başlayarak İstanbul ve Ankara arasına mesafe kondu. Paris Olimpiyatları sırasında gövde gösterisi yapmak isteyen İmamoğlu ve gölgesi gibi yanında dolaşan Ecz. onu kerhen davet ettiler mesela. İki geceliğine İstanbul Evi’ndeki davetlerden haberi dahi yoktu Yavaş’ın örneğin. Paris’te de partinin iki kutbu ayrı takıldılar.

        REKLAM

        İstanbul ekibinin taktikleri zaten Yavaş’a yabancıydı. Mesafe doğal olarak zamanla açıldı, Yavaş da kendisini özel olarak dışarıda tuttu. Büyük ihtimalle ortak hareket etse mekanizmanın bir süre sonra kendisini öğüteceğini, ya da İstanbul ekibiyle içli dışlı ilişkisinin kendisine siyaseten zarar vereceğini görüyordu.

        Yavaş şimdi 19 Mart sonrası değişen paradigmayı da iyi okuyor. Bildiğimiz eski sistem, eski ezberler, eski taktikler geçerli değil. Kendi kendileriyle didişen muhalefetin bir süre daha dışında kalmanın ne kadar hayati olduğunu görüyor. Yeni paradigmada eski kutuplaşmalar, düşmanlıklar, yıkıcı dildense sistem içinde kalmanın tek varoluş biçimi olduğunu anlıyor. Belli ki oyunu yeniden kurmak, hatta baştan tanımlamak gerektiğine inanıyor.

        REKLAM

        Biri belediye başkanı, biri devlet başkanı. 2028’e kadar birbirleriyle geçinmek, birbirleriyle çalışmak zorundalar. Tabii ki Trump ve Mamdani’den bahsediyorum.